BÜYÜK, ÇOK BÜYÜK DEĞİŞİM
Geçtiğimiz hafta içindeydi. YouTube’da bir program izlemiştim. Kırk küsur dakika uzunluğundaydı. İçeriğinde ise yirmi altı yıl sonra ABD’den dönen bir insanımız vardı. Bizim o memleketimiz olan Balıkesir’imizin batısında, Kazdağları kırsalda, genişçe bir toprak edinmeyi akıl etmişti.
Kişi, yetkin, deneyimli biri; hem de bilgisayar programcısı. Yetmişine de merdiven dayamış. Uzaktan, internet üzerinden, yine iş çıkartmayı da sürdürüyor.
Toprak edindiği o çevrede kurduğu bir düzeni var ki, her ne yapıp etmişse kitabına uygun, yasal imiş. Açıkçası, onunkisin uygar oluşun üst sınırlarında bir düzen. O boyutta yapılabilecek açıklamalarımın ardı arkası bitmez.
Ben, asıl, o edinilmiş geniş toprak boyutuna değinmek istiyorum. Toplamda elli dönüm olan o yerler, son otuz yıldır ekilmemekteymiş. Satın aldığı yerlerden birinin sahibi de hekim imiş.
Bizim de burada Nif yaylamızda kiracı olarak kaldığımız yerde de benzer bir durum var. Altmış dönüm ova toprağının önemli bir bölümü, o tür bir halde. Kesin bir paylaşım olmamış. Verese hakkı sahipleri, toprakla, tarımla, ilişkilerini keseli çok yıllar olmuş; geriye dönüp baktıkları bile yok.
Oysa bizim çocukluğumuzda, bu ülke halkı nüfusunun yüzde seksenlik (!) olan büyük bölümü, köylerde yaşadığı dillendirilirdi.
Çocukluğumda, öküz arabamızdan düşüp başımı yardığım için, bir anımı iyi anımsıyorum; Her yerin taş olduğu o bayırdaki tarlamızdaydık. Ayırt etmiştim, ardıç avlumuz yenilenmiş, bayıra doğru yeri değiştirilmişti. Bu yalnızca bize özgü de değildi. Öyle sarp yerlerde tarlalarımız vardı ki, şaşardım.
Kırsaldaki yürüyüşlerimde de görüyorum; insanımız, ne yerleri tarla edinmişlerdi.
Göze çarpan yerlerimizden biri de Kaya’dır. Çok vereseli sahipliği olan orada, artık nice yıldır tarım yapılmadığı hepimizce gözlenmektedir.
Bir de ova topraklarımızı gün gün betonlaşmaya açmaktayız.
Bu işin sonu nereye varır, demeğe gerek var mıdır bilemiyorum.
Eskiden, beşer yıllık kalkınma öngörülerimizi sekteye uğratan temel neden, nüfuz artış hızımız olurdu. O hızı, yüzde seksen üçlük kentleşmeyle birlikte düşürdük. Günümüzde, borçlanmamızın anaparası kadar da faiz ödendiği gizli saklı bile değil..
Tutulacak yanımız mı var? Geldiğimiz aşama için, bende Genel Bşk. Ö. Özel’e öykünüyor, Ahmet Kaya’nın “Başım belada” şarkısına ne kadar gönderme yapılsa yeridir, diyorum.
Ne yandan bakılsa tutarsızlık başat boyut işte. Var mı gerisi?
Herkese iyi haftalar…
























