DAVA GÜDÜMÜNDE HEDEF ODAKLI OLMAK
İki vekilimiz gelerek, ilçe yönetimiyle görüşmelerde bulunacaklarmış. Duyum buydu.
Vekillerin gelecekleri, iç çekişme yaşanılan önde gelen kişilere, elbet, haber olarak açık edilmemişti. O günlerin havası o yönde idi.
İyi koku alan, örgüte kayıtlı arkadaşlarımız ise haberdar olmuşlar, buluşma saatinde orada olmayı özellikle istemişlerdi. Yönetimle sorunlu fakat sevilen, sayılan kişiler de yok değil. Onların olmadığı bir toplantı düzenlenmesine çalışıldığı da sır olmaktan çıkmıştı. Dar kapsamlı tutulacağı anlaşılan toplantı öncesi de sonrası da, ilerisi için ince hesaplar yapılıyor olsa gerekti.
İki vekilde, örgütümüzün tepe yönetiminde söz sahibiydiler. Biri örgütten sorumlu, bir diğeri ise sosyal demokrat öngörüler ile ilgili yetkin kişiydi. Görev gereği, taşradaki yönetici ve üyelerle görüşmelerde bulunma istekleri anlaşılır bir tutumdu.
İlçe başkanlığımızda, üyelerimizle, konuşma boyutunda görüş bildirilmesine geçilmişti. Eski tüfek, gazeteci yanı da olan bir büyüğümüzde, o dişsiz ağzıyla eleştirel düşünce ve önerilerini yine sıralayıvermişlerdi.
Bana da söz düşmüştü. Bende Genel Başkan ve çevresinin, önümüzdeki genel seçimlerin çok büyük önem taşıdığını söyleyip durmalarına sözü getirerek, “İyi de, siz, şimdi, onca çalışmanız sonrası otelinize çekilip kaygısız, tasasız, uyumayacak mısınız?” diye, eleştirel bir soru yöneltip oyunbozanlık etim. Öncesinde ise, giriş açılımıma, eşi yönetimde olan ve alkolle arası bayağı iyi olduğu bilinen beyefendi, beklenmeyen bir hareketle sözümü kesmişler, beni tersleyip çıkmışlardı. Örgüt işleri ile ilgili vekil, o kişiyi dinginleştirip sözümü sürdürmemi sağlamışlardı. Sonrasında da kendileri, konuya ilişkin, “Biz mesajı aldık. Bundan böyle daha az uyuyacağız.” biçiminde bir söz etmişlerdi.
Birinde de Turizm Ticaret Meslek Lisesi’ndeyiz. Okulun salonu, dava ve örgüt üyesi arkadaşlarımız ile dolu. İlgi var. Sahne dibinde, ön sıralarda, dört konuşmacı vekilimiz var. Biri ilçemizden olmak üzere ikisi ilimiz vekili, biri Malatya bir diğeri de Manisa’dan iki vekilimiz daha var. Gündem konuşuluyor. Bir önceki Genel Başkanımız yeni göreve seçilmişlerdi. Davamıza ilişkin sözleri aklımdaydı.
Genel Başkan, yaptığı o konuşmasında, şeriat getirecekler, Atatürk, Altı Ok dememiş; sıkıntı içindeki halkın, temel beklentilerini karşılayacak konuları asıl almıştı. Çalışma alanı olarak da tarlalardan, atölyelerden, fabrikalardan söz etmişti. Ben de bütün o, ayağı yere basan yeni söylemi(!) yerinde bulmuş, umutlanmıştım. Genel Başkan’ın görevdeki ilk yılbaşını da, yerin 850 mt. altında, kömür çıkartan işçilerle birlikte kutladığı aklımdaydı.
Salondaki vekillerimiz; biri şimdiki Genel Başkanımız(!); bir bir kürsüye gelip memleket sorunlarına ilişkin sözlerini yine sıralamışlardı. Bizler de zaten hiç yadırgamayıp şaşırmamıştık. Yeni olan bir boyut yoktu.
Oradaki bizlerden, konuşmak isteyenlerin eline ses aygıtı tutuşturularak sözlerine de yer verildi. O eski tüfeğin(!) uzun konuşması sonrası bana da yine söz sırası düştü. Yukarda sözünü ettiğim yeni genel başkanın, ilgimi çeken konuşmasına göndermede bulunup bir iki yerini yineleyiverip bir tavrını da dile getirerek, bayağı umutlanmış olduğumu belirtmiştim. Aslında, işi, yine bilindik salonlara getirmiş olmaya, eleştiri yöneltmiştim[1]. Bana şakşakçılık mı yakışır!
Geçmişte Meclise kara çarşafıyla gelen vekile “Bu kadına haddini bildiriniz!” diye tepki veren, kendilerini yere, göğe sığdıramadığımız o eski başbakan, bizleri, iki kez, yüzüstü bırakıp giden kişi de olmuştur.
Oysa ne çok yapılacak önemli işler vardı.
Bir kez olsun abartıya kaçıvereyim, sizde lütfen af buyurunuz; şimdiki Genel Başkanımıza, açık yüreklilikle ilk derslerden biri de bendenizdendir hani(!).
Uyuşukluğu üzerimizden atamayıp tembellik ederek, bugünlere gelişin, yol yapı taşlarının bir bir döşenmesinde, hiç de masum sayılmayız. Bizde işin içindeyiz. Öyle az buz bile değil; büyük bir oranda pay sahibiyiz işte. İlle de kusuru kendimizden başka yerde aramak niye? Mademki karşı devrimcilik hortlamıştır; bize düşen, gecemizi gündüzümüze katmaktır. Öyle de yapılıyor.
Herkese iyi haftalar…
Not: Manisa Şehzadeler’in Genç Kadın Belediye Başkanımız Gülşah Durbay’ın kaybımdan derin üzüntü duyduk.
[1] Belki de onların hiç biri, benim bildiğim o Kızılordu Kurucusu Bolşevik Devrimci Troçki’nin, Stalin’i Örgüt Kurultay’ında alt edebilmek için dava arkadaşları ile hayvan ahırlarında, kent gömütlüklerinde gece gece kolluk güçlerini illede atlatabilmek amaçlı toplantılar düzenlediklerini, bilmiyorlardır.






















