FETHİYE TABİAT KADINLARI YÜRÜYÜŞ GRUBU-MİHRİBAN ARSLAN.
SİDMAY ANTİK ŞEHRİ BOĞAZİÇİ ANTİK ŞEHRİGE MAHALLESİ. YEDİBURUNLAR BÖLGESİ( SİDMAY’DA NERGİS ZAMANI ) DOĞA YÜRÜYÜŞÜ.
Dağların Sultanları, Bu Keyifli Unutulmaz Doğa Yürüyüşüne Çaltı özü Köy Kahvesinde Kahvaltı ve Çay Molası Vererek Başladı..Eşen Beldesi İçinden Geçerek, Dodurga Köyü Yön Levhasından Sağa Doğru İlerliyorduk..Dodurga Köyünü de Geçip Sidmay Antik Şehrine Ulaştık..Dodurga Köyü Sınırları İçinde Olan Binlerce Yıllık Bu Antik Şehir Günümüzde de yeni yerleşim yeri hale gelmiş halkla iç içe yeni yapılarla bütünleşmişti……
Bu sefer ki yürüyüşümüzde ki farkındalık İçin , yürüyüşümüze antik şehrin ortasındaki caminin yanından değilde … Köyün Bel mahallesi tarafındaki sınırlarından başlatmaya karar vermiştik… Ve o noktadan 46 tabiat kadınıyla yürüyüşümüze başladık.. Ocak ayının son günüydü ,hava yazdan kalma tadında, doğa ise mis gibi çiselenmiş ot ve toprak kokuyordu…Bel Mahallesine giden araç yolunun kenarından antik şehrinin bahçelerine doğru girmiş, ilerliyorduk…. Şimdi nergis çiçeği zamanı idi…ve bizi bu zamanda buralara getiren en önemli etkenlerden biride meşhur sidmay( Dodurga asarı) nergis tarlaları idi…. hem işaretlenmiş likya yolundan hemde köy bahçelerinin içerisinden yürüyerek nergis tarlalarını arıyorduk.. henüz bulamamıştık. yolumuzun üzerinde bahçe işleriyle uğraşan köylüye, nergis tarlalarının yerini sorduk.. bize tarif etti..antik şehrin içini adım adım gezerken o beklenen ana ve hayal edilen nergis tarlalarına da ulaşmıştık… gerçekten de görünmeye değer ve bunca kadını heyecanlandıracak güzellikte idi…
Bu Büyüleyici Kokuda ki Nergis ( Fulya ) Çiçeği;
Nergis, bir başka bilinen ismi ile Fulya bambaşka bir güzelliğin çiçeğidir. Fulya aslında en fazla tanınan nergis çeşididir fakat zamanla nergisin bir başka adı gibi kabul edilmiştir. Hayatın mücadelesi içerisinde 1 dakika bile olsa durdurur hepimizi; derin bir ses verir, nefes aldırıp mis kokusu ile yeniler bizleri.
Nergisin de başka çiçekler gibi efsanevi bir hikâyesi vardır ve hikâyesi kadar sahip olduğu kokuyla da bizleri büyüleyen bir çiçektir kısacası aşk çiçeğinin ismidir. Nergis çiçeğinin anlamı da en az görünüşü kadar etkileyicidir. Nergis güzellik anlamına gelir.Ve bu kavuşma ile Dağların Sultanları Nergisleriyle kucaklaştı diyebiliriz.Dağların iki muhteşem çiçekleri……
Bol bol bu güzellikleri fotoğrafladık… Bu güzellikleri fotoğraflamak ve insanlarla paylaşmak en büyük zevkimiz idi..İstemeye, istemeye bu muhteşem tarladan ayrılarak antik yapıtların içinden ilerliyorduk.. Sidmay antik şehrinin kral mezarlıklarının yanına ulaşmıştık.. buranın bitimindeki işaretli likya yoluna girmiştik ki… sapsarı çiçeklerle donanmış tepeciğin içinde ki kırmızı dağ laleleri sürprizi bir rüya gibiydi.. ocak ayın son gününde ve bu güzel havada ilkbahar sefası yaşamak ve bu güzelliklerle ruhumuzu beslemek her şeye değerdi…….Ahhh bizi bu güzelliklerin içinde bıraksalar saatlerce usanmadan kalabilirdik…
Aklımız gönlümüz orda kalmıştı….. ama yolumuz uzundu… likya yolundan boğaziçi köyüne inen patikadan ilerliyorduk…Boğaziçi köyüne kadar hiç durmadan yürüdük.. çünkü doğanın sürpriz güzellikleri bize oldukça vakit kaybettirmişti..Boğaziçi köyü sınırlarına gelince bir söğüt ağacı altındaki tarihi çeşmenin başında kısa bir mola verdik.sonra köyün iç sınırları içinden patika yoldan asfalt yola geçtik.. burada da likya yolunun bir kısmı yapılaşmaya teslim olmuş asfalt yolda kaybolmuştu.. Bir kaç kilometre asfalt yolda devam etmek zorunda idik.. yolun etrafındaki tarlalara köy halkının ekin ekmiş olmaları araç yolundan çıkmamıza engel olsada.. bir süre sonra yolun solundan tekrar patika yola bağlandık..yolun sol tarafında ki patikadan ilerledikten sonra araç yolun karşısında yolun sağındaki toprak yola geçiş yaptık.. bu yol bizi öğlen yemeği molası vereceğimiz alana getirecekti.. yorulmuş ve acımıştık mola yerine yaklaştıkça yol bitmez hale gelmişti… ve sonunda öğlen molası yerine ulaştık.. gelir gelmez ateşler yakıldı… yemeğimizi yedik.. dinlendik .. müzik açıp eğlendik.. ve her zamanki gibi köz ateşinde pişmiş Türk kahvelerimizi de içmiştik… yemek molasından sonra bizi yokuş tırmanacağımız bir patika bekliyordu….yemekten sonra tok karnına tırmanış zor olacağı bilincinde olsakta .. fazla arternatifimiz kalmamıştı.. yokuş bitimine kadar dayanamadık.. çünkü aç ve yorgunduk…. Gee mahallesine giden araç yoluna kadar yokuş yukarı devam eden bu güzel likya yolunun kenarında sandal ağaçları… rengarenk dağ çiçekleri..yosun tutmuş kayacıklar .. yorğunlugumuzu alıyor yürüyüşümüze keyif katıyordu…ve yürüyüş levhasının oldugu noktadan araç yoluna ulaşmıştık.. Bu noktadan sonra yolun karşısında ki zeytinlikten sonra ki tepeciğe tırmanacaktık.. tırmanışımız tepenin üzerinde ki eski su deposuna kadar devam etti.. yokuş bizi yormuştu.. bu noktada kısa süreli nefes molası verdik… buradan sonra yokuş bitmişti .. tepeciğin üzerinden devam edip tekrar aynı araç yoluna inmiştik … gee mahallesine kadar araç yolundan devam edecektik.. yolun sağından kuşbakışı izledigimiz deniz manzarası eşliginde şarkı türkü söyleyerek yerleşim yeri sınırlarına ulaşmış, mahalle aralarından ilerliyorduk.. şimdiki hedefimiz yediburunlar manzarasına ulaşmaktı … gee mahalesinin altında ki tarlaların yanından ki toprak yoldan ilerliyerek manzara noktasına ulaştık..13 kilometre süren keyifli yürüyüşümüzü bu muhteşem manzara ile taçlandırdık..








































