KENDİLERİNİN SEÇİMİYDİ, SONUÇLARINA DA ELBET KATLANACAKLARDI.
Bu benim memleketimde kendi kuşağım kişileri çevremde görüyorum ya içim bir hoş olup çıkıyor.
İçlerinde zamanında yeteneği ile iyi bir okula girebilecekken o olanağı kıl payı kaçıranı da, yine zamanında kolluk görevlisi bile olabilecekken o boyuttan teğet geçmiş olanlar da var.
Kendileriyle birlikte oturunca, günceli konuşacakken ille de geçmiş, gençlik dönemlerine gidilip o kaçırılmış olan fırsatlara değinilmeden olmuyor işte.
Şimdilerde ilçede çıkartılan bir yerel gazetenin matbaa işlerinde çalışan arkadaşımız var. O anlatıyor. İyi resim çizermiş. Güldürü çizerliğine de eğilimi varmış. O yönde meraklı biri idi. İlgili okul sınavlarına girecek olmuş. Sınava gelenlerin varlıklı aile çocuklarını görünce umudunu koruyamamış. Çünkü sınava yerine getirilen çocuklar, ailelerince, pahalı araçlar getirilmişler.
Sınavda ise gözetmenlerin kendi aralarında alçak sesli yaptıkları konuşmalarına bizimkisinin çok iyi resim çizdiği yansımıştır. Sonuçta kazanacak derece elde edilemez. Oysaki o pahalı araçlarla sınava getirilen çocuklar okula ilgi göstermeyerek kayıt yaptırmamışlardır. Bizim arkadaşımızda gelinen aşamadan habersiz kalarak bu fırsatı kaçırmıştır.
Zamanın ayakkabı boyacısı bir arkadaşımız ise ilçenin önde gelen tek fabrikasına, dava arkadaşlarınca sokulmuştur. Merkezi ısıtmalı devlet konutuna da kapağı atmıştır. Aile kurmuş, çoluk çocuk sahibi olmuştur.
Gelgelelim serbest girişim atılmış, yoldan çıkmıştı. Kısa zamanda işleri tersyüz olmuş, ailesi de dağılıvermişti. Sonrasında içli içli bir gidişatla yaşamını sürdürememiş erkenden yaşamdan kopmuştu.
Bir başka arkadaşımızda zamanında pazarcı olarak babasının yanında paraya para demez iken kendisine yapılan devlet işinde çalışma önerilerine kulak tıkamış, oralı olmayarak sırt dönmüş imiş.
Şimdilerde ise hali yürek paralayıcı sersefil oluşuna ben üzülüyorum. Geçen seneler içinde halini sorduğumda, benim tavrımı alaycı bulup üzerime yürüme tavırları sergilemişti.
Geçende selam verip yine halini sormadan edemedim. Bu kez sıcak davrandı. Kalabalık ortamda da olsa azıcık görüşüvermiştik. Baş başa görüşelim, dedi. Görüştük. Geçmiş kaçırılmış fırsatları sıralayıverdi. Dediklerinden bilgim vardı. O eskinin gürbüz, acar, sağlıklı halinden hiç kırıntı bile kalmış değildi. Kardeşi canına kıymış. Oğullarından büyüğü ikide bir Akıl Hastanesi’ne götürülüp getiriliyormuş. Hanelerine benim aylığımın 3/2’si oranında gelir giriyormuş. Yaşlılık aylığı da içindeymiş. Anlattığına göre, kendisinin uzak asker arkadaşı da canına kıyanlardan olmuş.
Benim tavrıma, gidişatıma hayranlık duyuyormuş; ben de şaşmadım. Akıllı hareket ediyormuşum.
Bir yakınımız da var. Zamanında, gel, devlet işine gir, yanımızda çalış, bu fırsatı değerlendir, dediğimizde burun kıvırmıştı. O zamanlar iyi kazanç elde ediyorlardı. Bizden yana dönüp bakmamıştı. Sonrasında ise rezil olmuşlardı. Yakını olmanın zararını bile görmüştüm.
Bütün bunlardan sonra şu öz söz içeriğine geliyorum; kendi seçimleriydi. Sonuçlarına da elbet katlanacaklardı. Biz, durup dururken mi bu sosyal tavrı benimsedik. Dibi görmüştük. Az mı tutunacak dal aramıştık! Sonuçta elde ettiğimize sıkı sarıldık. Havalara girecek halimiz mi vardı? İşte onlarla aramızdaki en anlaşılır ayırt edilir yanımız bu olmuştu. Uçmadık; yere sağlam bastık.
Herkese iyi haftalar.






















