Boşlukları Belirsizlikler Doldurur – Simge Dikmen
İnsan zihni, cevapsız kalmayı sevmez. Bir şeyin nedenini bilmek, bir olayın nereye varacağını görmek ister. Çünkü belirsizlik, yalnızca cevapsızlık değil, aynı zamanda çoğalan ihtimallerdir.
Net bir yanıt alamadığımızda yarım kalan konuşmaları zihnimizde tamamlar, açıklanmayan davranışlara anlam yükleriz. Bazen hiç söylenmemiş cümleleri duyar, henüz yaşanmamış olayların sonucuna üzülürüz. Gerçekle ihtimal arasındaki çizgi, zihnimizde giderek silikleşir.
Oysa her sessizliğin bir anlamı, her gecikmenin kötü bir sonucu yoktur. Ancak bilmediğimiz yerde durmakta zorlanır, boşlukları korkularımızla, beklentilerimizle ve geçmiş deneyimlerimizle doldururuz.
Bizi yoran çoğu zaman olayın kendisinden çok, cevabını alamadığımız sorulardır. Bir kararın açıklanmasını, bir sözün karşılık bulmasını ya da bir sürecin sonuca ulaşmasını beklerken zihnimizde aynı soru büyür: Peki, şimdi ne olacak?
Bu belirsizlik özel hayatımızda olduğu kadar iş hayatında, ertelenen kararlarda ve karşılığı olmayan sözlerde de karşımıza çıkar. Bazen tek bir net cümle, günlerce süren düşünceleri sona erdirebilir. Çünkü açıklık, istediğimiz sonucu vermese bile gerçeği görmemizi sağlar.
Elbette her sorunun cevabını hemen bulamayız. Ancak beklemekle belirsizliğin içinde bırakılmak aynı şey değildir. Her şeyi bilmek zorunda değiliz ama bilmediğimiz her şeyi tahminlerle tamamlamak zorunda da değiliz.
Boşlukları belirsizlikler doldurur; biz de çoğu zaman kendi korkularımızı gerçeğin yerine koyarız.
Belki de yapmamız gereken, cevabı olmayan sorulara aceleyle hüküm vermemek ve her ihtimali yaşanacak bir gerçek gibi görmemektir. Çünkü bazen bizi yoran, başımıza gelenler değil; henüz gerçekleşmemiş olanlara yüklediğimiz anlamlardır.
Simge Dikmen






















