TOHUMA, TOPRAĞA VE ESKİ DOSTLARA SAHİP ÇIKIN; EN ÇOK DA ESKİ KİTAPLARA – Ebru Oğuzhan Yeter
Bugün dünya, adına “yapay zeka” denilen ve insanlığı adım adım kendi özünden koparan soğuk ve fırtınalı bir dalganın kuşatması altındadır. Bu dalga sadece işleri elimizden almıyor, almayacak asıl trajik olan, insanı insan yapan ne varsa sessizce kemirip yok ediyor ve edecek. “Yapay Zeka insanlığın sonunu getirecek” dediğimde çok abarttığımı düşünenler de var. Umarım ben yanılırım. Ancak şunu da herkes biliyor ki duyguyu kurutuyor, hakiki iletişimi koparıyor, insanı hazır cevapların tembelliğine mahkûm ederek düşünmeyi, araştırmayı ve sorgulamayı elinden alıyor.
Kendi aklını bir makineye kiraya veren, ekran karşısında özgürlüğünü yitiren yeni nesiller, ne yazık ki dünyaya ne bir ruh ne de bir fayda sağlayabilir.
Dijital bir hapishanede yetişen ruhsuz bir kuşak, yeryüzünün dertlerine derman olamaz. İnsani duyguları geliştiremez. Kendi özelini koruyamaz. Üstelik bu dijitalleşme hamlesi, insanlığın ortak tarihine yönelik sinsi bir operasyona dönüşmüş durumdadır. Hakikatin tek bir merkezden kontrol edilebilmesi için fiziksel kütüphaneler gözden çıkarılmakta, eski kitaplar sessiz sedasız toplatılıp yok edilmektedir. Biliyoruz ki, dijital ortama aktarılan her bilgi bir saniyede değiştirilebilir, sansürlenebilir ya da tamamen silinebilir. Tarihi, felsefeyi ve edebiyatı kendi işlerine geldiği gibi yeniden yazmak isteyenler için basılı kağıt en büyük tehdittir.Toplatılan ve yakılan her eski kitapla birlikte, insanlığın hür düşüncesi ve hafızası da yok edilmek istenmektedir. Bu büyük çürümenin, sansürün ve yok oluşun karşısında duracak yegâne kale, bizi biz yapan kadim değerleri korumaya almak, onlara sahip çıkmak, yaşatmak ve sarsılmaz bağları korumak için emek vermektir.İşte bu yüzden tarihe, geleceğe ve henüz doğmamış çocuklara sözümüz şu olmalıdır ;
🌱Tohuma Sahip Çıkın: Çünkü tohum, hayatın başlangıcıdır. Genetiğiyle oynanmamış, aslı bozulmamış her yerel tohum, doğanın ve insanın bağımsızlık nişanesidir. Tohumu kaybeden, geleceğini ve hürriyetini kaybeder.
🐝Toprağa Sahip Çıkın: Toprak, üzerine bastığımız kuru bir çamur değil; sığınacağımız son kucak, bizi besleyen ana ve sadık yârimizdir. Betonların ve yapay bulutların arasında toprağın kokusunu unutan insan, kendi köklerini de unutur.
🫒 Eski Dostlara Sahip Çıkın: Ekranların arkasındaki sahte beğeniler, sahte gülücükler, kuru kalpler ve yapay eşleşmeler insanı derin bir yalnızlığa itiyor. Gözünün içine bakarak dertleştiğiniz, sessizliği bile paylaştığınız eski dostların vefasını hiçbir mekanik zekâ taklit edemez. İnsanı ancak insanın sıcaklığı kurtarabilir.
📚📚En Çok da Eski Kitaplara Sahip Çıkın: Sayfalarına dokunabildiğiniz, kokusunu içinize çektiğiniz, satır aralarında insanlığın binlerce yıllık acısını, neşesini ve emeğini barındıran o eski kitaplar bizim son sığınağımız ve yeraltı kütüphanemizdir.
Kitapların toplatıldığı bu çağda, evinizde sakladığınız her eski/yeni kitap, unutturulmak istenen hakikatin kalesidir. Her kütüphane insanlığın geleceğidir.. Dijital kütüphaneler bir tuşla silinebilir, ancak basılı bir kitabın sayfalarındaki gerçeği hiçbir yazılım yok edemez. Eski kitaplar, insan aklının bükülmez hafızasıdır.
Geleceğe Not: Eğer bir gün insanlık olarak tamamen robotlaşmış, duygularını yitirmiş ve makinelerin kölesi haline gelmiş bir tür olmaktan kurtulmak istiyorsak, dönüp bakacağımız yer gökyüzündeki uydular değil; avucumuzdaki toprak, göğsümüzdeki vefa ve cellatlarından gizleyerek korumaya aldığımız o tozlu, eski kitaplar olmalıdır. Bugün daktilomun tozunu alıp gün yüzüne çıkarıyorum. Ve bir temiz sayfa da ilk şu satırları tarihe not düşüyorum. Tohuma, Toprağa ve Eski Dostlara sahip çıkın. En çok da Eski Kitaplara.
Ebru Oğuzhan Yeter
























