DİKKAT! BİRİ BİZİ KAYDEDİYOR!
Dünya, binlerce senedir içindeki canlıları sürekli doldurup boşaltarak ilerleyen büyük bir ulaşım aracı gibi. Milyarlarca insan ve onların sıra dışı hikâyeleri acıları ve sevinçleri ile yaşanıp ortadan kaybolup gidiyor mu? Hayır. Dinimizin bize öğrettiği en önemli şey, bu dünyada yaptığımız her şeyin Hafaza melekleri tarafından amel defterimize sürekli kaydedilmekte olduğudur.
Kısacık dünya hayatımızı ve yaşadıklarımızı, alelacele gerçekleştirdiğimiz bir market alışverişine benzetebiliriz. Her tarafta kameralar doludur. Her yapılan hareket kumanda odasından izlenmektedir. Her ürünün üzerindeki özel barkot eğer o ürün ücreti ödenmeden dışarıya çıkarılmaya çalışılırsa kapıda sahibini fena halde mahcup edebilmektedir. Herkes özellikle büyük şehirlerde mutlaka karşılaşmıştır. Çıkıştaki özel elektronik kapıdan çıkan sinir bozucu sesi market güvenlik elemanlarının rahatsız edici telaşlı koşuşturmaları izler ve hedefteki müşteri kibarca kenara alınır. “Hay Allah, çocuk koymuş” ifadeleri çoğu kez haklı olsa da o an yaşanan “yer yarılsa da içine girsem” duygusu sahibini haftalarca meşgul edecek kötülüktedir.
İşte bunun gibi, son nefesimizde Cenab-ı Hakk’ın varlığı ve birliğine olan şehadetimizi yaptıktan sonra esas dünyaya geçiş yapacağız. Milyarlar, trilyonlarla sene ile bile ifade edilemeyecek olan 60-80 senelik bu dünya hayatı gerçekten de “ iki taşın arasında yapılmış bir alışverişten” farklı değil mi?
Peygamber Efendimiz de zaten dünya hayatının mealen “ bir kervanın ağacın altında yaptığı kısa dinlenme kadar” olduğunu ifade ediyor. Kur’an-ı Kerim’de de: “ İnsanın biri sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki kaydedici melek (hafaza melekleri) onun yaptıklarını alıp kaydetmektedir. İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın.” (Kaf Suresi 17-18) denmektedir.
Günah işlerkenki umursamazlığımızı kırmak için Kur’an-ı Kerim bizi şöyle uyarıyor: “Siz günahları işlerken kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” (Fussilet Suresi 22) Peki, ahirette bu pişmanlık duygusunu yaşamamak için neler yapmamız gerekiyor? Tek çare elimizden geldiğince Cenab-ı Hakk’ın huzurunda olduğumuzu unutmamak, eğer bir günah işlemişsek hemen samimi olarak tövbe etmektir. Bir tatlı sözün, bir sadakanın, her vakit için alacağımız taze abdestin küçük günahları sileceğini unutmamalıyız.
Yoksa ahirette bizi kim kurtarabilir ki. Ayette ne diyor: “ O gün, biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.” (Yasin Suresi 65) Öyle ki, bütün azalarımız, ellerimiz, gözlerimiz aleyhimize şahitlik yapacak ve biz bir şey diyemeyeceğiz. Onları kendi lehimize şahitlik yapacak işler ve eylemlerde kullandığımızda ne kadar rahat edeceğimiz oldukça aşikâr. Dünyada iken hesap gününü reddeden, hatta alaya alan insanların psikolojik durumuyla ilgili olarak Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:
“Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin, hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf Suresi 49) Herkesin yaptığı iyiliği ve kötülüğü yanında hazır bulunacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Çünkü kişi, tüm gizli açık günahlarıyla orada rezil olacaktır. Ama burada mü’min kardeşlerinin şahsi günahlarını araştırmayan hatta bir şekilde bu günaha şahit olsa bile onu örtmeye çalışanlar o gün orada mahcup edilmeyeceklerdir. Çünkü Cenab-ı Allah’ın Settar (örtücü) isminin manası bize bunu öğütlemektedir.
Bir Müslüman’ı küçük düşürmek, şahsiyetini lekelemek ve onu rezil etmek için ayıplarını araştırmak ve başkalarına anlatıp açıklamak büyük bir günahtır ve yasaklanmıştır. Cenabı Hak, “ …Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın… “ (Hucurat Suresi 12) buyuruyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “ Her kim bir Müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse Allah (c.c) da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim Müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyini ortaya çıkarır ve dile getirirse; Allah (c.c) da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir.” (Müslim, Birr, 58)
Kısaca özetleyecek olursak; her hareketimizin izlendiğini ve kaydedildiğini unutmamalıyız. Yapılan kayıtların bizi daha sonra mahcup etmemesi için tövbe ve helalleşme yolu bizi gocundurmamalı. Ahirette yaşayacağımıza dünyada üzülmeyi göze alabilmeliyiz. Kendi ayıplarımız ahirette yüzümüze vurulmasın istiyorsak, bu dünyada mü’min kardeşlerimizin şahsi günahlarını örtme yolunu tercih etmeliyiz…
Allah’ın Selam’ı, Rahmeti, Mağfireti ve bereketi üzerinize olsun…





















