Geleceğe İz Bırakan Yörük Müzesi – Ebru Oğuzhan Yeter
Geçtiğimiz günlerde ilk adımları atılan Yörük Müzesi Çalıştayı, içimizdeki o hiç
sönmeyen memleket sevdasını ve tarih bilincini yeniden şahlandırdı, yüreklerimizi bir
kez daha ateşledi.
Bu projeyi öneren ve buna adım atanlarla birlikte şunu hissettik. Zaman, durmaksızın
akan, akarken de önüne kattığı ne varsa silip süpüren, acımasızca unutturan bir
nehir…
Bu acımasız zamana karşı durabilmenin, meydan okuyabilmenin tek bir yolu var.
Tohumuna, toprağına, köklerine, kültürüne ve hafızana sımsıkı, kopmamacasına
sarılmak.
Tam da bu noktada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o nesilleri aşan, hafızalarımızda
yer eden muazzam sözü çınlıyor kulaklarımızda.
"Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı
görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir
güç ve kuvvet asla bizi yenemez."
İşte o duman; bağımsızlığımızın nişanı, bu toprakların harcı, kimliğimizin ta kendisidir.
Atatürk’ün işaret ettiği o çadırın asil ruhunu, o tüten dumanın bereketini, sadakatini ve
sıcaklığını geleceğe taşımak, bugün bu topraklarda nefes alan her birimizin
boynunun borcudur! Unutmayalım ki, tarihine sahip çıkmayan toplumların
coğrafyasını başkaları kanla çizer. Bizler coğrafyamıza da, tarihimize de ezelden beri
sevdalıyız.
Daha dün gibi… Tam bir yıl önce, yine aynı adanmışlıkla, ruhumuzu koyduğumuz bir
yolculuğa çıkmıştık. Türkiye’nin ilk kitap müzesi olan Fethiye Kitap Müzesi’nin
kuruluşunda, o ilk harcın karılmasında, o ilk tuğlanın konmasında gönüllü olarak yer
almıştık. Bir kentin ruhuna dokunabilmek, onun geçmişiyle geleceği arasında
sarsılmaz bir köprü kurabilmek, bir insan ömrü için ne büyük, ne onurlu bir lütuftur…
Şimdi ne mutlu bizlere ki; Kitap Müzesi’ni omuz omuza, yürek yüreğe vererek, inşa
ettiğimiz o inançlı, o güzel gönüllü ekip yeniden bir arada! Aynı çocuksu heyecanla,
aynı sarsılmaz ve eğilmez inançla bu kez de Yörük Müzesi için kolları sıvadık. Bizler,
o Toroslar’da yüzyıllardır tüten o kutsal dumanın bugünkü sönmez nöbetçileriyiz!
Fethiye Belediyesi’nin ve Fethiye Yörük Türkmen Derneği’nin kıymetli katkılarıyla, Dr.
Ceyhun İrgil’in öncülüğünde ilmek ilmek, sabırla işlenen bu projede; geçmişimizin
aziz hatırasına olan vefa borcumuzu ödemek ve bu kadim mirası yarınlara taşımak
için tüm kalbimizle, gövdemizle ve ruhumuzla yine gönüllüyüz.
Kültür, bir toplumun şah damarı, aldığı son nefestir. Nefesi kesilen bir milletin
yaşaması, ayakta kalması da mümkün değildir. Bizler; atalarımızın dağları aşan
çarığının, sabırla dokuduğu o kilimin gizli nakışlarının, dertli yüreklerden dökülen o
yanık türkülerin ve en çok da Atatürk’ün bizlere emanet ettiği o asil, o eğilmez ruhun
sönmemesi için nöbetteyiz.
Yarınlara, dünü unutmamış, tertemiz, dipdiri ve başı dik bir gelecek bırakabilmek
ümidiyle… Ne mutlu o dumanı tüttürenlere ve ne mutlu o dumana siper olanlara!






















