Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

Metin Denizmen’in kaleminden “İHTİLAL ANILARINDAN BUGÜNLERE”

Erkan Ilik | 10 Nisan 2014 | Genel A- A+

İHTİLAL  ANILARINDAN  BUGÜNLERE

Çocukluğumun apak günleriydi. Kentin banliyösünde, küçük, bahçeli bir evimiz vardı. Köpeğimin avuç kadar yavruları ile koşturmaktan, bitap düşmüş, erkenden uyumuştum. Uykunun kollarından, büyük bir gürültüyle koparıldım. Salonumuzun camları büyük bir patlamayla tuz buz olmuştu. Annem, telaşla beni ve kardeşlerimi göğsüne yapıştırmış, bir kabuk gibi üzerimize eğilerek korumaya almıştı.

Babam, ihtilalin ardından, birlikte çalıştığı siyasetçilerle firardaydı. Hepsinin idam edileceği söyleniyordu. Her darbe sonrası olduğu gibi bu kez de, esen rüzgarların neleri, ne kadar tahrip edeceği bilinemediğinden, işini, aşını ve ailesini bırakıp kayıplara karışmıştı. Annemin, ağlayarak bizleri bağrına bastığı bu anları, aradan ellibeş yıl geçmiş olmasına rağmen unutmadım. İktidar Partisinden öç almak için, Muhalefet Partisi mensupları, terkedilmiş bir kadını ve üç çocuğunun barındığı evimizi hedef almıştı. Ertesi gün de, küfürlerle camlarımız kırılınca, annemin talebi üzerine, bahçe kapımızın önünde bekçi görevlendirildi. Annemin yaptığı yemekleri ve çayları uzatırken, canımızı koruyan bir melek sevecenliğinle bakıyordum, bekçinin tombul, kırmızı yanaklarına. Şiddet ve ötekileştirmeyle  bu yeni yetme çağlarımda tanışmıştım.

Geçen hafta gerçekleşen yerel seçimler sonrası oluşan panoramayı gözledikçe, aklıma çocukluğumun bu acı anıları düşüyor. Kesinlikle hayır, babam bir militan değildi. Yaşadığımız banliyöde yeni oluşan mahallemizin alt yapı sorunlarının daha hızlı çözülebilmesi için, üyesi olduğu siyasi partinin yöneticileri ve milletvekilleri ile görüşmesinin ötesinde bir suç işlemiş de değildi. Tek suçu; demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan bir partiye üye olmaktı.

Ne yazık ki; ellibeş yıl sonra, toplumun tekrar polarize edilmesini, kahrolarak izliyorum. Sorun, giderek, siyasi tercihini kullanmış seçmen olmanın ötesine taşınıyor. Toplum mühendisliği, bütün acımasızlığı ile halkımızı, kalın ve kırmızı çizgilerle birbirinden ayırıyor, ötekileştiriyor. Bilenmenin yanında, yılgınlık ve umutsuzluk gri günlerimizin parametreleri oluyor.

 

Yanlışım varsa düzeltin lütfen, bu ülkede en büyük ırza geçmeler iki ana kavrama yapılmıştır. Demokrasi ve Laiklik.  Biz uçkurlarımızı toplamadıkça, yerlerde perişan yatan bu iki kurban, evrensel tanımlarına yakışan şekilde ayağa kaldırılmadıkça, sorunlarımız bitecek gibi görünmüyor.

Oysa; gaz bombaları ve tazyikli suların arasında, siyaset ve ideolojik şablonların çok ilerisinde filizlenen bir onurlu direniş bize ne çok şey öğretmişti. Direniş Günlerini hatırlayalım; elinde tencere ile yaşlı kadınlarımız, yüzlerinde gaz maskesi, ellerinde taleplerini haykıran pankartlarla ( illegal ve marjinal yapılanmaları kastetmiyorum kesinlikle ) birbirlerine sokulan gençlerimiz, siyasetin bağnaz ve ötekileştirici değerlerine meydan okumuş, saflarına karışmak isteyen siyasetçilerden uzak durarak, aidiyet kavramını çok düşündürücü boyutlara taşımışlardı.

Çok şey istemiyorlardı. İdeolojik şablonlar yerine kendilerine ait olma hakkını, siyasete ortak olmak yerine kendi yaşam biçimini, özlük haklarını savunuyorlardı. Kendilerine sahip çıkacak bir çatı değil, farklılıklardan korkmayan, kendilerini temsil edebilecekleri, inançlar üzerinden ayrımcılık yapılmayan, pırıl pırıl bir dünya görünüşünü savunuyorlardı. İnsan sevgisi ve sıcaklığının önder alındığı günlerdi o günler. Neden sonra, pankartların yeşili başka renklere dönüştü, sloganlar ve ideoloji ele geçirdi sokakları, şiddet tüm unsurların damarlarına yığıldı ve onun gücü sevginin ruhunu öldürdü.

Evimizin kırılan camı ile başladım, bir direnişe sembol olan ağaç ile bitireyim;    “ Bir ülkede işlerin dürüstçe yürütülüp yürütülmediğinin en büyük göstergesi ağaçlardır. Ağaçları okuyabilmeyi başaran insanlar, toplumda işlerin nasıl gittiğini, nasıl yönetildiklerini hemen anlarlar.

Son paragraf, Filoloji Profesörü Tolkien’e ait, hani şu epik fantastik Yüzüklerin Efendisi kitabının yazarına.

 

 

 

 

 

286 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle