ÜSTELEYEREK GÜCÜ YETTİĞİNCE PEŞİMİZDEN KOŞMADAN EDEMEMİŞTİ.
Merhabalar efendim…
Uzun bir aradan sonra, eskiden olduğu gibi yazılarıma dönme kararı almış bulunuyorum. Bundan böyle haftada bir kez de olsa yazma eğilimindeyim.
Yazmak konusunda kendimi sınırlamam; çok çeşitlilik boyutunu öncelerim. Bu kez de öyle bir yazı konusu olsun istedim.
Günün önemli bir zaman dilimini geçirdiğim ortamdan evimize bisikletimle dönerken yolumun üzerinde bulunan yaygın çok şubeli alışveriş merkezlerinden birinden, ekmek alıp almam gerekip gerekmediğini eşime telefon edip sormuştum.
Evimize geldiğimde yemeğe oturmuştuk ki eşim Pazar günü dostlarımızla kırsala gitme önerisi aldığımızı belirtti.
Pazar günü öğleye doğru dostlarımız gelip bizi araçlarıyla aldılar. Birlikte hareket ettik. Daha önceleri de benzer birlikte hareket etmişliğimiz vardı. Zihniyet olarak kendileriyle iyi uyum içindeyizdir.
Üzümlü yönüne dümen kırmıştık. Eşim iyi dava güdücüsü olarak sürekli görev üstlendiğinden bu kez olsun kalabalıklardan uzak kalmayı yeğlememizi önerdi. Yol boyu kırsalcılar hep vardı. Bazı yerlerde yoğunluk da oluşmuştu.
Bir kıyı, köşe aradık. Sonunda Avcı kulübesi olarak adlandırılan yerden Kıyıkoru(!) yoluna saptık. Bir çeşme görüp uygun yer burasıdır, dedik. Seçimimizi yapıp oracığa gerekli eşyalarımızı taşıdık. Bir yandan da çevreye bakınıyordum. Hemen üst başımızda, yamacın bittiği sırtta taş bir yapı da vardı. İçimden ilginç bir yere gelmişiz demiştim.
Çeşme başına yerleştik. Sonrasında iki erkek kişi olarak o taş yapıyı keşfe çıkmıştık. Baktık ki ötesi bir çiftlik imiş. İlgililerle karşılaşıverdik. Yanlarına çıkıp vardık; söyleştik. Ortalıkta bağlı iri köpekler vardı. Gezip oynaşan üç tanesi ise ayaklarımız dibindeydi. Yerlerinde duramıyorlardı. Onları bir bir sevip okşadım, yer sahibi beyin uyarmasına karşın, bağlı olanlarına bile yaklaştım. Onlardan birini de sevdim. O koca, iri köpek kayıtsız kalmayıp bana hoş ilgi gösterdi. Sizler olsaydınız uzak durmaya bakardınız.
Sonrasında dikine yolsuz yerden çıktığımız yerden kıvrılarak oraya varan araç yolundan geri döndük. .
Yedik, iştik. Çevre hoştu. Karşımızdaki bir tepeye de çıktık. Oradan epey bir yer görünüyordu.
Kırmalı koltuklarımıza kurulmuştuk. Çay içip söyleşiyorduk ki, sevdiğim küçük köpeklerden biri yanımıza çıkageldi. Onu yeniden sevdim. Yiyecek verdik. Yanımızdan ayrılmadı.
Akşamüzeri artık dönmeye karar verdik. Aracımıza binerken o küçük köpek de içeri girmeye yeltendi. Onu geri itekledik. Hareket ettiğimizde ise arkamız sıra seğirtti. Peşimizi bırakmadı. Gücü yettiğince koştu… koştu… Sonrasında vazgeçti, gerimizde kaldı.
Kırsalda belki de onu yalnızca ben sevip okşamış olmalıyım ki birlikte gelmek istemişti. Hareketinden etkilenmedim desen yalan olur… Aklım orada kaldı işte.
Herkese iyi haftalar…






















