Toprağın Son Uyarısı !!
Birçok özel günler içinde “Dünya Toprak Günü” de yer alıyor. Nedense bir güne sızdırılan bu önemli günlerin anlamını değerini bilmeden birkaç güzel sözle ve belki törenle kutlayıp geçiyoruz.
Oysa kutlama yapacak bir durumda değiliz. Çünkü Dünya’nın, insanlığın ve her canlının en hayati yaşam alanı toprak, artık alarm veriyor. Ve biz hâlâ bunun farkında değiliz. Toprağı hiç bitmeyecekmiş gibi hoyratça kullanıyoruz.
Toprak, bir ülkenin kaderini belirleyen, bağımsızlığını belgeleyen, geleceğinin teminatı olan eşsiz bir hazinedir. “Toprak varsa ekmek” var diyebiliyoruz, “toprak ana” diye tanımlıyoruz, toprak parçasını ‘”vatan” diye koruyoruz ama toprağımızın ölmesine engel olmuyoruz/olamıyoruz .
Her yıl milyonlarca ton verimli toprak erozyonla yok olurken, bir o kadarı da insan eliyle yok ediliyor… Kimyasallarla, bilinçsiz tarımla, inşaatlarla, hızla zehirleniyor. Beton yığınları genişlerken tarım alanları daralıyor. Ziraat alanları küçülürken alışveriş merkezleri büyüyor. Köyler mahalleye dönüştüğünden beri üretim alanları küçülmeye yok olmaya başlıyor. İnsanın açgözlülüğü ise vatan toprağını hızla betona gömüyor.
Bir avuç sağlıklı toprağın oluşması yüzlerce yıl alıyor. Biz ise aynı toprağı ormanları yakarak, yıkarak, toprağı zehirleyerek çoraklaştırabiliyoruz.
“Yeni Dünya Düzeni” diye insanlığa dayatılan kapitalist sistemde bilinçli insanlar bir avuç tohumla bir karış toprakla hayatta kalmayı başarabilirler.
Ne mi yapmalıyız?
Yerel tohumu ve zehirsiz tarımı destekleyelim,
Yerel üreticiden, Kooperatiflerden alışveriş yapalım.
Toprağı kimyasallar yerine biyolojik yöntemlerle iyileştirelim,
Ağaçlandırma seferberliklerine katılalım her fırsatta ağaç dikelim,
Havamızı, suyumuzu koruyalım,
Toprak sadece üzerinde yürüdüğümüz bir kara parçası değil, nefes aldığımız, doyduğumuz, doyurduğumuz en kıymetli hazinemiz, geçmişimiz ve geleceğimizdir.
Doğa her fırsatta bizi uyarıyor;
Toprak varsa ekmek var…
Ebru Oğuzhan Yeter
























