YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR
KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR
www.hakanbirol.com
Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Ya Da Biz Masal Olsak, Hep Sonradan, İntihar Ormanları, Hür” kitaplarıyla tanıdığımız “Ezgi DURMUŞ” var.

Merhabalar Ezgi Hanım, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Merhaba Hakan Bey. Röportaj teklifiniz için ben teşekkür ederim asıl. 1988 Ankara doğumluyum. Eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı ve Harvard Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde tamamladım. Hayattaki en büyük tutkum aynı zamanda mesleğim olduğu için çok şanslıyım. Kurucu ortağı olduğum Flora Kitap’ta kendi hayallerimle beraber başka insanların hayallerini de gerçekleştiriyor olmak hayattaki en büyük motivasyon ve mutluluk kaynağım. Mesleğim dışında en çok keyif aldığım şey ise hayatımın diğer yarısını kapsayan yoga ve meditasyon. Zihnim üzerinde çalışmak da en az yazmak kadar iyi hissettiriyor bana kendimi.
Okuyucularınızın merakla beklediği kitabınız çıktı. “ÖZ” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?
ÖZ’de okurları zaafları, kusurları, eksik yanları, korkuları ve sustukları bekliyor. Gerçek, filtresiz hâlleri bekliyor yani. Kendilerini okuyacaklar, kendileriyle barışacaklar ve kendilerini sahiplenmeyi öğrenmiş olarak son sayfayı kapatacaklar. Umudum ve dileğim bu.
“Kendimden özür dilerim. Üzmeyeyim diye üzüldüğüm için… Kırmayayım diye bükülü kaldığım için…” “ÖZ” kitabınızın adeta özünü yansıtmış bu cümleler. Peki, insanlar kendilerini neden bu kadar üzer ve yorar?
Sevilmek ve onaylanmak için. Fedakârlık adı altında kendimizi hiçe sayarak yaptığımız her şey egoyu besleme amaçlıdır ve insanı kötürüm bırakır.
Yazmanın sizdeki tarifi nedir? Bize bunu biraz anlatır mısınız?
Yazmak, işkenceyle eğlence arasında bir yer benim için. Yazma sürecinden keyif alan yazarlardan değilim, benim için çok sancılı ve stresli geçiyor yazım aşaması. Bir taraftan da muazzam bir haz… Her sabah o işkenceyi çekmek için hevesle uyanmanın delilik dışında bir tanımı var mı bilmiyorum fakat sonucundaki o tatmine değen bir delilik muhakkak.

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?
Fantastik kurgu ve şiir dışında her türü okurum. Bu iki türü okumaktan keyif almıyorum. Kitaplığımda en çok felsefe ve psikoloji kitapları var ama roman hâlâ en sevdiğim tür sanırım. Sıkı okuru olduğum birçok yazar var. Barış Bıçakçı, Alper Canıgüz ve Yuval Noah Harari kitaplarını çıktığı gün alırım mesela, onların yeri her daim ayrı bende.
Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?
Ben yazmanın bir matematiği olduğunu düşünmüyorum. Verdiğim eğitimleri de bu düşünce ekseninde veriyorum. Yazmanın tek bir adımı var: Yazmak. Yazmak isteyip de nasıl yazacağını bilemediği için durabilen kişinin içinde o tutkunun olduğuna inanmıyorum. Yazmak, engellenebilir durdurulabilir bir şey değil. Seni huzursuz eder, senden çıkmadıkça yaptığın her şeye siner o huzursuzluk ve tek kurtuluşun yazmaktır. Bunu yaşatmıyorsa, o hissi yaşatacak başka meşgaleler bulmalarını tavsiye ederim. Fakat içlerinde o ateş varsa eğer, mükemmeli beklemek yerine o ilk adımı atıp klavyenin başına geçmelerini…
Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?
Yayıncı olduğum için gözlemden fazlasına sahibim ve çok net olarak söyleyebilirim ki ülkemizde okuma oranı hiç de sanıldığı kadar düşük değil. Tahmin edemeyeceğiniz kadar çok kitap basılıyor ve okunuyor hatta. Genç neslin okumadığı fikrine katılmıyorum. Kendi kriterlerimize göre ‘kaliteli kitap’ değilse, okunan kitapları önemsemiyoruz. Bu çok yanlış ve okuma şevkini kırıcı bir tutum. Biz klasikleri okuyarak büyüdük, yeni nesil ise ilgilerini ne cezbederse onu okuyor. Bunun kötü bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Kötü olan, kitap zevkine bile karışma hakkı buluyor olmamız. Bırakalım kim ne istiyorsa onu okusun. Yeter ki okusun.
Değerli Ezgi Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…
Yeni kitabım ÖZ’ün ilk röportajını sizinle yaptığım, sorduğunuz sorularla kendimi tanıtma imkânı bulduğum için çok mutlu ve minnettarım. Yeni hikâyelerde görüşmek dileğiyle…




















