Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

BÜYÜK FOTOĞRAF/ MEHMET UÇAR “KENDİ HİKÂYEM”

Erkan Ilik | 16 Nisan 2014 | Genel, KöşeYazar A- A+

BÜYÜK FOTOĞRAF/ MEHMET UÇAR (mehmetucarcem@hotmail.com)
KENDİ HİKÂYEM

Boşuna beni gaza getirme Ali dedi adam, dostu ona şu sınava hazırlanalım deyince. Adı gibi bildiğini o vakit söylese kimse inanmazdı. Parmakla gösterilen iyi bir kurumda çalışıyordu ve mühimsenen bir özgeçmişi vardı. Oysa o özgeçmişteki asil duruş bazıları için kaygı, yüzleşme, kul hakkıyla mücadele demekti. Bunu sadece bilenler ya da bilebilecek olanlar biliyordu. Diğeri, bu imtihanın kendisi için bir kurtuluş olduğunu söylediğinde yapmazlar Bilgin; hadi yazılı neyse de işin sonunda mülakat var dedi geçmişe dalarak. Elbette mahallenin(!) sınav konusunda en çekinilen kişisi olduğunu bir ziyarette iltifat için kendisine söylediğinde bayan olan üçüncüsü, gülüp geçmişti genç denebilecek yaşına nazaran görmüş geçirmiş biri olarak.

Adam, dedi, madem bu sınav kaçınılmaz; sınayalım da o zaman ben dâhil herkes dersini alsın. Başvurdu sınava, kitaplar aldı ve hazırlandı. Yazılıdan fena bir not almadı ama keşke alsaydı. Sonra keşki demenin iman zayıflığından kaynaklandığını aklına getirip tövbe etti. Yavaş yavaş korktuğu başına mı geliyordu ne? Demek ki herkes dersini alacaktı. Herkes birilerini devreye sokarken ve kendisinin en yakın arkadaşlarından birisi milletvekili iken nasip neyse o olur dedi adam. Özgeçmişinizi benim önemli bir arkadaşıma gönderelim dediğinde o üç kişiden sonuncusu, adam önce güldü ve sonra onlar da dersini alsın diye kabul etti. Güldü ve umuda kapıldı; zira şimdiye kadar “Sahibi” dururken kulundan pek bir şey istememişti. Bu sefer zindan medresesindeki gibi Yusuflaşıyorum herhalde diye mırıldandı. Çünkü Yusuf da hapisten dışarı çıkan arkadaşına, beni padişahın yanında anmayı unutma dememiş miydi? Gaflet mi umut mu? Ne o ne o. Hem o hem o.

Mülakatta soruları sırasıyla cevapladı. Neden bu büyük fotoğrafı özgeçmişine koyduğu, niçin bu tür okullarda çalıştığı, hangi sebeple bu gömleği ve kravatı tercih etiği, niye yurt dışında bulunduğu, hâlihazırdaki görevine hangi yılda ve nasıl atandığı, Osmanlı’da üst düzey yönetici yetiştiren kurumların adının ne olduğu, ihalede tekliflerin nasıl verildiği ve değerlendirildiği onun için basit ve cevabı olan sorulardı. Ama biri hariç. Ne cevap versindi, niye sizi sendika başkanlığından indirdiler sorusuna. Yani desin miydi dik durduğum için. Kim inanırdı, gülmezler miydi? Diğerleri gibi yapmamasının nedenini nasıl açıklardı? Komisyona da hani bravoydu cevaplayamayacağı soruyu nasıl da bulmuşlardı. Nitekim başkan bu soruyu bulup sorabildiği için şimdi bir büyükşehrin il müdürlüğü ile ödüllendirilmişti. Ektiğini fazlasıyla biçmişti. Hasadı için tebriki hak etmişti.

Geri dönen adama sordular nasıl geçti senin sözlün diye eşi dostu. Ballandıra ballandıra anlattı adam. Bir soru hariç yanıtlamıştı tüm soruları. Sadece bazı dostları tamam bunun da işi oldu, galiba onu da kaybettik diye endişelendiler. Nerden bilsinlerdi o tek sorunun 38,60; diğer bütün soruların 61.40 puan değerinde olduğunu.  Erinmedi, komedi tamamlansın diye itiraz dilekçesi de doldurdu adam. Toplu müracaat suç olduğu için tek kişilik bir dilekçe ile anlattı derdini. Cevap kişiye özel değil ortak bir metindi. Yahu tarihler ayrı, komisyonlar ayrı, sorular ayrı, adaylar ayrı, itirazlar ve gerekçeleri ayrı nasıl olur da 1800 kişiye bir tek cevapla yetinilebilirdi. İçeriğini alıntılayıp da siz değerli okurlarımın zekâsıyla alay edemem. Hayır, hayır tahmin ettiğinizden de güzel, evlere şenlik.

Adam seziyordu olabilecekleri, Büyük Fotoğraf’ı görüyordu. Evlatlarına her daim kula kulluk etmemeyi, helalinden rızık kazanmayı ve namazlara riayeti öğütlüyordu. Çünkü şirk, en büyük günahtı ve kula kulluk da bir şirkti. Çünkü helal kazanç en büyük nimetti ve kişinin hayatının seyrini emdiği sütün rengi belirliyordu. Ve namaz insanı sırat-ı müstakim üzere yürüten üçlü sacayağının olmazsa olmazıydı. Adam dersini aldı ve dahi etrafına dersini verdi: Eden bulur muhakkak. Allah var, gam yok. Allah var, asla gam yok. Allah pes, baki heves… Bu da size özel ders…

475 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle