FETHİYE TABİAT KADINLARI YÜRÜYÜŞ GRUBU.MİHRİBAN ARSLAN .
YEŞİL ÜZÜMLÜ-KADYANDA-YAKACIK DOĞA YÜRÜYÜŞÜ (YAĞMUR YÜRÜYÜŞÜ)
Şubat Ayının Son Haftasına Girerken ,Yağmur Zamanı Yürüyüşlerimizle, Doğayla Kucaklaşmaya Devam Ediyorduk..Bu Gün 67 Dağların Sultanı Yağmuru Göze Alarak Çıkmıştı Yollara..
Yeşil üzümlü Kadyanda Restaurant da sabah kahvaltı,çay molamızı vermiştik. Üzümlü merkezde ki caminin yanından yürüyüşümüze start verdik.. 7 km tırmanış bizi bekliyordu .Üzümlü sokaklarının içinden dağa doğru ilerlerken ,yosunlu taşlarla örünmüş, soldan patika yola girdik… bir süre sonra tekrar sağdan orman yoluna sapıp tırmanışa devam ettik. Erken gelen bahar sultanlara göbek mantarı bulma hevesine sürüklemişti. bir yandan göbek arayıp bir yandan tırmanış şeklindeki yürüyüşümüz devam ediyordu. yolumuz bizi üzümlü kalesinin eteklerindeki kral mezarlarının olduğu düzlüğe getirdi. yemyeşil çimlerin kapladığı bu alanda kısa bir mola verdik ..grubun bir kısmı kaleye tırmanıp yeşil üzümlü manzarasını kuş bakışı izledi.bu noktada bulunan iki büyük kral mezarının birisi altındaki toprağın yanındaki vadiye doğru kayması sebebiyle devrilmek üzereydi. bu muhteşem tarihi kalıntı yok olmaktan kurtarılmalı ve bir an önce müdahale edilmeliydi…..dağı taşı tarih olan bu muhteşem şehirde bazen bu güzelliklerin yeterince koruma altına alınmadığını düşünüyorum..
bizi dik bir tırmanış daha bekliyordu ..bu keyifli mola dinlenmemize vesile olmuş tırmanış için bizi hazırlamıştı.. tırmanışımızın başlamasından itibaren yağmurda artık kendini bırakmıştı. önce ince ince çiseleyen yağmur sonra sağanağa çevirmişti.Biz tabiatın kadınlarıydık. yağmur anca yürüyüşümüze toprak kokusu eşliğinde keyif katardı. yağmuru zaten bekliyor ve tedbirimizi alarak gelmiştik.
Dik taşlık patika yolumuz araç yoluna varmamızla sona ermişti.. yolun karşına geçip soluna doğru ilerleyip tekrar dağ yoluna girdik. bu kısımda doğanın atmosferinde farkındalık vardı..çeşme başına vardığımızda kısa bir mola verdik.. yağmur hızını almış devam ediyordu. Yürüyüşe araç yoluna girerek devam ettik.. .. bu nokta da yeşil üzümlü ayaklarımızın altında idi. ve ne kadar zirveye doğru yol aldığımızın göstergesiydi..Kadyanda antik şehrine kadar araç yolundan devam edecektik.
Ve sonunda antik şehre varmıştık.. yağmur hala devam ediyordu..antik şehrin patika yollarından şehri gezerek ilerlerken. dağın en yüksek mevkisinden Fethiye manzarası karşımızdaydı..ve o an aniden dağın üstünü tamamen bir sis bulutu kapladı .. bırak manzarayı, birbirimizi bile görmekte zorlandık. ama ortamda efsunlu ,gizemli hoş bir ahenk oluşturdu.. yağmur sis ortamındaki gizem, antik şehrin tarihi kalıntıları içinde ..ortamımıza muhteşem bir tat vermişti..
Antik şehir gezimizde sonunda bir göbek mantarı bulabilmiştik… başka göbek bulamasak ta .. grup arkadaşlarım kuzu kulağı adı verdikleri bir mantar çeşidi toplayarak poşetlerini doldurdular.
Kadyanda (Cadianda) M.Ö. 5. yüzyılda kalma Likya antik kentidir. Şehir inşa edildikten sonra ki dönemde, Roma işgalcileri geldi ve onlar 400 metre deniz seviyesinin üstünde olan bu alanda yaşadı. Tarihsel önemi açısından bu kenti eşsiz ve karakteristik yapan Likya Birliği’ne katılmasıdır.
Dağın zirvesinde.. Orman İçinde ki .. Muhteşem Zengin Tarihi Kalıntılarıyla …Kadyanda da Antik Şehri .. Görülmeye Değer..
Antik şehir gezimiz bitmişti. ıslanmış.. üşümüş.. acıkmıştık.. Yakacık köyüne inişe geçmeden öğlen yemeği molamızı vermemiz gerekiyordu.. çünkü yol üzerinde yemek molası verebileceğimiz uygun alan uzun süre olmayacaktı. o yüzden antik şehrin girişindeki alanda yemek molamızı verdik..
Antik şehirden ayrılıp .. sağdan yakacık köyüne inen orman yoluna girdik .. bu orman yolu bizi yakacık köyünün içine kadar götürecekti..7 km iniş .. etrafı ormanla çevrili yolumuz 4 km sonra bizi bir su akarının kenarındaki düzlük alana getirdi.öğlen molamızda yakamadığımız kahve ateşimizi burada yakıp…eğlence ve keyif dolu bir saat geçirdik. Bu gün tam 16 km olan yolumuza bu mesafeyle birlikte keyif ve eğlencemizi de her zaman ki gibi sıkıştırmıştık. Yolumuza bir kaç km daha devam ettikten sonra yakacık köyü tarlaları ve bahçeleri görünmeye başlamıştı. yağmur bulutları dağılmış güneş bile açmıştı. bir günde dört mevsimi yaşıyor gibiydik. ..
Yakacık köyüne yaklaştıkça çoraklaşmış bitki örtüsü canlanmaya renklenmeye başlamıştı.yemyeşil tarlalar, papatyalar .. muhteşem görünüyordu.. ekilmemiş, sınırlandırılmamış ve sahiplendirilmemiş bir papatya tarlasını gözüme kestirip sultanlarla papatyaların içinde bulduk kendimizi.. bizim için her çiçek tarlası yorucu yürüyüşünün hediyesi oluyordu.. Yolun sonuna doğru yaklaştıkça yorgunluğumuzu hissetmeye başlamıştık.yakacık köyünün merkezindeki caminin yanına ilerlerken köy halkının şaşkın bakışları ..70′ e yakın Fethiyeli bayanın doğa yürüyüşü azmi ve Yeşil Üzümlü’den başlayan yürüyüşümüz yakacık köy merkezinde servislerimize ulaşmamızla sona ermişti.. çaylarımız her zaman ki gibi hazırdı.. yorgunluğun üstüne ilaç gibi geliyordu bize.. köyün yeni doğmuş kuzucukları her zaman ki kucaklarda sevildi.. muhteşem unutulmaz bir yürüyüş günü daha unutulmayacak anılar içinde yerini aldı.






































