Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

Sait Çelik’İn Kaleminden “PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİNE UYMAK”

Erkan Ilik | 14 Nisan 2014 | Genel A- A+

PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİNE UYMAK

      Öncelikle sünnet nedir, ne değildir, ne anlama gelir ve ne demektir?

Her şeyden önce sünnet, Peygamberimizin takip ettiği yoldur. Peygamberimizin İslam’ı yaşayış ve uygulayış biçimidir ve hayat tarzıdır. Sünnet, Peygamberimizin ne zaman, nasıl hareket ettiğini gösteren bir metottur. Peygamberimizin izinden gitmektir, onu taklit etmek, onun gibi yaşamaya çalışmaktır.

Başka bir ifadeyle sünnetin içeriği şöyledir: Peygamberimiz, İslam’ı nasıl anlatmış, nasıl yaşamıştır? Kur’an-ı nasıl okumuş, nasıl hayata geçirmiştir? Nasıl namaz kılmış, nasıl oruç tutmuş, nasıl zekât vermiştir? Nasıl dua etmiş, Allah’ı nasıl zikretmiş, O’na nasıl şükretmiştir? Rasulüllah Efendimiz nasıl konuşmuş, neleri konuşmuş, nerede susmuş? Nasıl yemek yemiş, nasıl su içmiş, nasıl oturmuş, nasıl yatmış, nasıl kalkmış? İnsanlarla ilişkileri nasıl olmuş, dünyayı nasıl görmüş, nasıl değerlendirmiştir? İşte bunlara benzer soruların cevabıdır sünnetin içeriği…

Demek ki, sünnet, bir pusuladır, bir haritadır, bir kılavuzdur, bir yol göstericidir, bir rehberdir. Bunun için sünnet bilinmeden yola çıkılmaz.

Bir hadis-i şerifte, “Ümmetimin bozulmaya yüz tuttuğu bir zamanda kim benim sünnetime tutunursa yüz şehidin sevabını kazanabilir.” buyruluyor. (et-Tergib ve’t-Terhib)

Ümmetin bozulmaya yüz tutması, günahların açıkça işlenmesidir, çekinmeden haramlara girilmesidir, utanıp sıkılmadan edep ve ahlak dışı davranışların sergilenmesidir, Allah’ın emir ve yasaklarının göz göre göre çiğnenmesidir, sünnete ters düşen bir hayatın teşvik edilmesidir, sünnetin yerini bid’atların almasıdır.

BİD’AT, sünnetin terk edilip, onun yerine konan İslam’a aykırı davranışlar, alışkanlıklar, kurallar ve işlerdir. Peygamberimiz bid’at hakkında da şöyle buyuruyor: “Her bid’at dalalettir, sapkınlıktır. Her dalalet ve sapkınlık da cehennem ateşindedir.” (Müslim Cum’a 43) Yani, İslam tamamlanmıştır ve hiçbir eksikliği kalmamıştır, bütün kuralları da Peygamberimiz tarafından tespit edilmiştir. Bunun için İslam’ı ve sünneti eksik ve noksan görerek, İslam’a yeni şeyler eklemek, bid’atlar katmak dalalettir ve sapkınlıktır.

Bu açıdan “O eskidenmiş”, Hangi çağda yaşıyoruz?”, Şimdi medeni olmak lazım”, Uygarca yaşamak gerek” gibi bahanelerle ve ileri sürülen gerekçelerle sünnetin  “modasının geçtiğini” söyleyip durmak, dinin ikinci kaynağına dil uzatmaktan başka bir şey değildir.

Bediüzzaman Hazretlerinin anlatımıyla,” sünnete uymayan bir kişi tembellik ederse büyük bir kayıp içine girer. Sünneti önemsiz görürse, büyük bir cinayet işlemiş olur. Sünneti yalanlamaya kalkışır, tenkit ederse bu sefer de büyük sapkınlığa düşmüş olur.”

Çünkü Kur’an, Allah’a itaatle Rasulüllah’a itaat etmeyi, Allah’ın emrini yerine getirmekle Peygamberimizin sünnetine uymayı aynı kategoride değerlendiriyor. Bir ayette de, “Allah Resulü size neyi emretmişse onu yapın, sizi neden yasaklamışsa ondan uzak durun.” (Haşr suresi 7) Bu açıdan sünnetin kaynağı KUR’AN’ dır.

Bunun için her türlü günahın serbestçe işlendiği ortamlarda en küçük bir sünneti işlemek bile çok büyük bir önem kazanıyor. Çünkü bir sünneti işlediğimiz zaman hemen aklımıza Peygamberimiz gelir. Peygamberimizi hatırlamakla da Allah’ın huzurunda olduğumuzu anlarız, Allah’ı yakınımızda ve kalbimizde hissederiz.

Diyelim ki, yemek yerken sağ elimizle yedik. Her gün birkaç defa yaptığımız bu davranış, bizi bakın nelere götürüyor? Çünkü biliyoruz ki, Peygamberimiz bir şey yiyip içerken hep sağ elini kullanmıştır. Bu davranışı Peygamberimiz yaptığından dolayı yaptığımız için sıradan olmaktan çıkıyor, bir ibadet oluyor, bize sevap üstüne sevap kazandırıyor.

Böylece, yemek içmek başta olmak üzere bütün davranışlarımızı sünnete göre yaparsak, Peygamberimizin nasıl işlediğini öğrendikten sonra uygularsak, günlük hayatımızın tamamı ibadet haline gelir, yirmi dört saat devamlı ibadet yapmış oluruz.

Sünnet denince sadece Peygamberimizin yaptıkları gelmemeli. Sünnetin kaynağı üçtür:

Peygamberimizin SÖZLERİ, FİİLİ ve HALİ

Fiili; Peygamberimizin yaptıkları, işleri, işledikleri, hareketleri ve uygulamalarıdır.

Hali ise; Peygamberimizin tutumu, davranış biçimleri, yaşantısı ve insani halleridir.

Kur’an da Allah’ın sevgisini Peygamberimize uymaya bağlıyor ve diyor ki:

“De ki, Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.” (Al-i İmran suresi 31)

Allah’ın Selam’ı, Rahmeti, Mağfireti ve bereketi üzerinize olsun…

 

 

 

 

498 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle