• Anasayfa
  • Manşet
  • Beşkaza Siteleri
  • Künye
  • İletişim
Perşembe, Ekim 8, 2026
20 °c
Fethiye
  • Giriş
Fethiye Haber
Destekleyenler
  • Anasayfa
  • Özel Haber
  • Asayiş
  • Politika
    FETHİYE EMLAKÇILAR DERNEĞİNDE “SERDAR OĞUZ” GÜVEN TAZELEDİ

    FETHİYE EMLAKÇILAR DERNEĞİNDE “SERDAR OĞUZ” GÜVEN TAZELEDİ

    İstanbul’a İlk Kez Gelenler İçin Beşiktaş Rehberi: Havalimanından Beşiktaş’a Nasıl Gidilir?

    İstanbul’a İlk Kez Gelenler İçin Beşiktaş Rehberi: Havalimanından Beşiktaş’a Nasıl Gidilir?

    Alüminyum Mobil İskele Sistemleri: Güvenli, Hafif ve Esnek Çalışma Platformları Rehberi

    Alüminyum Mobil İskele Sistemleri: Güvenli, Hafif ve Esnek Çalışma Platformları Rehberi

    Ölüdeniz’i İlk Kez Ziyaret Edecekler İçin Seyahat Rehberi: Denizden Gökyüzüne Bir Fethiye Rotası

  • Eğitim
    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    Fethiyespor Evinde Yok

    Fethiyespor Evinde Yok

    Saksıdaki Karpuz – Ebru Oğuzhan Yeter

    Saksıdaki Karpuz – Ebru Oğuzhan Yeter

    Organik İrmik: Mutfaklarınıza Doğallık ve Sağlık Katan Besin Değeri

    Organik İrmik: Mutfaklarınıza Doğallık ve Sağlık Katan Besin Değeri

  • Sağlık
    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    Dermoskin ile Cilt Bakım Rutininizi Etkili Güçlendirin

    Dermoskin ile Cilt Bakım Rutininizi Etkili Güçlendirin

    Kelimeler Kaybolduğunda: Afaziyi Tanımak – Ramsa Klinik

    Kelimeler Kaybolduğunda: Afaziyi Tanımak – Ramsa Klinik

    İstanbul Diyet Yemek Menülerinde Çeşitlilik Neden Önemli?

    İstanbul Diyet Yemek Menülerinde Çeşitlilik Neden Önemli?

  • Kültür
    Akustik Kabin | Fethiye’den Ofise Sessiz Çalışma – Echopan

    Akustik Kabin | Fethiye’den Ofise Sessiz Çalışma – Echopan

    Adana Depremleri Fethiye'yi Etkilemez

    Adana Depremleri Fethiye’yi Etkilemez

    Fethiye Gazi Ortaokulu Yıkıldı, Anılar Yaşatılacak

    Fethiye Gazi Ortaokulu Yıkıldı, Anılar Yaşatılacak

    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

  • Spor
    Çamköy'de Şampiyon Karaçulha Gençlik

    Çamköy’de Şampiyon Karaçulha Gençlik

    Fethiyespor Evinde Yok

    Fethiyespor Evinde Yok

    Muğla'nın Şampiyon Pedalı Samet Bulut, Avrupa'da Türkiye'yi Temsil Edecek

    Muğla’nın Şampiyon Pedalı Samet Bulut, Avrupa’da Türkiye’yi Temsil Edecek

    Fethiyespor Evinde Karacabeyspor'u Bekliyor

    Fethiyespor Evinde Karacabeyspor’u Bekliyor

  • Künye & Reklam
  • İletişim
Sonuç bulunamadı
Bütün Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Özel Haber
  • Asayiş
  • Politika
    FETHİYE EMLAKÇILAR DERNEĞİNDE “SERDAR OĞUZ” GÜVEN TAZELEDİ

    FETHİYE EMLAKÇILAR DERNEĞİNDE “SERDAR OĞUZ” GÜVEN TAZELEDİ

    İstanbul’a İlk Kez Gelenler İçin Beşiktaş Rehberi: Havalimanından Beşiktaş’a Nasıl Gidilir?

    İstanbul’a İlk Kez Gelenler İçin Beşiktaş Rehberi: Havalimanından Beşiktaş’a Nasıl Gidilir?

    Alüminyum Mobil İskele Sistemleri: Güvenli, Hafif ve Esnek Çalışma Platformları Rehberi

    Alüminyum Mobil İskele Sistemleri: Güvenli, Hafif ve Esnek Çalışma Platformları Rehberi

    Ölüdeniz’i İlk Kez Ziyaret Edecekler İçin Seyahat Rehberi: Denizden Gökyüzüne Bir Fethiye Rotası

  • Eğitim
    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    Fethiyespor Evinde Yok

    Fethiyespor Evinde Yok

    Saksıdaki Karpuz – Ebru Oğuzhan Yeter

    Saksıdaki Karpuz – Ebru Oğuzhan Yeter

    Organik İrmik: Mutfaklarınıza Doğallık ve Sağlık Katan Besin Değeri

    Organik İrmik: Mutfaklarınıza Doğallık ve Sağlık Katan Besin Değeri

  • Sağlık
    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    Dermoskin ile Cilt Bakım Rutininizi Etkili Güçlendirin

    Dermoskin ile Cilt Bakım Rutininizi Etkili Güçlendirin

    Kelimeler Kaybolduğunda: Afaziyi Tanımak – Ramsa Klinik

    Kelimeler Kaybolduğunda: Afaziyi Tanımak – Ramsa Klinik

    İstanbul Diyet Yemek Menülerinde Çeşitlilik Neden Önemli?

    İstanbul Diyet Yemek Menülerinde Çeşitlilik Neden Önemli?

  • Kültür
    Akustik Kabin | Fethiye’den Ofise Sessiz Çalışma – Echopan

    Akustik Kabin | Fethiye’den Ofise Sessiz Çalışma – Echopan

    Adana Depremleri Fethiye'yi Etkilemez

    Adana Depremleri Fethiye’yi Etkilemez

    Fethiye Gazi Ortaokulu Yıkıldı, Anılar Yaşatılacak

    Fethiye Gazi Ortaokulu Yıkıldı, Anılar Yaşatılacak

    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

    ÇOCUĞUMUZUN ELİNDEN TABLETİ ALINCA NEDEN DÜNYASI YIKILIYOR? RAMSA KLİNİK

  • Spor
    Çamköy'de Şampiyon Karaçulha Gençlik

    Çamköy’de Şampiyon Karaçulha Gençlik

    Fethiyespor Evinde Yok

    Fethiyespor Evinde Yok

    Muğla'nın Şampiyon Pedalı Samet Bulut, Avrupa'da Türkiye'yi Temsil Edecek

    Muğla’nın Şampiyon Pedalı Samet Bulut, Avrupa’da Türkiye’yi Temsil Edecek

    Fethiyespor Evinde Karacabeyspor'u Bekliyor

    Fethiyespor Evinde Karacabeyspor’u Bekliyor

  • Künye & Reklam
  • İletişim
Sonuç bulunamadı
Bütün Sonuçları Göster
Fethiye Gazetesi Haber Sitesi
Sonuç bulunamadı
Bütün Sonuçları Göster
Anasayfa Asayiş

MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

by Fethiye Haber
21 Ağustos 2026
MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL
0
Paylaşım
20
Okunma
Share on FacebookShare on Twitter

MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

ERTELEDİĞİN HAYAT SENİ BEKLEMİYOR

Sabahın ilk ışıkları odanın penceresinden süzülürken zihnin koridorlarında yankılanan o

tanıdık ses yine aynı cümleyi fısıldar: “Yarın başlarım.” Pazartesileri beklenen diyetler, bir

sonraki aya ertelenen hayaller, “zamanı gelince” kurulacak o büyük cümleler, raflarda

tozlanmaya terk edilen kitaplar ve hiç açılmayan resim defterleri… İnsan, hayatı kesintisiz ve

dinamik bir süreç değil de bitmek bilmeyen bir hazırlık evresi gibi yaşamaya meyillidir.

Kendimizi sürekli gelecekteki bir ana hazırlarız; daha zengin, daha bilge, daha cesur veya

daha hazır olacağımız o meşhur geleceğe. Oysa zamanın sessizce ve acımasızca aktığı bu

devasa evrende kaçırdığımız en büyük hakikat şudur: Zaman bizi beklemez, ertelediğimiz

hayat da durup bir kenarda sırasının gelmesini asla kabul etmez.

