Çocuk Hakları: Türkiye’nin Görmezden Geldiği Gerçek
“Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler geleceğin ışığısınız.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözünü her 23 Nisan’da gururla tekrar ediyoruz. Ama ne yazık ki aynı gurur, çocukların gerçek hayat koşullarına gelince çoğu zaman eksik kalıyor.
Türkiye, çocuk hakları konusunda ne yazık ki her geçen gün daha da geriye gitmektedir.
Bugün çocuklar sokaklarda, tarlalarda, atölyelerde, ya da kalabalık okul koridorlarında mutsuz ve umutsuz bir tablo sergiliyor. Bugün hâlâ binlerce çocuk yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor.
Çocuk işçiliği hâlâ ülkenin kanayan yarası. Mevsimlik tarımda çalışan binlerce çocuk, okula gitmesi gerekirken traktör römorklarında kilometrelerce yol kat ediyor. Sanayide kayıt dışı çalışan küçük bedenler, hem hayatta kalmaya hem de ailesinin sorumluluğunu taşımaya çalışıyor. Eğitim sistemindeki boşluğa dayanarak okuldan alınan çocuk yaşta evlendirilen kızlarımız !!
Eğitimdeki eşitsizlik ise hâlâ utanç verici. Büyük şehirlerdeki çocuklarla kırsaldaki bir çocuğun fırsatlara erişimi arasında adeta uçurum var. Bir yanda özel okullar ve gelişmiş kaynaklar; diğer yanda kalabalık sınıflar, yetersiz fiziksel koşullar ve öğretmen açığı. Nedense topluma bu bozuk düzeni layık görenlerin çocukları ise ya özel okullarda kolejlerde, ya da Avrupa’da en iyi şartlarda eğitim alıyorlar.
Üstelik dijital çağla birlikte ortaya çıkan yeni tehditlere karşı da çocuklar yeterince korunmuyor. İnternet zorbalığı, akran zorbalığı, zararlı gıdalar, güvenlik açıkları ve denetimsiz içerikler, çocukların hem beden hem psikolojik sağlığını gün geçtikçe daha fazla tehdit ediyor.
Türkiye, çocuk haklarını koruma konusunda, uluslararası sözleşmelere imza atsa da uygulamaya geldiğinde, çocukların sesi çoğu zaman duyulmuyor. Yasalar var, ama denetim eksik. Projeler var, ama sürdürülebilirlik yok. Söylem var, ama sahada karşılığı zayıf. Ekonomik çöküntü aileleri parçalarken en büyük zararı çocuklar görmektedir.
Atatürk; çocukları “geleceğin ışığı” olarak tanımlarken, Cumhuriyeti gençlere emanet ederken aslında hepimize bir sorumluluk bırakmıştır. Ancak bugün geldiğimiz noktada çocuk hakları hâlâ günübirlik politikaların gölgesinde kalıyor. Biz çocuklara hak ettikleri güvenli, eşit ve adil yaşamı sunamıyoruz. Kadın – çocuk -insan hakları bir güne sığmaz …
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki ” Vatanı korumak çocukları korumakla başlar ” öyle ise bir kere daha soralım “çocukları koruyamayanlar Vatanı nasıl korurlar “??
Ebru Oğuzhan Yeter






















