BİLLBOARDDA ÇÖP SERGİLEMEK KİMİ KORKUTUR? EBRU OĞUZHAN YETER
Fethiye Belediyesi, Yarımada’da toplanan çöpleri billboardlarda sergileyerek soruyor: “Bu çöpler size ait olabilir mi?” Amaç iyi niyetli ancak yöntem tamamen etkisiz. Doğayı gözünü kırpmadan kirleten o sorumsuz kitlenin bu naif soruyla utanacağını, vicdan yapacağını mı sanıyorsunuz?
Çevre bilinci olan zaten çöpünü yere atmaz. Bilinci olmayan kişiyi ise billboardlardaki bir fotoğraf değil, ancak cebinden çıkacak para ve kuralların kararlılıkla uygulanması durdurabilir.
Ne yazık ki sorun sadece Yarımada ile sınırlı değil. Mahallelerimizde de sokaklar sigara izmaritleri, pet şişeler ve gelişigüzel atılmış çöplerle dolu. Bunun en önemli nedenlerinden biri de birçok kişinin şu anlayışa sahip olmasıdır: “Belediyeye çöp vergisi ödüyoruz, temizlik işçileri toplasın.” Oysa belediyenin görevi temizlemek, vatandaşın görevi ise kirletmemektir. Hiçbir vergi, çevreyi kirletme hakkı vermez. Bu nedenle mücadele mahallelerden başlamalı, kurallar istisnasız uygulanmalı ve caydırıcı yaptırımlar mutlaka hayata geçirilmelidir.
Kibarca rica etme devri bitti. Artık kuralların istisnasız uygulandığı, caydırıcı yaptırımların hayata geçirildiği bir döneme geçmeliyiz. Bu çevre talanını durdurmanın ve sokaklarımızı korumanın yolu iki temel adımdan geçiyor: tavizsiz denetim ve caydırıcı cezalar.
- Ceza Tek Çözüm: “Atarsan Bedelini Ağır Ödersin”
Cezayı görünür kılın. Billboardlarda çöp fotoğrafları yerine, “Yere çöp atan kişilere bugüne kadar toplam … TL ceza uygulanmıştır.” mesajı yer alsın. İnsanlar kuralsızlığın gerçek bir bedeli olduğunu görsün.
Fotokapan ve plaka takibi uygulayın. Yarımadanın koylarına, kör noktalara ve çöp konteynerlerinin çevresine kameralar yerleştirilsin. Araçtan çöp atanların plakaları tespit edilerek cezalar gecikmeden uygulansın.
Etkin saha denetimi sağlayın. İhlalleri tespit edecek ekipler sahada düzenli olarak görev yapsın ve kuralları ihlal edenlere istisnasız işlem uygulansın.
- Mahallelerden Başlayan Çevre Seferberliği uygulansın.
Sadece belediye ekipleriyle her sokağı korumak mümkün değildir. Belediyenin muhtarlarla iş birliği yaparak mahalle bazlı bir çevre denetim sistemi oluşturması artık bir tercih değil, ihtiyaçtır.
Her mahallede gönüllü çevre koruyucuları oluşturulmalı; sokaklar, parklar ve ortak kullanım alanları sahiplenilmelidir. Çöp konteynerlerinin yanına gelişi güzel bırakılan atıklar mahalle sakinleri ve muhtarlar tarafından belediyeye bildirilmelidir. Kirleten kişi yalnızca belediyenin değil, yaşadığı mahallenin de çevresine sahip çıktığını hissettiğinde caydırıcılık çok daha güçlü olacaktır.
Fethiye’yi korumak “Lütfen çöp atmayın.” demekle olmaz. Bunu başarmanın yolu; kuralları istisnasız uygulamak, caydırıcı cezalar vermek, etkin denetim yapmak ve mahalle mahalle çevreye sahip çıkmaktır.
Temiz bir kent, yalnızca belediyenin değil, o kentte yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur. Ancak kurallara uyan binlerce insanın emeği, çevreyi kirleten küçük bir sorumsuz azınlık yüzünden heba edilmemelidir.
Belediyeye çağrımız nettir: Farkındalık kampanyaları elbette önemlidir. Ancak artık bunların yanında sonuç üreten uygulamalara ihtiyaç vardır. Muhtarlar, mahalle sakinleri ve gönüllülerle birlikte güçlü bir denetim ağı kurulmalı; çevreyi kirletenlere istisnasız ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Çünkü gerçek başarı, yere atılan çöpü toplamak değil, o çöpün yere atılmasını engellemektir. Fethiye’nin doğasını, koylarını, sokaklarını ve mahallelerini korumanın yolu da tam olarak buradan geçmektedir.


























