8 SAVAŞ SUÇLSU – DAVUT FEN
Bizim Kurtuluş Savaşımız sonrası kurulan, ünlü İstiklal Mahkemelerimizi, duymayanımız, sanırım kalmamıştır. Nasıl bir işleve sahip oldukları, çok yazılıp çizilmiştir.
Aynı doğrultuda, 2. Dünya Savaşı sonunda kurulan, savaş suçlularını yargılamayla öne çıkan bir yargı süreci de vardı. Almanya’nın Nürnberg kentinde, çok uluslu, önde gelen ünlü hukukçuların yargıladığı, savaş suçluları konusu, Batı Dünyası’nda kendisinden çokça söz ettirmiştir.
Böylesi bir girişten sonra 2. Dünya Savaşı’nın başlarında, Sovyetlerin Leningrad kentine, büyük bir güçle saldıran Hitler Almanya’sı, ilk kez bir dirençle karşılaşırlar. Kent Savunması yıl boyunca sürer. Halk çok sıkıtılar çeker. Kayıpların haddi hesabı yoktur.
Nazi Almanya’sı güçleri Rusya içlerine iyice sokulurlar. Halka, kırsal kesimdeki kişilere yapmadıkları barbarlık kalmaz. Bu boyuta ilişkin yapılmış olan “Gel Gör” adlı filmde, tüm o sahneler yansıtılmaya çalışılmış. Ben de o filmi izleyenlerdenim. Akıllara zarar film sahnelerinde, köylüler, kırsal kesim insanları, samanlıklara, hayvan ahırlarına doldurulurlar, sonra da o ahşap yapılar bir bir ateşe verilirler. O akıl dışı hareketlerde bulunan Alman güçleri, kahkahalar atarak kendilerinden geçerler. Akıllarınca o üretici kırsal kesim insanları kabadır; çirkindirler, kalabalıklar olarak da gereksizdirler.
Elbet gün de gelecektir; umdukları başarı bir türlü gerçekleşivermez. Sovyetler çok büyük kayıplarına karşın sonuna kadar direnirler. Düşmanlarından tutsak da alırlar. Onlarda, daha savaş sürerken, tutsaklardan önde gelen 8 askeri yargılarlar. Hiçbir ayrıntıyı atlamazlar. Her bir tutsağın, ayrı ayrı oluşturulan suç dosyalarında, o askerlerim yedikleri haltlar bir bir sayılıp dökülmüştür. Yargı sürecinde de kanıtlar ileri sürülerek tüm o yapılan kötülükler ortaya çıkartılmıştır. Tanıklar da bulunmuştur. Onca yargılama sonunda karar da verilmiştir. O 8 Savaş Suçluları aynı anda asılacaklardır.
Belirlenen günde, eşini, kardeşini, kızını-oğlunu, gelinini, annesini, babasını, komşunu, daha daha nicelerini kaybetmiş, kendileri bir biçimde ayakta kalabilmiş halk bireyleri, işte o gün, bir araya gelmişlerdir. Kurulan darağaçları hazır edilmiştir. Suçlular o yükseğe çıkartılırlar. Yanlarında, kendilerinin ipini çekecek kimseler yer almazlar. İpleri, kendilerine ters yönde duran, aynı tür askeri araçlar hareket ettirilerek çekilir.
Olay, o güne değin yapılan en büyük açık asılış gösterisi olarak nitelenir. O yönüyle Batılılarca eleştiri konusu bile yapılır. Acılar, sıkıntılar içindeki halkın yüreğine, biraz olsun su serpilmesi işin içine katılarak, direnme amacı güdüldüğü öylelikle açık edilmiş, savaşın seyrine etki etmesi de umulmuştur.
- Dünya Savası’nda en büyük mal ve can kaybını o Sovyet halkı yaşamıştır. 9 milyonu asker, toplamda 17 milyon insan kaybı yaşamışlardır…
O yüzden de savaşla ilgili en büyük temsili anıtlar o ülke topraklarındadır. Onca büyük ve anlamlı anıtlar dikilmesi az biledir. O büyük büyük anıtlar, durduk yere, boşuna dikilmemişlerdir.
Onca ülke orduları tek tek dize gelirken, karşı dik duruşu sergileyebilen orduları toplayabilen ülke açıkça belli olmuştur.
Günümüzde, yakın, sınırlarımız ötesinde, yeniden ortaya çıkmış olan, o hak, hukuk tanımamazlık, elbet yine alt edilecektir. Umarım o günler çabuk gelir.
O büyük devasa kibir, yüzkarası zihniyet sahipleri, hak ettikleri sonlarına varırlar, yerle bir olurlar da iç açıcı güzel günler yeniden görülür.
Herkese iyi haftalar…






















