BÜYÜK FOTOĞRAF/ MEHMET UÇAR (mehmetucarcem@hotmail.com)
GENÇLİĞİN RUH SAĞLIĞI
Okurlarımdan çeşitli değerlendirme mesajları alıyorum ve onların tespitlerinden, eleştirilerinden, önerilerinden de bir hayli besleniyorum. Bana sıklıkla yöneltilen eleştirilerin başında neden güncel konulara çok fazla girmediğim hususu yatıyor. Bense o türden eleştirilere, belirlenen gündemin peşinden sürüklenemeyeceğimi; mümkünse gündemi kendimin belirleme gayretimin olduğunu ifade ederek cevap veriyorum. Örneğin cumhurbaşkanı kim olsun, ardından onun yerine başbakan kim olsun gibi sıcak tartışma konularıyla hiç ilgilenmiyor ya da çok az ilgileniyor ve bunun yerine gençliğin ruh sağlığını yazı konusu yapmayı tercih ediyorum.
Post modern öncesi dönemde hakkını aramaktan çekinen bir gençlikten şimdi haddini bilmeyen bir gençlikle karşı karşıya kaldığımız meşum sürece milletçe nasıl evrildik? Çok şey söylenebilir bu konuda; ancak ben başta evlatlarımızı doğru kaynaklarla buluşturmadan büyütmenin en temel neden olduğunu düşünenlerdenim. Tespitim o ki çocuklarımızın büyüme sürecindeki hatalarımızın derininde de haram-helal dengesini gözetmemek yer alıyor. Vücut harama bir kere alışınca öz değerlerini taşıyan hakiki kaynaklara, adetlere, geleneklere, göreneklere kısacası tüm kültürel ve inanç değerlerine mesafe koymaya başlıyor genç. Haliyle ruh besin değeri yüksek gıdalarla beslenmeyince de sıska kalıyor ve haşeratların istilasına karşı koyamıyor. Hâkim dünya güçleri de yolgeçen hanı gibi ruhu cılız yavrularımızın zihin ve gönül dünyasında at oynatıyorlar. Bu ruh ve zihin işgalini kırmanın yolu enerjimizi gençliğe yoğunlaştırmaktan geçiyor.
Gençliğin ruhuna virüs girip girmediğinin ipuçlarına şu sorulara cevap arayarak ulaşabiliriz: Eve gelen birisine hoş geldin diyor mu, söze selam vererek başlıyor mu, hiç uyarmadan kişisel bakımını yapıyor mu, teşekkür etme ve özür dileme davranışı kazanmış mı, sizinle konuşurken gözlerini gözlerinizle buluşturuyor mu, sorumluluk duygusu var mı, kılık kıyafeti ile inançlarımızın arasındaki bağ güçlü mü, hakkını aradığı kadar haddini de biliyor mu ve dahi ayet ve şiir okuyor mu? Sağlıklı ruha sahip gençlerin mümeyyiz özelliği ise yaslandın mı çınar gibi olmalarıdır. Eline aldığı bayrağı bir yarış atleti olduğu şuurunu kaybetmeden bir sonraki nesle aktarmak için koşuşturur o. Annesinin etrafında pervanedir ve hürmet duygusu sinmiştir yüzüne. Vefa dürüstlüğüne ödül olmuştur onun.
O halde toplum bugün gençliğine daha ayrı bir önem vermeli? Önem vermek nasıl olur? İlgilenerek diyeceksiniz. Peki, ilgilenmenin ölçüsünü nasıl ortaya koyabiliriz? Gençliğin ruh sağlığını zinde tutarak. Zindeliği sağlamanın yolu bir yandan hakiki tarihi ve kültürel mirasın gençlere doğru bir şekilde aktarılması diğer yandan evlatlarımızı hem teknolojinin imkânlarından hem de diğer medeniyetlerin ürünlerinden haberdar etmekten geçer. İşte eğitimin burada devreye girmesi gerekiyor ve acı olan da bu zaten bizim eğitim sistemimiz asla devreye giremiyor. Eğitim sistemimiz kısa devre yapmış durumda. Uzun süre üzerinde çalışılmış, olgunlaştırılmış ve yürürlüğe konmuş bir eğitim sistemimiz olmadığı gibi dört başı mamur bir eğitim modelimiz olsa bile onu icra edecek eğitimcilerimizin hal-i pür melali ortada. Denilebilir ki doğru düzgün bir eğitim modeli arayışları ile bunu hayata geçirecek öğretmenlerin eğitimi çalışmaları eşgüdüm içinde yürütülmelidir.
Fotoğrafçının bize sunduğu büyük görüntü insanın ruhuyla insan olduğu gerçeğidir. Ruh sağlığı olan bireyler yetiştirmek hangi makama kimin geleceğinden daha aciliyet kesbediyor bunun için. Bütün vatandaşlarımızın ruh sağlığı kavileştirildikten sonra cumhurbaşkanı ya da başbakan o değil de bu olsa ne fark eder. Her bireyinin ruh sağlığı yerinde olduktan sonra seçime ne hacet; o vakit nöbetleşe cumhurbaşkanlığı yapalım. Ama ruh sağlığı arazlı gençlerle yürünen bu yolda biz iyi bir cumhurbaşkanı seçerek meselelerimizi çözeceğimize inanıyoruz. Aç tavuk kendisini darı ambarında görürmüş. Anlaşılıyor neden Almanya ve Japonya örneğine rağmen sınıfta kaldığımız. Onlar vatandaşlarının, özellikle de gençlerinin ruh sağlığı ile meşgul oldukları için cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kriz yaşamıyorlar. Bizse asıl derdimize derman bulamadığımız için bazen ihtilallere varan büyük sıkıntılar yaşıyoruz bu seçimlerde. Seçim sizin; ya gençliğin ruh sağlığı ya da cumhurbaşkanlığı. Ben ilk düğmeyi önemsiyorum; her nasılsa diğer düğmeler kendi deliğini bulur…




















