Afkule- Haçbel- Karagözler/ 23.12.2018/ 16 km
Yılın en kısa pazarı. Yolda geçirecek zamanımız yok, hem kısa bir yol hem güzel bir parkur seçiyor rehberimiz. Fethiye’mizin eşsiz doğasında, Likya yollarında, deniz seyrinde ve yeşiller içinde olmalıyız.
Saat 08.30’da hareket ediyoruz Eski Fethiye Lisesi karşısında, Mercan Pastanesi önünden. Debboy’dan Kayaköy’e çıkmak daha seri oluyor. Kayaköy’ün masalımsı havasını soluyor ve devekuşlarımızı arayarak Gemile yoluna uzanıyoruz. Gemile-Afkule yol ayırımında bırakıyoruz servislerimizi. Bulutlu bir hava, serin, nemli, mantar ve yosun kokulu çam ormanı, Afkule yolundayız.
Grubumuz özlemiş birbirini ve dağları. Güle oynaya çıkılıyor yola. Günün ağır havası hafifliyor, bunum dağılıyor. Zihnimdeki, yüreğimdeki, coşku yeşile karışıyor. Afkule tepesine geliyoruz. Kuleye inmeli, tırmanarak kuleye, denizin enginliğine dalmalıyım.
Afkule, Hagios Elefterios Manastırının kalıntısı. Elefterios adındaki keşişin, bu manastırı herkesten uzak bir yaşam sürdürmek için inşa ettiği varsayılıyor. Manastırlar, keşişleri kimsenin rahatsız etmemesi ve keşişlerin tehlikelerden korunması için yüksek, gözden uzak yerlere yapılırmış. Acaba bütün sanatçılarımızı da erişilmez kulelere saklasak mı, seksen yaşında adliye koridorlarına atmayız böylece. Biz de mi kalsak dağlarda.
Afkule tepesinde bekliyor kadim yürüyüşçüler. Likya yol levhaları yol veriyor sonra üç yöne. Biz Fethiye’ye yöneliyoruz. Karagözlerin güneşini saklayan dağımız var ya oraya geleceğiz, yolumuz uzun.
Sakız çalıları ve çam ormanı içinde patikamız. Çoban sesleri arıyoruz, geçen yıl yeni doğan bir oğlacığın emmesine destek olup çobana haber vermiştik. Keçimiz kayaların arasında doğum yapmış, yalnız, İhsan ile tiz bir oğlak sesine koşmuştuk. Bu sene yok o çobanımız. Azalıyor keçilerimiz dağlarda.
Haçbel kalıntılarında meyve molamız. Asırlık meşemiz antik kemerlerle karşımızda. Yerler yeşermeye başlıyor.
Kayaköy’ün açıklarından bir yay çiziyor patika. Bir yanımız deniz, bir yanımız makiler, sakız çalıları. Engin Akdeniz’imiz bulutlu bir gök ile birleşmiş, kurşun ağırlığında. Oniki Adaları saklıyor puslar içinde Göcek’e doğru dumanlı tepeler arasında. Kınalı’ya doğruluyoruz, mersin yeşili tüneli olan Üçkuyular’da derin nefes alıyorum. Hemen sonra yosunlu kayalar başlıyor. Yosun yeşili kadife giymiş ağaçlar, taşlar. Yosun sarhoşluğu içinde papatyalar. Papatyalar açmış. Sonra bahar laleleri, anemonlar. Çayırlar papatyalarla dolmuş, çalı diplerinde papatyalar. Kış dönümü, 21 Aralık, en uzun gece, kış başlangıcı; ancak güzelim Fethiye dağlarımıza bahar mı gelmiş? Bahar çiçekleri, evet evet, kayabaşlarında yabani çağlalar da çiçeklenmiş.
“Astronomi uzmanları ve bilim adamları da 21 Aralık tarihini kuzey yarımküre için resmi olarak kış mevsiminin başlangıcı kabul eder. Yine bilim insanlarına göre bu mevsim, Mart ekinoksu ile sona erer ve ilkbahara geçiş yapılmış olur.”
Mevsimler karışık şimdi. Havaların soğumaması tarım ürünlerine de zarar veriyor, bitki örtüsüne de. Doğal kaynaklarımızın da hoyratça kullanılmasına suskunluğumuz bir kor oluyor ince yüreklerde. Sonra Metin Akpınar’ın bu gün okuduğum sözü yerine oturuyor. “En fazla neden utanıyorum biliyor musunuz? Yüreklerinde bir damla sevgi kırıntısı olmayanların sevgi sözcüğünü sürekli kullanarak o değerli şeyi eskitmesinden utanıyorum. Yalan yok, bu ülkenin sessizliğinden utanıyorum!/ Metin Akpınar” Ortak oluyorum büyük, usta sanatçımızın utancına.
Yemek molamız kaya mezarı kalıntılarının yanında. Tepemiz artık Fethiye yarımadasını da görüyor. Yosun yeşili taşlar devam ediyor, yağmur da çiseliyor hafiften. Ahmakıslatan diyoruz ya yağmurluklar giyiliyor yine. Yer de daha kayganlaşıyor.
Turunçpınarı geçiyoruz, orman yolu var artık. Araç ulaşabiliyor buralara, insan yetişiyor, çöpler de başlıyor. (Ne olur ulaşabildiğimiz yerleri yok etmeyelim.) Pikniğe gelenler var yeşiller içinde mutlu.
Servislerimiz, Boncuklu Koyu yol ayırımında bekliyor, odun ateşi ile demlenen çaylarımızla. Günümüzün esprisi:“Kim aldı bu poşet çayları. Özer, eve poşet çay alma!”
Sürücülerimizin ellerine sağlık, sıcak çay yorgunluğumuzu alıyor. Rehberimiz de her ayrıntıya koşuyor, kim hangi servise binecek? Beyhan, neredesin? Sağ olasın, rehberimiz Yusuf Çilengir Bey!
Katılımcılar: Yusuf – Zerrin Çilengir, Aysel Yüksel, Rasih Küçükünal, Saliha-Kadir Gürol, Sefai Güner, Zeliha- Ceyhun Beyazova, Atiye- Özer Kaçar, Ümit Dilsiz, Beyhan Yörük, Oğuz Kolak, Ulrike Engin, Şakir Sarıoğlu, Mustafa Yavuz, Musa Toyman, Elif Ayan, Ayşe Mehlepçi, Bülent Oez Demir, Nurettin Özdemir, Hayati Bingöl, Mustafa Damla, Nizam Şimşek, Habibe – Burcu Dikbaş, Can Eker, Elif Yıldırım, Zeynep Karaca, İhsan Erol.
Köşe Yazarı: Atiye Kaçar

































