YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR
KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR
www.hakanbirol.com
Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Bir Küçük Kara Çalı: Leyla” kitabıyla tanıdığımız “Emel BODUR” var.
Merhabalar Emel Hanım, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Merhaba; röportaj teklifiniz için teşekkür ederim. 1975 Zonguldak doğumluyum. İki kız annesiyim. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, yürüyüş yapmayı ve doğal olarak sürekli bir şeyler karalamayı severim. Sosyal görünsem de içe dönük sakin bir yaşam sürüyorum.
“Bir Küçük Kara Çalı: Leyla” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?
Bir Küçük Kara Çalı “Leyla” gerçek anlamda benim bebeğim gibi. İlk açılışta beklenmedik bir karşılama bekliyor okuyucuyu. Leyla’nın güncesi başlığı altında kitabın içine serpiştirdiğim bölümler çocukluk anılarımdan yansımalar taşıyor. İlerleyen bölümlerde fantastik, gizemli bir dünyanın kapısını aralıyor okur. İki dünyayı birbirine bağlayan bir kitap ve tanrı rolüne soyunmuş bir yazarın devreye girmesiyle aşka ve gerçeklere karşı gelişen olaylar dizimi devam ediyor. Neşeli, hayat dolu bir karakter olan Leyla, kendi gerçeğiyle yüzleşirken farklı dünyalara da dokunuyor farkında olmadan. Final için mutlu son demektense mutlu sonsuz demek istiyorum.
Roman yazmanın en zor kısımlarından biri de olay örgüsünü oluşturabilmektir. Bu eserinizdeki olaylar yaşanmış bir yere mi dayanıyor yoksa kurgu mu?
Samimi olarak söyleyebilirim ki ilk başlangıç noktamdan saparak ama değişimin güzelliğini keşfederek bambaşka bir kurgunun içinde buldum kendimi. Leyla’nın güncesi bölümleri hariç tamamen kurgu Bir Küçük Kara Çalı ‘Leyla’
Yazmanın sizdeki tarifi nedir? Bize bunu biraz anlatır mısınız?
Ben iki kişiyim sanki. Biri dünyevi ihtiyaçlar ve düzene göre yaşayan ben, diğeri hayaller dünyasında kalmış küçük bir kız. İkinci ben devreye girmişse saat, mekan fark etmeksizin kendimi bir şeyler yazarken buluyorum. Yani yazmak nefes almak gibi bir ihtiyaç benim için. İlham perilerini beklemiyorum onlar hep benimle.
“Dijitalleşmenin “edebiyata” etkisi nedir? İyi ve kötü yanlarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Aslında iyi yönde kullanılan her şeyin olumlu etkisi vardır mutlaka. Ancak bilgiye ulaşım kolaylaştıkça değeri de düşüyor sanki. Elbette başka negatif etmenler olsa da kolaycı ve rahat olduk sanki. Dijital ortam benim için araştırma yapmak belki de dünyaya açılmakken; bir kitabı almak yerine özetini internetten okuyan, az bilen ama çok konuşan(genel değil) insanların yetiştiği, teknoloji geliştikçe yozlaşan bir takım değerlerin olduğu da gerçek. Yine de hiç okumamasındansa dijital kitap okusun insanlar anlayışına da sahibim. Zamanla her şey dijitalleşecek zaten. İnşallah soruyu yanlış yerden değerlendirmemişimdir. J
Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?
Aslında ’’hadi ben oturayım da bir şeyler yazayım’’ diye başlanmıyor yazmaya. Bilir hissedersiniz. İçinizde ismini koyamadığınız bir tutku vardır hep. İlk keşifler belki bir okul sırasında kompozisyon yazarken başlar, belki bir iki aşk şiiri süsler defter kenarlarını. Hele okumaya karşı bir tutku da eklenmişse buna, kişi küçük adımlarını atmaya başlamıştır farkında olmadan. İçinizde yazma coşkusu varsa onu takip etmek en doğru olanı ve en önemlisi okumalısınız. Okudukça dünyaya bakışı olayları algılayışı değişir insanın. Yazmak anlatmaktır, en iyi anlatıcılar en iyi okurlardır aynı zamanda. (istisnalar vardır)
Yazmak ve okumak dışında vaktinizi nasıl geçirirsiniz?
Sıradan zevkleri olan bir insanım. Spor yapmayı, yürüyüşlere çıkmayı (yağmurda ayrı güzel) severim. Kızlarımla vakit geçirmeyi, yeni filmleri izlemeyi, sevdiklerime yemek yapmayı severim. Konser, tiyatro gibi fırsatlar olursa kaçırmam (ekonomi elverdiğince). Yolculuk yapmayı yeni yerler keşfetmeyi seviyorum. Tarihi mekânlar ilgimi çeker. Aslında hayatımın durağan bir evresi var. Çoğu keşfi kırk yaş sonrası yaptım. Dünya malı biriktirmektense güzel anılar güzel insanlar biriktirmek gerektiğine inanıyorum.
En son okuduğunuz kitap nedir? Fethiye Haber okurlarına tavsiye edebileceğiniz kitap ya da kitaplar var mıdır?
Zülfü Livaneli – Kardeşimin Hikâyesi.
Öncelikle Zülfü Livaneli kalemini tavsiye ediyorum.( Tüm kitapları) Ayrıca benim memleketimden çok değerli bir yazar dost Yaprak Öz’ün kitapları da ayrıca tavsiyemdir. Şeytan Disko, Berlinli Apartmanı, Villa Şakayık aklıma gelenler.
Kitabım Bir Küçük Kara Çalı ‘’Leyla’’ ya da şans verirlerse çok mutlu olurum.
Değerli Emel Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…
Ben teşekkür ederim. Tüm güzel Fethiye Haber okurlarına sevgiler.
‘’Okumak iptiladır müptelalara selam olsun.’’























