İKİ İL, BEŞ İLÇE; 500 KM. YOL
Biz, memlekete hareket ettiğimizde, komşu Seydikemer ilçemizi hesaba katmaz isek yukarıdaki başlığa taşıdığım gibidir; iki il, beş ilçe içinden geçtik, eksiksiz, 500 km. yol gittik.
Az yol mudur dersiniz?
Bu hareket ediş, benim gibi yazar, gazeteci yanı olan biri için, zenginliği oldukça kabarık gözlem yapabilme olanağı da sağlıyor.
Yanınızda ise, birlikte ömür geçirdiğiniz, her bir yerde kendince uyarılarda bulunan, özverili yaşam arkadaşınız vardır.
Yolumuzu her zamanki gidişimizden ayrışır kıldık; yaylalarında üretim amaçlı kalan komlarımıza, özellikle belirtildiği için, uğrayalım da geçelim, dedik. O yana sapınca, gidiş yönü yolumuzu, diğer yöne göre daha kısa olduğunu öğrendiğimiz yerden yeğledik. Öğlelikle iki ilçe içinden geçiverdik. İlkinde erken saatte pazara da uğradık. İç açıcı, seyirlik gibi duran o güzelim ürünlere ilgi duymadan edemedik; alışveriş de yaptık.
O yolumuz, diğerine göre boş sayılırdı.
Kütahya sınırlarına girdiğimizde tek tük düşen yağmur damlaları, Simav ilçesinde ise sağanağa dönüştü. Araç sileceklerimizi çalıştırdık.
Memleketimize varacağımız sıra gündüz olmasına karşın karabulutlar ortalığı bayağı bir karartmıştı.
Eşimin, ailesinden iki yaş kuşağı kişilerin yaşadığı artık bizim sahipliğimize geçen geniş bahçeli konutumuza varıp yerleştik.
İlçemiz, ilimizin 19 ilçesi ve merkez zihniyetinden ille de ayrışır özelliğe sahiptir. İlk park alanımız, her dönem olduğu gibi bu kez de yeniden düzenlemiş. Çocukluğumuzda, yapıldığını bildiğimiz o yılların belediye yapısı vardı. O yapı, bir süre atıl tutulduktan sonra yakın zaman önce yıkıldığını öğrenmiştim. Yerine bizim Fethiye’mizdeki Halkevi benzeri yer açılmış. Çay burada da üç lira, kahve ise beş liraymış.
İlçemize altı-yedi km. uzakta, İstasyon mahallemizde bulunan Kereste Fabrikası İdare Yapısı’nın Otel yapılma girişimi de bir aşamaya getirilip bırakımlı(!).
Aracımı sanayi çarşısına sürdüm. Bazı yerlerini göstermek için uğradım. Yerin bitişik tepe ve yamaçları olduğu gibi kıraçtır. Oraları silme güneş tarlasına dönüştürülmüş idi. Yakınında bir küme toplu konut idaresinin yapılar silsilesi vardı. Bu kez de yenileri yapılmak için o yamaç kayalık uygun hale getirilmek için çalışılmakta. İlçede toplu konut idaresi dördüncü girişimi başlatmış. O kayalığı, tünel açma, büyük bent yapımı benzeri çalışmayla arsaya dönüştürme çabası görmezden gelinecek gibi değil.
Geçen yıl da Suçıktığı olarak bilinen, o hoş, yeşilliği bol yerin bitiğinde, açık hava müzesi benzeri bir alan da kurulmuş idi.
İçe merkezimiz, yeni yeni araçlardan geçilmiyor. İlginçtir, önceki gelişlerimde araç park ediliyor, diye eleştirmiştim; işte o yaya geçitlerinden birinin dibine orayı belirten, kedigözlü, adam boyunda övgüyü hak eden levhalar dikilmiş.
Biz burada, kentteki o apartman dairesine sıkışmışlık yaşamıyoruz. Geniş bir bahçe içindeyiz. Çok çeşitli ağaçlarımız var. Bazıları meyve ağacıdır. Akasya, çam, selvi, çitlembik ağaçlarına da sahibiz. Üst baştan bakılınca uçurum başı, alt baştan bakınca kartal yuvası benzeri konutumuz vardır.
İki ay buralarda olacağız.
Herkese iyi haftalar…
____________
Not: İstanbul’da yaşanan olaylardan büyük üzüntü duyuyorum.






