Ertelemek, insanın kendi geleceğinden ve öz saygısından çaldığı en zarif ama en tehlikeli

hırsızlıktır. Genellikle konfor alanının cazibesi, cesaretsizlik ve belirsizlik korkusuyla

maskelenir. Çoğu zaman ertelemeyi bir tembellik formu olarak tanımlarız ancak tembellikten

çok daha derin bir psikolojik savunma mekanizmasıdır bu. Bir işe başlamak, riskli bir adımı

atmak ya da sadece içimizdeki derin duyguları muhatabına açmak için hep kusursuz zamanı, o

ideal şartları ararız. “Maddi durumum biraz daha düzelsin”, “Çocuklar büyüsün”, “Sınavlar

bitsin”, “Hava biraz daha ısınsın” derken, aslında evrende kusursuz bir anın olmadığını

unuturuz. Kusursuz an, dışarıdan bize sunulan bir hediye değil; bizim cesaretle inşa ettiğimiz

bir eylemdir. Biz dışarıdaki şartların olgunlaşmasını bekledikçe hayatın ritmi kaçar, fırsatların

kapısı birer birer kapanır ve geriye sadece birikmiş, ağırlaşmış “keşke”ler kalır.

Erteleme hastalığının en büyük besleyicisi kuşkusuz mükemmeliyetçiliktir. Zihnimizde o

kadar muazzam, o kadar hatasız bir tablo çizeriz ki, atacağımız ilk adımın o tabloya

erişemeyeceği korkusu bizi hareketsiz kılar. Yapacağımız işin en iyisi olmasını isterken, hiç

yapılmamış olmasına göz yumarız. "Eğer harika bir roman yazamayacaksam hiç

yazmayayım" ya da "Eğer o sporu tam disiplinle sürdüremeyeceksem hiç başlamayayım"

düşüncesi, potansiyelimizi daha doğmadan boğan zihinsel bir tuzaktır.

Oysa hayat, kusursuz teorilerin değil, tamamlanmış kusurlu pratiklerin alanıdır. Dünyayı

değiştiren, büyük başarılara imza atan veya basitçe kendi huzurunu bulan insanlar, en ideal

şartları bekleyenler değil; ellerindeki kısıtlı imkânlarla ve eksikleriyle yola çıkanlardır.

Eylemsizlik, ruhun üzerine çöken ve zamanla katılaşan tozlu bir örtü gibidir. İnsan hareket

ettikçe, ürettikçe, hata yapıp o hatadan bir şey öğrendikçe ve riski göze aldıkça gerçekten var

 

olduğunu hisseder. Tamamlanmamış her iş, zihnin arka planında açık kalan bir sekme gibidir;

ruhsal enerjimizi tüketir, bizi içten içe yorar ve özgüvenimizi kemirir.

Zamanı bir kum saati gibi düşünmek gerekir. Yukarıdaki hazne her saniye azalırken alt hazne

dolmaktadır. Fakat hayat kum saatinin altındaki haznede biriken kumları bize yeniden

kullanma şansı tanımaz. Fiziksel evrende zaman tek yönlü akan bir vektördür. Ertelediğimiz

her gün, sadece yirmi dört saatlik bir zaman dilimini değil; o anın sunacağı tazeliği, coşkuyu,

enerjiyi ve benzersiz imkânları da sonsuza dek terk etmek demektir.

Gençliğinde seyahat etmeyi "emekliliğe" erteleyen bir insan, emekli olduğunda belki maddi

imkâna kavuşur ama gençliğin o meraklı gözlerini, yorulmaz bacaklarını ve dünyayı keşfetme

tutkusunu aynı tazelikte bulamaz. İyileşmeyi erteleyen bir ilişki, zamanla yerini derin bir

ilgisizliğe bırakır; ertelenen bir özür, muhatabını kaybettiğinde anlamsız bir vicdan azabına

dönüşür. Yaşamak, yalnızca fiziksel olarak nefes alıp vermekten, biyolojik varlığımızı

sürdürmekten ibaret değildir. Yaşamak; etki etmek, hissetmek, iz bırakmak ve cesaretle

eyleme geçmektir.

Gerçek şu ki, ertelediğimiz hayat bir kenarda sabırla bizi beklemiyor; aksine içten içe yok

oluyor ve bizi eksiltiyor. Çalmadığımız o enstrüman, yazmadığımız o ilk satırlar,

gitmediğimiz o uzak şehir veya ertelediğimiz o samimi kucaklaşma… Hepsi zamanın acımasız

nehrinde sürüklenip kaybolup gidiyor. Hayatın sonuna yaklaşmış insanlarla yapılan

araştırmalar incelediğinde, insanların en büyük pişmanlıklarının yaptıkları hatalardan ziyade,

yapmaya cesaret edemedikleri, sürekli erteledikleri şeyler olduğu görülür. Bir gün dönüp

arkamıza baktığımızda, zihnimizde yankılanacak olan şey başarısızlıklarımızın sesi değil,

ertelediğimiz için hiç yaşayamadığımız potansiyelimizin sessiz çığlığı olacaktır.

