17 Ağustos: Ne Unuttuk, Ne de Utandık! Ebru OğuzhanYeter
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden tam 27 yıl geçti. Çeyrek asrı deviren bu süre, insan hırsı ile doğa kanunlarının amansız çatışmasını her yıl yeniden gözler önüne seren acı bir gün olarak hafızalarımızda yer etti. Doğa, milyarlarca yıllık kaçınılmaz bir fay hareketini gerçekleştirirken; asıl yıkım coğrafyanın gerçeklerini hiçe sayanların, beton odaklı rant politikalarında yaşandı.
Tarım arazilerini göz göre göre imara açanlar, tabut binalara imza atanlar ve tüm bunlara göz yuman denetimsizlik mekanizması, doğanın kendi döngüsünü kitlesel bir felakete dönüştürdü. Toprak yalnızca kendi gerçeğini hatırlattı ama ne yazık ki faturayı yine insanoğlunun açgözlülüğü ve sorumsuzluğuna kesti.
Aradan geçen koca yıllar, toplumsal hafızamızda derin bir adalet ve hukuk sorgulaması bıraktı. İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz? 17 Ağustos’un üzerine daha ne çok felaketler ekledik, ne acılar yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Orman yangınlarında ciğerlerimiz yandı, sellerde evlerimiz sürüklendi, canlarımız yitti, yeni depremlerle yeniden sarsıldık.
Hiçbirini unutmadık..
Unutmadığımız gibi, utanmıyoruz da.
Yıkılan binaların müteahhitleri, o çürük yapılara ruhsat veren, göz yuman yetkililer hukuki sorumlular olarak mahkeme salonlarında boy gösterdi. Fakat adalet tecelli etti mi? Birçok dava zaman aşımının karanlığında kayboldu, verilen cezalar ise sembolik birer teselliden öteye geçemedi. Doğa katliamlarında, yangınlarda ve sel felaketlerinde de aynı hukuksuzluk devam ediyor. Yapanın yanına kâr kaldığı bu düzen, vicdanları enkaz altında bırakmaya devam ediyor.
Bugün 17 Ağustos’u hakkıyla anmak, sadece karanfil bırakıp ağlamaktan ibaret değildir. Bugün ayağa kalkmak; rantın, paranın ve makamların insan hayatının önüne geçmesine karşı en gür sesle isyan etmektir.
Güvenli şehirler inşa etmek doğayla savaşarak değil; onun kurallarına saygı duyarak, bilimin ışığında yürüyerek ve hukuki sorumluluğu tavizsiz, amasız, fakatsız uygulamaktan geçer.
Bizler, o gece toprağa verdiğimiz canlarımızı ve giden hayatları hiç unutmadık. Her birini rahmetle özlemle anıyoruz.
Ama adaletsizliği, hukuksuzluğu ve suçluların elini kolunu sallayarak gezmesini de asla unutmayacağız.
Ebru OğuzhanYeter
























