NE YAPMALI ? EBRU OĞUZHAN YETER
Aydınlar yazar, aydınlar düşünür, aydınlar araştırır, aydınlar konuşur, aydınlar tartışır; aydınlar topluma yol gösterir, geleceğe ışık olur, toplumun yolunu aydınlatır.
Bugün ülkemizin içinde bulunduğu durumu doğru anlayabilmek için öncelikle tarihimizi doğru öğrenmemiz gerekir. Ancak yazılan her tarih kitabı için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.
Doğru bilgilere ulaşmak adına, bir kitabın tarafsız bir bakış açısıyla, sağlam kaynaklara dayanarak hazırlanması ve bilgilerin yorumu okura bırakacak şekilde sunulması büyük önem taşır.
Okunan kitap; okurda merak uyandırmalı, sorgulatmalı, heyecanlandırmalı ve düşündürmelidir. Nasıl ki bir kitap bir insanın hayatını değiştirecek kadar etkiliyse, aydınlar da bilinçli ve sorgulayan bir toplumun oluşmasında o derece etkilidir.
Çoğu zaman sorunları ve nedenlerini uzun uzun okur, tartışırız. Ancak konu çözüm üretmeye ve sorumluluk almaya geldiğinde ya derin bir sessizliğe gömülürüz ya da yerimizi coşkulu ama sonuçsuz kalabalıklara bırakırız.
Memleket meseleleri uzun uzun konuşulur…
Ne zaman ki “Ben ne yapabilirim?” diye sormaya başlarız, işte o zaman birlik olma yolunda ilk adımı atmış oluruz.
Metin Aydoğan, “Ne Yapmalı?” sorusuna aynı adlı kitabında şöyle yanıt veriyor:
“Dışa karşı mücadelede başarılı olmak için içte birliğin sağlanması gerekir. Ulusal birlik çerçevesinde örgütlenen halk yenilmez bir güç oluşturur. Ulusalcılık, bu gücün yaşamın içinden gelen doğal kaynağıdır; insanlarda bir araya gelme duygusu yaratan bir gerekliliktir.
Emperyalizm ulusal varlığa saldırırken, ister istemez kendisine karşıtlığın, yani ulusal birliği sağlamanın ve direnmenin koşullarını da oluşturur.
Ulusal varlığını korumaya karar verip örgütlenen, direngen ve kararlı bir halkı yenmek mümkün değildir.
Ezilen ulusların emperyalizme karşı mücadelede sahip olduğu tek silah, halkın örgütlü gücü ve bu gücün ideolojisi olan milliyetçiliktir.
Türkiye’de partiler, dernekler, vakıflar, sendikalar, kooperatifler, meslek odaları, çiftçi ve esnaf birliklerinden oluşan geniş bir örgütsel çeşitlilik vardır.
Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelen tehdidin yakın bir tehlike haline geldiğini görerek farkına varanlar ise bugün için azınlıktadır.
Bilgiyle donanmış, kararlı ve özverili halk önderleri ulusal mücadelenin en değerli unsurları olacaktır.
Ulusal birliği sağlama amacıyla il, ilçe, belde ve köylere kadar yayılacak yerel örgütler, birlik amacını temel almak koşuluyla yöre şartlarına uygun çalışma yöntemleri geliştirecektir.
Yerel örgütler, halkı örgütleyip içinden gerçek halk önderleri çıkardıkça güç kazanacaktır.
Bu örgütler ülke genelinde yeterli sayıya ve niteliğe ulaştığında, ulusal hakları savunan ve halkı temsil eden bir partinin altyapısı hazırlanmış olacaktır.
Zorlu mücadeleler içinde olgunlaşan halk önderleri, kurtuluştan sonra devleti halk için yöneten kadrolar olacaktır.”
Metin Aydoğan’ın ortaya koyduğu çözüm yollarının temelinde örgütlenme yer almaktadır.
Evet, ülkemizde örgütlenme konusunda bir eksiklik yoktur. On kişi bir araya gelip küçük bir yapı oluşturabilmekte, zamanla yeni üyeler ve yeni şubeler kazanabilmektedir.
Ancak asıl sorunumuz, bu örgütlenmeleri tek bir çatı altında birleştirememektir. Bunun en büyük nedeni ise çoğu zaman bu yapıların başındaki kişilerin bireysel hırslarıdır.
Ülkemizin bu noktaya gelmesinde dile getirilen sorunların yanı sıra önemli bir toplumsal problem de başarılı insanların önünün kesilmesidir. Herkes lider olmak, öne çıkmak isterken; kimse bir başkasının elinden tutmayı tercih etmemektedir.
Doğru adımlar atanlara destek olmak yerine, çoğu zaman onların önüne engeller koyulmaktadır.
Sorumluluk almayanların en olumsuz davranışlarından biri ise hiçbir şey yapmadan yalnızca eleştirmektir.
Artık uyanmalıyız. Birlik olmalıyız.
Bu kitapta da vurgulandığı gibi, birbirimize “Ne yapmalı?” sorusunu sormalıyız.
Çaba gösteren insanlara, örgütlere ve kurumlara destek vermeliyiz.
Toplumsal olaylarda, ulusal törenlerde ayrı ayrı değil; tek yürek olarak bir arada olmalıyız.
Örgütlü olmanın gücüne inanmalı; bu inancı kararlılık ve dirençle desteklemeliyiz.
Unutulmamalıdır ki emperyalizmin en çok korktuğu güç, örgütlü bir toplumdur.
Ebru Oğuzhan Yeter
Kaynak: Metin Aydoğan






