Peki, insan kendi hayatına müdahale etmek için neyi bekler? Genellikle dışarıdan gelecek bir

mucizeyi, hayatımızı değiştirecek o büyük dönüm noktasını umut ederiz. Oysa gerçek mucize,

kendi irademizi devreye sokup "bugün" demektir. Zira gelecek, soyut bir kavramdan ibarettir;

var olan tek gerçeklik içinde bulunduğumuz "şu an"dır. Dünü değiştiremeyiz, yarını ise

garantileyemeyiz. Elimizde şekillendirebileceğimiz, üzerine imzamızı atabileceğimiz tek kile

benzeyen malzeme şu andır.

Erteleme eyleminin temelinde, farkında olmadan sığındığımız o güvenli ama bir o kadar da

dar alan yatar: Konfor alanı. Zihin, evrimsel olarak tehlikeden kaçmaya ve enerjiyi korumaya

programlanmıştır. Bilinmeyen, yenilik ve değişim zihin için her zaman potansiyel bir tehdittir.

Bu yüzden ne zaman hayatımızda yeni bir sayfa açmak, alışılmadık bir adım atmak istesek,

zihnimiz bize binbir türlü "haklı" mazeret üretmeye başlar. "Şimdi sırası değil", "Daha

yeterince hazır değilsin", "Ya başaramazsan?" gibi içsel fısıltılar, aslında bizi korumaya

çalışan ama nihayetinde gelişimimizi engelleyen zihinsel duvarlardır.

Bu konfor alanı illüzyonu, insanı çaktırmadan uyuşturan bir etkiye sahiptir. Huzursuz bir işte

çalışmaya devam etmek, bitmiş bir ilişkiyi sürdürmek ya da potansiyelimizi

sergileyemediğimiz rölanti bir yaşam sürmek, sırf "bildiğimiz bir huzursuzluk" olduğu için

bize daha emniyetli gelir. Bilinmeyen bir başarı veya mutluluk ihtimali bile, bilinmeyen bir

başarısızlık riskini barındırdığı için korkutucudur. Ancak unutmamak gerekir ki, hayatın tüm

güzellikleri, mucizeleri ve gerçek anlamı, tam da o konfor alanının bittiği, sınırların dışına

adım atıldığı yerde başlar. Sınırlarını zorlamayan, risk almayan ve sürekli güvenli limanda

demirli kalan bir gemi çürümeye mahkûmdur; oysa gemiler limanlarda beklemek için değil,

engin denizlere açılmak için inşa edilmiştir.

 

Bir işi ertelediğimizde, o işten kurtulmuş olmayız; aksine onu zihnimizin sırtına ağır bir yük

olarak yükleriz. Tamamlanmamış görevler, söylenmemiş sözler ve ertelenmiş kararlar, gün

boyunca enerjimizi gizlice emen parazitler gibidir. Bir şeyi yaparken harcayacağımız enerji, o

şeyi yapmamak için harcadığımız ve suçluluk duyduğumuz enerjiden katbekat daha azdır.

Erteleyen insan, dinlenirken bile gerçekten dinlenemez. Çünkü zihninin bir köşesinde sürekli

duran o "yapılacaklar" listesi, vicdanını rahat bırakmaz. Bu durum zamanla kronik bir stres,

yetersizlik hissi ve özsaygı kaybına yol açar.

Kendimize verdiğimiz sözleri tutmadıkça, kendi gözümüzdeki güvenilirliğimizi yitiririz.

"Yarın spor yapacağım" deyip yapmadığımızda, "Bu akşam o kitabı okuyacağım" deyip

televizyon karşısında saatler harcadığımızda, bilinçaltımıza şu mesajı göndeririz: "Ben kendi

kararlarıma saygı duymuyorum." Bu durum, özgüvenin temeline koyulmuş bir dinamittir.

Hayatı ertelemek, sadece zamanı kaçırmak değil, aynı zamanda insanın kendi iradesine olan

inancını zedelemesidir.

Oysa eyleme geçmek, bu kısırdöngüyü kıran yegâne güçtür. Hareket, zihindeki sisi dağıtır.

İnsan adım attıkça, belirsizliğin korkutucu yüzü silinir ve yerini netliğe bırakır. Yol, ancak

yürünmeye başlandığında görünür hale gelir. Masada oturup haritaya bakarak bir şehri

gezemeyeceğimiz gibi, sadece planlar yaparak da bir hayatı yaşayamayız.

Bu yüzden, yaşamı bir prova, gelecekte oynanacak büyük oyun öncesi bir ısınma turu olarak

görmekten derhal vazgeçmeliyiz. Sahne tam şu andır, ışıklar üzerimizdedir ve seyirci de

zamanın kendisidir. Gelecek, soyut dileklerden değil, bugün attığımız küçük ama kararlı

adımlardan inşa edilir. Hayatın üzerinde bir "durdurma" ya da "geri sarma" butonu yoksa,

bizim zihnimizde de erteleme seçeneği olmamalıdır.

Büyük hayaller gözünüzü korkutuyorsa, onları parçalara bölün. Yüzlerce sayfalık bir kitap

yazmak gözünüzde büyüyorsa, bugün sadece bir paragraf yazın. Büyük bir kariyer değişimi

korkutuyorsa, bugün o alanla ilgili tek bir makale okuyun. Küçük de olsa eyleme geçmek, hiç

adım atmamaktan ve kusursuz anı beklemekten katbekat değerlidir. Eylem, korkunun en

büyük ilacıdır; hareket başladığı an, zihnin ürettiği o felaket senaryoları birer birer dağılmaya

başlar.

Bugün, o tozlu raflara kaldırılan hayallere geri dönmek, ertelediğimiz kararları uygulamak ve

kendi hayatımızın başrolüne geçmek için en doğru gündür. Takvimlerin, pazartesilerin ya da

yılbaşlarının size bir sihir sunmasını beklemeyin. Sihir, sizin kararınızda ve o kararı hemen şu

an eyleme dönüştürme iradenizdedir. Çünkü hayat, siz kusursuz planlar yapıp ideal zamanı

beklerken avuçlarınızın arasından kayıp giden şeydir ve emin olun, sizi beklemeye hiç ama

hiç niyeti yoktur.

Ayrıntılı Görülme Sayısı: 24

Bunu paylaş:

  • Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X

Bunu beğen:

Beğen Yükleniyor...
Önceki Haber

Fethiye’de Sosyal Hizmet Kuruluşlarına Ziyaret Gerçekleştirildi

Sıradaki Haber

Fethiye Balık Hali’nde Yangın Panigi: Çevrede Kısa Süreli Panik Yaşandı

Fethiye Haber

Fethiye Haber

Sıradaki Haber

Fethiye Balık Hali'nde Yangın Panigi: Çevrede Kısa Süreli Panik Yaşandı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

SON EKLENEN HABERLER

  • Fethiye Müftülüğünden Camiler ve Din Görevlileri Haftası Ziyaretleri
  • Fethiye Folk Fest Katılımcılarından Kaymakam Fatih Akkaya’ya Ziyaret
  • Fethiye’de Fetal Anomali Taramasında Yeni Dönem
  • Fethiye’de Yörük kültürü için çalıştay düzenlenecekFethiye Belediyesi, Yörük kült
  • Muğla’nın Dijital Dönüşümüne MBBNET DesteğiMuğla Büyükşehir Belediyesi, kent geneli
  • Akustik Kabin | Fethiye’den Ofise Sessiz Çalışma – Echopan
  • Büyükşehir’den Sağlıklı ve Temiz Çevre İçin Yoğun MesaiMuğla Büyükşehir Belediyes

2025 FETHİYE GAZETESİ TAKVİMİ

Ekim 2026
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  
« Eyl    

Fethiye Gazetesi

Fethiye Gazetesi İnternet Sitesi Fethiye’nin www.fethiyehaber.com adıyla kurulan ilk internet haber sitesidir. (http://web.archive.org/) üzerinden teyid edilebilir. Hızlı, güvenilir ve doğru haber için Fethiye Gazetesi Haber Sitesi -2025

Her hakkı saklıdır. © 2025 Fethiye Gazetesi - TASARIM: OnparmakNET.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Sonuç bulunamadı
Bütün Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Siyaset
  • Eğitim
  • Sağlık
  • Kültür
  • Spor
  • Künye & Reklam

Her hakkı saklıdır. © 2025 Fethiye Gazetesi - TASARIM: OnparmakNET.

%d