• Anasayfa
  • Manşet
  • Beşkaza Siteleri
  • Künye
  • İletişim
Cuma, Ekim 2, 2026
19 °c
Fethiye
  • Giriş
Fethiye Haber
Destekleyenler
  • Anasayfa
  • Özel Haber
  • Asayiş
  • Politika
    İstanbul’a İlk Kez Gelenler İçin Beşiktaş Rehberi: Havalimanından Beşiktaş’a Nasıl Gidilir?

    İstanbul’a İlk Kez Gelenler İçin Beşiktaş Rehberi: Havalimanından Beşiktaş’a Nasıl Gidilir?

    Alüminyum Mobil İskele Sistemleri: Güvenli, Hafif ve Esnek Çalışma Platformları Rehberi

    Alüminyum Mobil İskele Sistemleri: Güvenli, Hafif ve Esnek Çalışma Platformları Rehberi

    Ölüdeniz’i İlk Kez Ziyaret Edecekler İçin Seyahat Rehberi: Denizden Gökyüzüne Bir Fethiye Rotası

    Ajanslar İçin Yükselen Trend: Kendi Markanızla Hosting Satmak

    Ajanslar İçin Yükselen Trend: Kendi Markanızla Hosting Satmak

  • Eğitim
    MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

    MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

    Haklı Çıkmak mı, Anlaşılmak mı? Simge Dikmen

    Haklı Çıkmak mı, Anlaşılmak mı? Simge Dikmen

    Çankaya’da Otomotiv Servisinde Kurumsal Hizmet Ercanlar Otomotiv Bosch Car Service

    Çankaya’da Otomotiv Servisinde Kurumsal Hizmet Ercanlar Otomotiv Bosch Car Service

    Adana’da Büyük Ölçekli Oto Servis Hizmeti: Okar Oto Doktor Bosch Car Service

    Adana’da Büyük Ölçekli Oto Servis Hizmeti: Okar Oto Doktor Bosch Car Service

  • Sağlık
    İstanbul Diyet Yemek Menülerinde Çeşitlilik Neden Önemli?

    İstanbul Diyet Yemek Menülerinde Çeşitlilik Neden Önemli?

    Craftland Media’ya Sosyal Sorumluluk Çalışmaları İçin Teşekkür Plaketi

    Craftland Media’ya Sosyal Sorumluluk Çalışmaları İçin Teşekkür Plaketi

    Her Dalgın Çocuk DEHB midir? Çocuğun Davranışının Ardındaki Hikayeye Bakmak – Ramsa Klinik

    Her Dalgın Çocuk DEHB midir? Çocuğun Davranışının Ardındaki Hikayeye Bakmak – Ramsa Klinik

    2025 Yoğuşmalı Kombi Fiyatları Rehberi

    2025 Yoğuşmalı Kombi Fiyatları Rehberi

  • Kültür
    Kötekli'de Öğrencilerin Ulaşımını Kolaylaştıran Düzenleme

    Kötekli’de Öğrencilerin Ulaşımını Kolaylaştıran Düzenleme

    Fethiye Belediyesi'nden Yeni Yat Bağlama Yeri Projesi

    Fethiye Belediyesi’nden Yeni Yat Bağlama Yeri Projesi

    MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

    MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

    Fethiye Belediyesi Taşınmaz Satışı Yapmayacak

    Fethiye Belediyesi Taşınmaz Satışı Yapmayacak

  • Spor
    Fethiyespor Evinde Karacabeyspor'u Bekliyor

    Fethiyespor Evinde Karacabeyspor’u Bekliyor

    Fethiye Güreş Spor Kulübü'nden Tarihi Başarı: Kadir Buğra Dikik Şampiyon Oldu

    Fethiye Güreş Spor Kulübü’nden Tarihi Başarı: Kadir Buğra Dikik Şampiyon Oldu

    Fethiyespor Nihayet: Isparta'da İlk Galibiyetini Aldı

    Fethiyespor Nihayet: Isparta’da İlk Galibiyetini Aldı

    Fethiyespor Seri Yakalamak İstiyor

    Fethiyespor Seri Yakalamak İstiyor

  • Künye & Reklam
  • İletişim
Sonuç bulunamadı
Bütün Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Özel Haber
  • Asayiş
  • Politika
    İstanbul’a İlk Kez Gelenler İçin Beşiktaş Rehberi: Havalimanından Beşiktaş’a Nasıl Gidilir?

