HONG KONG’LU OKURUM – DAVUT FEN
O kişiyle sık karşılaşmıyoruz. Araya uzun zaman dilimleri giriyor. Yine de arayı hepten açıp gidivermiyoruz. Bir biçimde de olsa gittiği yerden çıkıp geliyor, öylelikle görüşüp konuşabiliyoruz. O ilk karşılaşmalarımızın birinde, her nasılsa kitap konusu geçmiş, kendilerine yazdığım kitaplardan tuğla gibi olanını imzalayıp vermem yerinde olmuştu. Konuya ilgisiz biri olmadığını göstermiş, ortaya koyduğum emeğimin karşılığını ille de ödemek istemişti. Kendileri, yüksekokulu, meğerse Fethiye’de okumuşlarmış. O yüzden de üst katımız ve çatı arasını satın almışlarmış. Hoş bir yanı olan birisidir. Bu yazda o uzak yerden çıkıp gelerek, kısa süre, üst katımızın çatı arasında kalmayı yeğlemişlerdi. Genç genç, arada bir değişen kiracıları oluyor. Kiracıları da kendi tanıdıklarının yakınları oluyorlarmış. Bizim, gürültücü olanlarından yakındığımız zamanlarımızda olmuştu. İşte bu bizim Uzakdoğu’da, Hong Kong’da işini kurmuş olan komşu daire sahibimiz, bu kez ki gelişlerinde, benim kendilerine imzaladığım o tuğla kalınlığı boyutundaki kitabımın bir yerinden; eşimle ilgili olan yanından, eşime söz etmekteydi. Bende ortalıktayım. Anlatılan yerin sevimli yanı yok. Ancak önemli bir boyutu var ki bende kitabıma almıştım. Demek oluyordu ki genç, eğitimli komşumuz, her ne kadar o uzak yaban elde yeme-içme üzerine iş kurmuş olsa da memleketine ilişkin kitap okumayı hoş bir biçimde boşlayıvermemişti. O yanıyla beni de mutlu kılmıştı. Okunur olmak elbette hoştu. Kitaptan bir yeri de merak etmişti. Beni, kitabın yazarı olarak karşısında bulunca sormadan edememiş olacak ki, adı geçen yer hakkında açıklama yapmamı istemişti. Birde geçen süre sonunda yeni bir çalışmam olup olmadığını da sormuşlardı. Kapı önünde konuşuyorduk. Kendilerini içeri buyur ettik. Duvarımızda kitabımıza konu etimiz yere ilişkin bir resim asılı idi. Sorduğu yeri resim üzerinde kendilerine gösterdim. Sonra kendilerini koltuğa oturttuk. O, yeni, tuğla büyüklüğü boyutunda olan, içeriği kişiyi allak bullak edecek türde çelişkilerle dolu, eleştirel yanı oldukça ağır dokundurmalı bir çalışmadır. Araç tekerleği ürünü reklamlarının birinde edilen, o, asfalt ağladı, sözü, benim bu yazın alanında da edilse yeridir. Çalışmamı ortaya çıkartırken, kalem ağladı(!), nitelemesini yapabileceğim kitabımı da(**) kendilerine imzaladım. Ağzımdan çıkan ederinin de üzerinde(yayınevinin koyduğu o yüksek etiket ederine yakın) bedeli hemen uzattılar. Bende, çalışmamı okuduklarında izlenimlerini aktarmak üzere geri dönmelerini özellikle üsteledim. Bizi, en çok o boyut ilgilendirir, kadınların şapkalarını başlarına giydiklerinde ille de ayna aramalarındaki gibi bizde o boyutu önemser, gerekli görürüz. Öylelikle, komşumuzu, o uzak yere uğurlamış olduk. Bende şimdi çalışmama ilişkin duyacağım izlenimlerin merakı içindeyim. İyi haftalar…
(*)Gözle ri Alan Yamaçtaki Kar Işıltılarında/Davut D. Fen/558 Sayfa/ E Yayınları/ 2010 Basımı-İSTANBUL
(**) Kuzgun Da Değil Kunduz Da/Davut D. Fen/432 Sayfa/Gece Kitaplığı/Ankara
























