ZAMANINDA EL ÜSTÜNDE TUTULANLAR AYRI TELDEN ÇALMA PEŞİNDELER
Bizim, o, çoklu kişiyle yaptığımız, ardışık, alışılmış sıra oturumlu söyleşilerimizin, bazı gediklilerinin bize ters gelen yaklaşımları oluyor. Düşük alım gücü, sınırlı iş bulabilme; yokluk, yoksulluk, hukuksuzluk dile getirilirken, çözüm odaklı olmak şöyle dursun; yürütme erkine arka çıkar gibi, ille de karşıtlık tutumu sergiliyorlar.
Bir de bizim onca çabamız belli, ortada iken, onlar, geri durmaya bakıyorlar.
Taşın altına ellerini henüz daha sokmayıp yansız, kıyıda köşede kalmayı yeğliyorlar.
Biliyoruz, aramızda birileri de var ki, bir zaman ön alıp el üstünde tutulsalar da artık görevde değiller; bizim gibi emeklidirler.
Atıp tutmada ise, çekinceli haller sergiliyorlar. O hallerini anlamıyor, değiliz.
Büsbütün derslik boyutlu yanı ile ulusal tv. kanal haberlerine, özellikle çıkartılan güncel başat konudan haberdar olmamaları da akla getirilemez.
Geniş geniş, doldurulamaz, sanılan alanlar, yeri, göğü inleten kalabalıklarla dolup taşarken ille de o tabloyu görmezden gelmeyi yeğleyen kişilerimize ne demeli?
Zihin bulandırıcı, kafa karıştırıcı, söz söylemeyi de elden bırakmıyorlar. İlle de o eylemliliğin bir yanına değinecekler ya, sözü, son yerel genel seçim başarısı göstermiş önde kesimin, bunca yıl, niye seçim kazanamayışa getiriyorlar.
O boyutta, elbet söylenecek çok sözleri de var; o konu, oldukça zengin olumlanamayacak kötü verilerle dolu.
Dediklerine göre, oysa o gençlik geçmişlerinde, ne de çok heves edip eylemliliğin içinde bulunmuşlarmış, okuyup okuyup işin iç yüzünü araştırmışlarmış.
“Günümüze gelelim; şimdi nerede duruyorsunuz?” diye, siz de, genellemeden, özele indirgeyen bir soru yöneltmeden, uslu uslu duruvermiyorsunuz. Çünkü öyle gerekiyor. Karşılıklı söyleşinin seyri o aşamaya çabuk varıyor.
Yürütme erkinin başının(!) nitelemesi ile bizim o “iki buçuk kana(!)l”dan biri olan TELE 1’in genel yayın yönetmeninin, yürütme erkine yönelik öteden beri yaptığı eleştirileri bilirsiniz. Onun bu yaptığı eleştirilerine, yandaş kesimin yığınsal ordusundan(!) aldığı “ezan susmaz, bayrak inmez, vatan bölünmez”
diye, ilgisiz, kalıplaşmış karşılıklar aldığını belirterek, artık sık yinelenir bir tekerleme özellikte anmasına benzer hallerle, biz de karşılaşıyoruz.
Kişiye, henüz yeni olan katılımcı olunan(!) o ön almış habere ilişkin, eleştiri ve açılım yazımızı okumaları için ileti olarak geçiyorum. Meraktan okumadan durabilirler mi hiç? Okuduklarını bal gibi de öngörebiliyorum.
Ne var ki, hiçbir tepki ve yorumda bulunulmuyor.
Ele alınan konuda kullanılan, arı, duru dil seçimimize göndermede bulunuluyor. Siz de öylelikle, yazınızın, dipten tırnağa okunduğunu anlıyorsunuz. O boyutta tık tepki karşılık alamadığınızdan, siz de bu kez aynı tutumu takınıyorsunuz. Karşılıklı olma tutum ilkesi gereği bu böyledir.
Herkese iyi haftalar…






