    İstanbul’a İlk Kez Gelenler İçin Beşiktaş Rehberi: Havalimanından Beşiktaş’a Nasıl Gidilir?

    Alüminyum Mobil İskele Sistemleri: Güvenli, Hafif ve Esnek Çalışma Platformları Rehberi

    Alüminyum Mobil İskele Sistemleri: Güvenli, Hafif ve Esnek Çalışma Platformları Rehberi

    Ölüdeniz’i İlk Kez Ziyaret Edecekler İçin Seyahat Rehberi: Denizden Gökyüzüne Bir Fethiye Rotası

    Ajanslar İçin Yükselen Trend: Kendi Markanızla Hosting Satmak

    Ajanslar İçin Yükselen Trend: Kendi Markanızla Hosting Satmak

  • Eğitim
    MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

    MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

    Haklı Çıkmak mı, Anlaşılmak mı? Simge Dikmen

    Haklı Çıkmak mı, Anlaşılmak mı? Simge Dikmen

    Çankaya’da Otomotiv Servisinde Kurumsal Hizmet Ercanlar Otomotiv Bosch Car Service

    Çankaya’da Otomotiv Servisinde Kurumsal Hizmet Ercanlar Otomotiv Bosch Car Service

    Adana’da Büyük Ölçekli Oto Servis Hizmeti: Okar Oto Doktor Bosch Car Service

    Adana’da Büyük Ölçekli Oto Servis Hizmeti: Okar Oto Doktor Bosch Car Service

  • Sağlık
    İstanbul Diyet Yemek Menülerinde Çeşitlilik Neden Önemli?

    İstanbul Diyet Yemek Menülerinde Çeşitlilik Neden Önemli?

    Craftland Media’ya Sosyal Sorumluluk Çalışmaları İçin Teşekkür Plaketi

    Craftland Media’ya Sosyal Sorumluluk Çalışmaları İçin Teşekkür Plaketi

    Her Dalgın Çocuk DEHB midir? Çocuğun Davranışının Ardındaki Hikayeye Bakmak – Ramsa Klinik

    Her Dalgın Çocuk DEHB midir? Çocuğun Davranışının Ardındaki Hikayeye Bakmak – Ramsa Klinik

    2025 Yoğuşmalı Kombi Fiyatları Rehberi

    2025 Yoğuşmalı Kombi Fiyatları Rehberi

  • Kültür
    Kötekli'de Öğrencilerin Ulaşımını Kolaylaştıran Düzenleme

    Kötekli’de Öğrencilerin Ulaşımını Kolaylaştıran Düzenleme

    Fethiye Belediyesi'nden Yeni Yat Bağlama Yeri Projesi

    Fethiye Belediyesi’nden Yeni Yat Bağlama Yeri Projesi

    MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

    MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

    Fethiye Belediyesi Taşınmaz Satışı Yapmayacak

    Fethiye Belediyesi Taşınmaz Satışı Yapmayacak

  • Spor
    Fethiyespor Evinde Karacabeyspor'u Bekliyor

    Fethiyespor Evinde Karacabeyspor’u Bekliyor

    Fethiye Güreş Spor Kulübü'nden Tarihi Başarı: Kadir Buğra Dikik Şampiyon Oldu

    Fethiye Güreş Spor Kulübü’nden Tarihi Başarı: Kadir Buğra Dikik Şampiyon Oldu

    Fethiyespor Nihayet: Isparta'da İlk Galibiyetini Aldı

    Fethiyespor Nihayet: Isparta’da İlk Galibiyetini Aldı

    Fethiyespor Seri Yakalamak İstiyor

    Fethiyespor Seri Yakalamak İstiyor

  • Künye & Reklam
  • İletişim
Sonuç bulunamadı
Bütün Sonuçları Göster
Fethiye Gazetesi Haber Sitesi
Sonuç bulunamadı
Bütün Sonuçları Göster
Anasayfa Asayiş

MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

by Fethiye Haber
2 Ekim 2026
MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL
0
Paylaşım
9
Okunma
Share on FacebookShare on Twitter

MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL

BEKLEMEK DE BİR YOLCULUKTUR

Dünya, durmaksızın hareket eden, nehirler gibi akan ve insanı her an bir yere yetişme telaşıyla sürükleyen devasa bir mekanizma. Her sabah çalan alarmlar, takvimlere serpiştirilmiş randevular, ekranlara düşen bildirimler ve bitmek bilmeyen “son tarihler”… Modern insan için hayat, A noktasından B noktasına en hızlı şekilde ulaşma yarışına dönüştü. Hızın bir erdem, yavaşlamanın ise bir eksiklik olarak görüldüğü bu çağda; eylemsizlik gibi duran, pasif bir duraklama sayılan bir kavram var ki zihnimizin kıyısında hep unutulmaya terk ediliyor: Beklemek.

Oysa biraz durup düşündüğümüzde, beklemenin sadece bir zaman kaybı ya da eylemin askıya alınması olmadığını fark ederiz. Beklemek, dışarıdan bakıldığında durağan görünen ama içeride derin bir nehrin çağıldadığı, ruhun kendi derinliklerine yaptığı en çetin ve öğretici yolculuktur.

İnsan çoğu zaman beklemeyi bir engel, yolun ortasına dikilmiş bir duvar olarak görür. Kırmızı ışıkta beklemek, tren garında geciken bir seferi beklemek, hastane koridorunda tahlil sonuçlarını beklemek, bir telefonun çalmasını veya uzun zamandır emek verilen bir işin karşılığını almayı beklemek… Bütün bu anlarda zaman adeta ağırlaşır; saniyeler uzar, dakikalar birer asır gibi gelmeye başlar. Sabırsızlık, ruhu kemiren ince bir sızıya dönüşür. Çünkü zihin, alıştığı ritim gereği hep “orada” veya “sonra” olmak ister; “burada” ve “şimdi” kalmak ona ağır bir yük gibi gelir.

Fakat bekleme salonlarını, istasyon banklarını ya da sessiz odaları sadece zamanın katledildiği yerler olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Beklemek, aslında zamanın bilincine varma halidir. Koşarken tenimizde hissetmediğimiz hafif bir rüzgârı, ancak durduğumuzda fark etmemiz gibidir bu. Hızla akıp giden hayatın içinde mecburen ya da isteyerek durakladığımız o anlarda, dünya kendi doğal ritmine döner. Etraftaki detaylar aniden belirginleşir: Yağmurun cama vuran ritmik sesi, yan masadaki yabancının yüzündeki kederli çizgi, kendi nefesimizin ciğerlerimize girip çıkan o mucizevi sıcaklığı… Bekleyen insan, hayatın hengameli sahnesinden çekilip bir anlığına seyirci koltuğuna oturur ve varlığın o yalın, süssüz dokusuyla yüzleşir.

Edebiyat ve sanat tarihi, beklemeyi pasif bir bekleyişten ziyade başlı başına bir yolculuk olarak gören ölümsüz eserlerle doludur. Mitolojinin derinliklerine, Homerosa kulak verelim: Odiseus, Troya Savaşı’ndan dönmek için yıllarca denizlerde köpüren dalgalarla ve canavarlarla boğuşup maceradan maceraya koşarken, karısı Penelopeia İthaka’da onu sabırla bekler. Gündüzleri büyük bir özenle dokuduğu halıyı geceleri kandil ışığında sökerek zamanı adeta büker, sabırsız taliplerini zekice oyalar. Penelopeia’nın beklemesi, Odiseus’un deniz aşırı tehlikeli yolculuğu kadar görkemli, bir o kadar da içsel ve cesur bir seferdir. O, sadece eşini beklemez; sadakatini, umudunu, kendi kimliğini ve yuvasının hafızasını diri tutar. Zamanı pasifçe tüketmez, zamanın içinde kendi duruşunu inşa eder.

Samuel Beckett’ın tiyatro tarihini değiştiren meşhur oyunu Godot’yu Beklerken’i hatırlayalım. Vladimir ve Estragon, kurumuş bir ağacın altında hiç gelmeyecek olan Godot’yu beklerler. Dışarıdan bakıldığında sahnede hiçbir şey olmuyor, hikaye ilerlemiyor gibi görünür; ancak o bekleme süreci, insanın varoluşsal arayışını, anlamsızlıkla amansız mücadelesini ve tutunacak bir dal arama arzusunu gözler önüne seren devasa bir içsel yolculuğa dönüşür. Beklemek, Godot gelse de gelmese de, onların bu karmaşık dünyada insan kalabilme ve varlıklarını sürdürebilme biçimidir.

Doğaya baktığımızda, beklemenin yaşamın kendisi ve yeniden doğuşun ön koşulu olduğunu açıkça görürüz. Toprağa düşen bir tohum, filizlenip güneşe uzanmak için kışın soğuk, karanlık ve nemli koynunda aylarca bekler. O dışarıdan bakıldığında ölü gibi duran durağanlık bir son değil, aksine hayatın patlamaya hazırlandığı en yoğun birikim anıdır. Bir kozanın içinde tırtılın kelebeğe dönüşmesi de sessiz, karanlık ve son derece sabırlı bir beklemenin meyvesidir. Tırtıl kozanın içinde dış dünyadan tamamen izole olmuşken, aslında muazzam bir başkalaşım (metamorfoz) geçirmektedir. Eğer sabırsız bir el o kozayı vaktinden önce yırtıp tırtılı kurtarmaya çalışırsa, kelebeğin kanatları güçlenemez ve asla uçamaz. Kelebeği kelebek yapan, kozadaki o zorlu bekleme süresidir.

İnsan ruhu da tıpkı bir tohum ya da koza gibidir. Hayatın bizden sabır istediği, bizi kısıtladığı, adeta bir duraklama dönemine hapsettiği anlar, aslında içsel metamorfozumuzun gerçekleştiği gizli ve kıymetli zaman dilimleridir. Olgunlaşmak, hemen bir düğmeye basınca gerçekleşen bir şey değildir; demlenmektir hayatı, demlenmektir. Beklemek, insanın kendi potansiyelini için için pişirmesi, hamlıklarını yavaşça ayıklaması ve ruhsal olgunluğa erişmesi için ona bahşedilmiş örtülü bir imkândır.

Peki, beklemeyi bir eziyet, bir hapishane olmaktan çıkarıp zenginleştirici bir yolculuğa dönüştüren şey nedir? Cevap basittir: Niyet, kabul ve farkındalık.

Eğer beklemeyi sadece hedefimize ulaşmamızı engelleyen, planlarımızı bozan tatsız bir ara tablo veya kayıp zaman olarak görürsek, zaman bize düşman kesilir. İçimizi öfke, huzursuzluk, kaygı ve tatminsizlik kaplar. Saate her bakışımızda yıpranırız. Ancak beklemeyi bir “durma, soluklanma ve dinlenme imkânı”, zihnimiz için bir “içsel içtima” olarak kabul edersek, iç dünyamızın paslı kapıları yavaşça aralanır.

Gerçek bir yolculuk sadece kilometre katetmek midir? Fiziksel olarak bir şehirden diğerine gitmek yolculuk sayılırken, zihnin, duyguların ve bilincin katettiği o devasa mesafeleri ne yapacağız? İnsan bazen binlerce kilometre yol gider, uçaklara, trenlere biner ama zihnen bir mil bile ilerleyemez; olduğu yerde sayar. Bazen de tek bir odada, bir pencere kenarında saatlerce sessizce oturup beklerken, ömrünün en büyük zihinsel ve ruhsal kırılmalarını, aydınlanmalarını yaşar. Kendisiyle dürüstçe yüzleşir, geçmişini temize çeker, geleceğe dair derin içgörüler kazanır. İşte bu yüzden, beklemek mekânsal değil, zamansal, zihinsel ve ruhsal bir seyahattir.

Modern dünyanın “anında tatmin” kültürü, ne yazık ki bize beklemeyi ve onun getirdiği bereketi unutturdu. İstediklerimize tek bir tıkla ulaşabildiğimiz, mesajlarımızın milisaniyeler içinde dünyanın öbür ucuna iletildiği, yemeklerin dakikalar içinde kapımıza geldiği bu hız çağında, insanoğlunun “sabır” kasları ciddi şekilde köreldi. Her şeyin hemen, şimdi ve zahmetsizce olmasını istiyoruz. Ancak doğanın, sanatın ve insan psikolojisinin değişmeyen kadim yasaları var: Gerçekten değerli, derin ve kalıcı olan her şey zaman ister. Bir dostluğun ilmek ilmek derinleşmesi, bir sanat eserinin ruh kazanması, büyük bir fikrin olgunlaşması veya derin bir ruhsal yaranın kabuk bağlayıp iyileşmesi hep beklemenin o bereketli, sessiz toprağında gerçekleşir. Beklemeyi reddetmek, aslında hayatın derinliğini, olgunlaşmayı ve dönüştürücü gücünü reddetmektir.

Zaman kavramını felsefi olarak ele aldığımızda, eski Yunanlıların zaman için iki farklı kelime kullandığını görürüz: Chronos ve Kairos. Chronos, takvimlerin ve saatlerin ölçtüğü, niceliksel, çizimsel ve acımasız akan zamandır. Bizi koşturan, son tarihler koyan zaman Chronos’tur. Kairos ise anın kalitesi, doğru zaman, ruhun derinleştiği niteliksel zamandır. İşte beklemek, insanı Chronos’un cenderesinden çekip çıkarıp Kairos’un derinliğine davet eder. Bekleyen insan, saatin tık tıklarında kaybolmak yerine, anın genişliğinde kendi varlığını yeniden keşfeder. Zamanın niceliğine değil, kalitesine odaklanır.

Bazen de hayat bizi hiç planlamadığımız, haritamızda görünmeyen ıssız duraklarda bekletir. İdealimizdeki mesleğe ulaşmayı bekleriz, hayatımızı paylaşacağımız doğru insanla karşılaşmayı bekleriz, fırtınalı ve zorlu günlerin geçip ruhumuza huzurun gelmesini bekleriz. Bu uzun ve belirsiz bekleyişlerde zaman zaman kaybolmuşluk ve çaresizlik hissi kaçınılmazdır. “Neden herkes hızla ilerlerken, hayatlarını kurarken ben burada çakılı kaldım?” sorusu zihnimizi bir kurt gibi kurcalar.

Fakat unutmamak gerekir ki, trenlerin istasyonda durması yoldan çıktıkları veya devredışı kaldıkları anlamına gelmez; aksine yakıt almak, bakım yapmak, yolcu indirim bindi yapmak ve daha güçlü bir şekilde yeni bir sefere hazırlanmak içindir. İnsanın hayat tarafından bekletildiği dönemler de kaderin ona “dur, nefes al, yüklerini hafiflet ve yönünü yeniden kontrol et” deme biçimidir. Beklediğimiz o ıssız duraklarda öğrendiklerimiz, içselleştirdiklerimiz ve kazandığımız direnç, yolun geri kalanını nasıl yürüyeceğimizi, karşılaştığımız fırtınaları nasıl göğüsleyeceğimizi belirler. Duraklama olmasaydı, yolun devamındaki manzarayı kavrayacak derinliğe erişemezdik.

Beklemenin bir diğer dönüştürücü gücü de bize “kabullenmeyi” öğretmesidir. Hayattaki her şeyi kontrol edemeyeceğimiz gerçeğiyle yüzleşmek, modern insanın en büyük sınavıdır. Hava durumunu, trafiği, başkalarının duygularını ya da zamanın akışını kontrol edemeyiz.

Beklemek, kontrol arzusunun yarattığı o amansız gerilimi serbest bırakmaktır. “Şu an kontrol benim elimde değil ve ben bu anın içinde kalmayı seçiyorum” diyebilmek, müthiş bir özgürleşme anıdır. Bu kabulleniş, insanı pasif bir kurbana dönüştürmez; aksine onu hayatın akışıyla savaşmak yerine o akışla birlikte yüzebilen esnek ve güçlü bir bilgeye dönüştürür.

Sözün özü; beklemek, hayatın akışına direnmek ya da zamanı boş yere harcamak değil, o akışın ritmine uyum sağlamaktır. Zamanın bir nehir gibi üzerimizden süzülmesine izin vermektir. Bir bekleyişin içinde olan insan, eylemsiz duran bir yolcu değil, kendi iç ülkesinin bakir patikalarında, karanlık mağaralarında ve aydınlık tepelerinde yürüyen bir seyyahtır.

“Şu an duruyorum, evet; dışarıdan bakıldığında hiçbir şey yapmıyorum gibi görünebilir. Ama aslında çok uzaklara, kendi ruhumun en derin katmanlarına doğru uzun bir yoldayım. Çünkü beklemek de en az yürümek kadar somut, en az ulaşmak kadar görkemli ve dönüştürücü bir yolculuktur.”

 

Ayrıntılı Görülme Sayısı: 8

Bunu paylaş:

  • Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X

Bunu beğen:

Beğen Yükleniyor...
Önceki Haber

Fethiye Belediyesi Taşınmaz Satışı Yapmayacak

Sıradaki Haber

Fethiye’de Sağlık Hizmetleri Yerinde İncelendi

Fethiye Haber

Fethiye Haber

Sıradaki Haber
Fethiye'de Sağlık Hizmetleri Yerinde İncelendi

Fethiye'de Sağlık Hizmetleri Yerinde İncelendi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

SON EKLENEN HABERLER

  • Kötekli’de Öğrencilerin Ulaşımını Kolaylaştıran Düzenleme
  • Fethiye Belediyesi’nden Yeni Yat Bağlama Yeri Projesi
  • Fethiye’de Sağlık Hizmetleri Yerinde İncelendi
  • MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL
  • Fethiye Belediyesi Taşınmaz Satışı Yapmayacak
  • Seydikemer’de Camiler ve Din Görevlileri Haftası Ziyareti
  • Seydikemer Anaokuluna Eğitim Ziyareti

2025 FETHİYE GAZETESİ TAKVİMİ

Ekim 2026
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  
« Eyl    

Fethiye Gazetesi

Fethiye Gazetesi İnternet Sitesi Fethiye’nin www.fethiyehaber.com adıyla kurulan ilk internet haber sitesidir. (http://web.archive.org/) üzerinden teyid edilebilir. Hızlı, güvenilir ve doğru haber için Fethiye Gazetesi Haber Sitesi -2025

Her hakkı saklıdır. © 2025 Fethiye Gazetesi - TASARIM: OnparmakNET.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Sonuç bulunamadı
Bütün Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Siyaset
  • Eğitim
  • Sağlık
  • Kültür
  • Spor
  • Künye & Reklam

Her hakkı saklıdır. © 2025 Fethiye Gazetesi - TASARIM: OnparmakNET.

%d