GÜN BİR, ETKİNLİĞE KATILIM İKİ…
Yaylacılığımızın başlamasıyla gazetemize geçtiğim köşe yazılarımda da bir aksama söz konusu. Yirmi yılı aşkın bu köşe yazarlığımı yine de düzenli olarak sürdürebilmekten yanayım. Ara ara aksamalar olsa da okuyucularımızla buluşmayı önemserim.
Efendim, yaylacılığımızın dingin, sessiz ve de yüksek rakımda olmasından kaynaklı görece serinliğini, dostlarımızın toplumsal yaşamlarına renk katmak amaçlı terk edip geldiğimizde, biz de hemen geri dönüveremiyoruz. Burada, deniz kıyısındaki yaşamımızda da yapılacaklar bizi bir süre oyalıyor.
Geçtiğimiz hafta sonu bir düğüne katılmamız gerekmişti.
Bu kez de eşimin dava alan çalışma arkadaşlarından, zaman zaman yaylada bir araya gelip birlikte yiyip içtiğimiz dostlarımızın, Denizli‘de oğullarının nikâhlarına katıldık. Öyle gerekmişti. Bir küçük otobüs dolusu kişiyle hareket etmiştik.
Aslında aynı gün, yaylacı olduğumuz mahallenin (köyün) 19.ncu Kiraz Şenliği de vardı. İki güzelliği aynı zamanda yaşamak çok istense de bazı olucu kılınamıyordu. Bir yan kesin olarak ağır basıyordu.
Biz de Denizli’de nikâh sonrası ikilemde kaldık. Fethiye çıkışı Karabel-Seki-Antalya yönündeki mahallelerden, yoldan bize katılan kişilerle geri dönecek olmamız işin bir başka engel oluşturan yanıydı. Üç-dört bayan kişiyi hoşlukla yollarına gönderebilmemiz gerekiyordu. Ancak o koşullarda Şenliğe katılabilmemiz olucuydu. Biz çoğunluk olarak Çameli yoluna saparak Nif Kiraz Şenliği’ne de katılabilme yanlısıydık. İçimizde dolmuş işletmeciliği yapan arkadaşlarımız da olunca gidişat oluruna girdi. Onlar o boyuta el atıp sorunu çözdüler; Fethiye‘ye hareket etmiş olan otobüs sürücüsüyle iletişim kurarak bizim yaylada kalacak kişilerimizi hiç bekletmeksizin diğer araca bindirilmelerini sağladılar. Bize de ancak o gelişme sonucu Kiraz Şenliği’ne katılabilme yolu ve zamanı açılmış oldu.
Çameli yolu dönemeçlerle, yokuş ve inişlerle doluydu; biliyorduk. Yorgunluğumuz hiç de artmadı desek yalan olur.
Sonunda, Kiraz Şenliği’nin asıl etkinliği olan akşamki eğlencesine katılabilme şansını elde ettik. Şenlik alanında yaygın olan yiyecek türlerinden azıcık atıştırdık. Nikâh sırasında bizim ardımız sıra özel araçlarıyla gelip bizimle orada birlikte olan eski ADD başkanı Haydar Murat Topçu bey ve güler yüzlü sevgili eşi Filiz hanım, bizleri Nif’te kalan annelerinin evinde çay içmeye buyur ettiler. Oraya da katıldık. Kalabalık grubumuzla hoş söyleşide bulunduk. Dostluklar böylelikle daha bir anlam kazanıyor.
Şenliğin akşamki eğlencesine de katılmamazlık edemezdik; ilk sanatçıyı dinleyip birlikte coştuk. Eğlence alanı çok kalabalık idi. Belediye Başkanımız Alim bey kalabalıklarla birlik olup kendini oynamaya kaptırınca yer yerinden oynadı! Başkanımızın eşi Filiz hanım, zaten bizimle nikâha gelmişlerdi. Eylence alanında çeşitli yöresel gruplar boy gösterip oyunlarını sergilediler.
Yöre insanı bir dava arkadaşımız, sağ olsunlar, bize oturacak yer gösterdiler. Biraz gidişattan yakınacak olduysa da oralı olmamasını; karmaşanın da eğlencenin bir boyutu olarak algılanmasını ona salık verdim. Sanırım beni doğru anlamıştır.
Eğlence alanı gerçekten her yönü ile kalabalıktı. Heyecan, coşku yerindeydi. Bizim grup ise yorgunluktan dökülüyordu. Sonuçta da ikinci sanatçıyı sahnede göremeden Şenlik’ten ayrılmamız gerekti.
Gün bir idi, biz ise, iki etkinliğe de katılarak hoş saatler geçirmiştik.
Herkese iyi haftalar…
_____________
Not: Denizli’de nikâhlarında bulunduğumuz Gökkurt ve Özşahinler çiftlerinin sevgili kız ve oğulları olan Sevgi-Onur gençlerimize, ömür boyu mululuklar dileriz.



















