Sanıyorum ben de artık çok oluyorum; baksanıza, sınıf bilinci, sömürüye hayır, ille de toplumsal eşitlik, özgürlük, kardeşlik, diye tutturmuş, aynı doğrultuda yazılar döşenirken, şimdi işi şıklık boyutuna kadar getirdim. Durun! Hemen de kendimi ele verdiğim sanılıp dilime rastgele öylesi bir konu seçtiğimin üzerine bodoslama gelinmesin; daha sözlerimin başındayım. Rastgele değil, bilerek bu boyuta değineceğim.
Sizlerin de bildiği gibi gerilimli günler, haftalar yaşamaktayız. O yüzden o belirsizliğe gebe havamızı dağıtacak gelişmelere gereksinim duymakta olduğunuza hiç kuşku yok. Çünkü o belirsizlik hepimizi durduk yerde gerdi. Geçim sıkıntılarının yaşanmakta olduğu bir döneme denk gelen seçme seçilme gündemi kitlelerin tutumlarında köklü sayılacak bir değişim sonucuna evrildi. Öylesi bir yerel genel seçim sürecimiz oldu. Halen de o süreci bir türlü geride bırakıp gidemediğimiz haftalar yaşamaktayız.
İşte ben de, salt o yüzden, bu bayanların şıklık konusundaki vazgeçilmezlerine-yoksa takıntılarına mı demeliyim- bir değinivereyim istedim.
Bu açılımdan sonra, elbet, artık, ucundan, kıyısından, söz konusu edeceğim yere geleceğim.
Efendim, bendeniz, her nedense bazı süreçler daha dumanı üstünde; sımsıcak iken, sözüm ona, saygıdeğer; makam, mevki sahibi kişilerimizin tavırlarına odaklanırım. Konuşmalarında ne söyleyeceklerine önemle kulak verdiğim gibi o sıra üstlerine başlarına da büyük bir ilgiyle bakarım. İşte o yüzden de bazı kendimce bozum olduğum, hiç yerinde bulmadığım anlar da vardır. Çünkü önemli anlar, anlamlı seslenişler, karşı duruşlar sergilenecektir. Üstü örtülmeye çalışılacak olaylara karşı ses yükseltilecek, konu gündemde tutulmaya çaba gösterilecek, işin iç yüzüne ilişkin başka başka bilinmeyenler açık edilecektir.
Bazı değişik hareketler de söz konusudur. İstenmeyen olaylar (!)yaşanmıştır. O yüzden de ilgili kişiye destek amaçlı ziyaretler yapılacaktır. Ya da yılların özlemi, sonunda gerçekleşmiş olduğundan, orada hazır bulunup heyecanlı bir kitleyle birlikte yer alınacaktır.
İyi, hoş, pek güzel de; takınılan tavır, olaya verilen önemle acaba örtüşüyor mu dersiniz?
Geçmiş dönemdeki bir bayan vekilimiz, yandaş tv kanalımızda, yürütmeye-yönetime yakınlığı ile bilinip kol kanat gerildiğinin ayırdında olduğumuz bir vakıf yurdunda yaşanan, küçük çocuklara ahlak dışı cinsel yaklaşım hakkında(!) konuşacak. Gelin görün ki, kadın vekilin o anki şıklığı söyleyeceklerini geriye itecek türden!
Bir başka kadınımız da, geçmiş haftalar içersinde yaşanan bir linç girişimi nedeniyle önemli kişiye geçmiş olsun dileği sunmaya eşiyle birlikte gittiğinde üzerinde en şık olarak durduğunu düşündüğü sarı ceketiyle resimleniyor. Evet, sarı ceketin havası bambaşka; üstelik kadınlarımıza da iyi gidiyor.
Yine bir başka önde gelen kadınımız da sarı ceketli, dahası da var; aynalı güneş gözlüklü olarak kent yönetiminin devir-tesliminde yer alıyor!
O kadınlarımızı anlamak güç değil; ille de şık görünmek derdindeler. İyi, hoş da, gündemin konusuyla hiç uyuşmuyor! O sözünü ettiğim yerlerde moda dergilerinde yer alacak denli şık giyimler gerekmiyor. Sade giyinilmelidir… Sade! Yalnızca sade bir giyim yeğlenmelidir. Nasıl ki, lacivert takım devlet katında ve kamu görevinde başat giyim ise bunun kadınlar üzerindeki karşılığı da benzer olanıdır. Abartılı giyinmek bizim dava savunucularımızın tarzı olamaz. Yoksa giyim kuşam şıklığınız, sizin sözünüzün de, tavrınızın da, toplumsal amaçlı çabalarınızın da önüne geçer. Sonrasında da ciddiyetinizi sorgulatır hale getirirsiniz.
Ben, bu ülkede, ayna karşısında uzun zaman kalıp saçlarını çok özenle tarıyor, diye savunma bakanlığına atama seçeneği düşen vekil biliyorum. Yaaaa!..
Ucundan, kıyısından derken, sanırım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir.
İyi haftalar….






















