OLMADI SAYIN BAŞKAN!
Olmadı sayın başkan olmadı. Özgecan Aslan Parkı’ na keşke o balerin heykelini hiç koydurmamış olsaydık.
Heykelin kaldırılması her şeyi berbat etti.
Ne oldu da kaldırdınız o balerin heykelini?
Ne varmış o heykelde?
Kim beğenmemiş?
Kimin hangi duygularını rencide etmiş?
“Sanat” halini almış mermeri de mi dikizlemeye başladık yoksa?
Bu işlere kim bakıyor, bu işler için kimden izin alıyoruz artık?
Ele güne iyice rezil olduk.
Yazık oluyor bizlere, yazık oluyor bu topluma.
Mustafa Kemal ile aydınlanan ufkumuz, “zifiri karanlığa büründü” yine.
Olmadı… Şansımızı kullanamadık.
Bütün güzellikler, bizi yönetenlere bol geldi.
Büyük projeleri devam ettiremedik.
Dağıldık, savrulduk…
Bir daha toparlanabilir miyiz bilmiyorum.
Sayın başkan, hukukta “Şüyuu vukuundan beterdir” diye bir söz vardır.
Balerin heykelinin kaldırılması tam da bu söze uydu sanki?
**********
Karaman’ daki Ensar Vakfı olayına gelince, al birini vur ötekine misali.
Sınıf öğretmeni bilmem kim, Vakfın Yurdunda kalan 8 öğrenciyi istismar etmiş, yani öğrencilere tecavüz etmiş.
Arkasından, olayla ilgili haberlerin yapılmasına Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı yayın yasağı getirmiş.
Bunun adı “Olayı küle belemektir”
Olay kamuoyunda duyulmasın, bilinmesin, tartışılmasın…
Bir kısım vakıflar veya dernekler vatandaşların üzerine abanmaya devam etsinler.
Vakıf yönetimi de hemen “Adı geçen öğretmenle ilgimiz yoktur” diye açıklama yapmış.
Öyle ya…
Bu millet saf, dünyadan bi haber, hiçbir şey bilmiyor…
Ama bu tür işlere sebep olanlar açıkgöz, uyanık ve çok akıllı.
Beyler, bu olaylar arada bir değil, sık sık yaşanıyor, sık sık.
Geçin bu boş lafları!
Bu millet bunların hepsini bilmesine biliyor da…
Söyletmeyin adamı!
Bu olayın haber yapılmasının yasaklanması da balerin heykelinin kaldırılmasına benzedi.
Yani; “Şüyuu vukuundan beter” oldu.
Haberin yasaklanması, haberin yayın yoluyla duyulmasından beter oldu
**********
Cübbeli Ahmet hoca ne demiş?
“Allah Nevroz’ u iptal etti. Yetkililerden rica ediyorum Nevroz Bayramı’ nı tamamen kaldırsınlar.
Hz. Muhammed Mihrican ve Nevroz Bayramını yasaklamıştı”
Cübbeli; sen ve senin gibi düşünenler bilsinler ki,(Affedersiniz ama) Allah bu işlere bakmıyor.
Allah bu işlere bakan, bu işleri denetleyen bir “kurum” değil.
Allah bir gönül işi, bir sevgi işi, bir üst mutluluk, bireyin arınması durulması, dinginliğe ulaşması, kendince huzura kavuşması işi Allah.
Tanrı, bir sığınma, hayata tutunma, şükretme, şükran duyma işi, bir felsefe işidir.
Sen ve senin gibilerin ettiği abuk subuk laflar yüzünden bu millet tamamen kelleyi kulağı yemek üzere.
Boş boş konuşacağınıza arada bir olup bitenlere bakın.
**********
Bir de “Mevlit’ te sesin ayarı ” konusu var…
Bu bir sorun ve bu soruna bir çare bulabilir miyiz acaba?
Vatandaş bir sebeple Mevlit okutmak, Mevlit yapmak istiyor.
Yapıyor da…
Çok güzel…
Güzel de, ortada sanki bir sorun var…
Mevlit okuyan hocalar mikrofonun -hoparlörün sesini, o kadar yüksek açıyorlar ki…
Deyim yerindeyse, mahalle ayağa kalkıyor, mevlit, oluyor sana bir “gürültü”
Oysa sevgili mevlit okutan vatandaşım, sayın hocam, konuklar mevlit yerine gelmişler zaten.
Sakin sakin de dinliyorlar.
O zaman şu mevlidi, hazır bulunanların duyup dinleyebileceği ses seviyesinde okusan ne olur sanki?
Yüksek sesle okumak, kıymetini arttırmaz ki mevlidin.
Hatta yeterli düzeyde ses ile okumak kalitesini daha bir attırır mevlidin.
Şimdi bu konuyu Kaymakamlığa iletsek, çözüm bulabilir belki diyeceğim ama…
Müftü beye söz geçirebileceğinden de pek umutlu değilim.
Esasen bu işlere Belediyeler bakarlar ama…
Onlardan da umutlu değilim doğrusu.





















