BABALAR VE OĞULLARI- DAVUT FEN
Eğitimci emeklisi bir arkadaşla oturmuş konuşuyoruz. Ettiğimiz sözlerden biri ilgi odağım oldu.
Siz de bilirsiniz ki, ailede erkek çocukları ille de bir iş güç sahibi olup eskilerin değişi ile yuvadan uçmak zorundadırlar.
Birlikte oturduğumuz arkadaşım, meslek sahibi olduğu gibi iki kardeşi de kamu kesiminde işlenmişlerdir. Biri işçi, bir diğeri de eğitimci olup makam mevki sahibi olarak müdürlük de yapmışlardır.
Üç erkek kardeşten biri, ön alarak, güçten düşmüş, yaşı ilerlemiş, o babalarına, yaşlılık aylığı bağlatmayı önerir. Müdürlük yapmış olan da bu öneriyi desteklemiştir. Bir diğer erkek kardeş de işi oluruna bırakmıştır.
Bir kişiye yaşlılık aylığı bağlanılmasının koşulları vardır. Başat koşul ise, 65 yaş. Bakacak kimi kimsesi de, malı mülkü de olmayacaktır.
İşte o aşamada, anne kadın, oğullarının kendi aralarında yaptıkları bu konuşmalarının tanığı olmuştur. O konuşulanlar sonrası dile gelerek, üç oğlan bir olup babanıza bakamayacak mısınız, siz, diyerek oğullarına sitem ederek çıkışır. İşte o edilen başkaldıran türdeki tek söz de havada kalıvermez; üç erkek kardeş üzerinde umulan etkiyi gösterir.
Aylıklı bu üç kardeş, babaları için bankada ortak hesap açtırma yoluna giderler. İş öyle bir sonuca bağlanır.
Bu konuyu ele alışım nedensiz değildir. Sağlık kurumlarımıza başvurmalarım sayılıdır. Ufak tefek sağlık sorunlarım için oralara hemen koşup varmam. Bedenimin o sorunlarımın üstesinden gelmesini umarım. Geçenlerde de bayağı bir ağır sıkıntı çektiğim merdivenden yuvarlanmam sonucu bile oralara çıkıp varmamayı yeğledim. O yaram, ağır ağrı ve sızılarım geçtiler. Bedenim iyileşme sürecini iyi götürdü.
Seyrek de olsa yolumuzun o sağlık kurumumuza uğradığımda ise, birçok kişinin, engelli bakım parası için rapor peşinde koştuklarını görüyordum.
Yukarıda değindiğim o yaşlılık aylığı konusu ise içimde yaradur. Babamızı kaybettiğimizde cebinden o aylığa ilişkin banka cüzdanı çıkmıştı. Üç oğulduk. Birimiz sıkıntılı ise de iki aylıklı oğul olarak çok üzülmüştük.
Bu engelli bakım parası alabilmek konusu da öyledir. Bir yakınımız uzun süre almışlardı. Alınan paranın nelere harcandığını görmek ise bambaşka bir konudur. Bizim de almamız, bana söylendiğinde, zaten emekli dul aylığı alan birileri olarak, yakışmayacağını, belirtmiştim. Ben, oralı olmasam da vazgeçilmeyip işi hallettiklerini biliyorum. Vergi indirimi kolaycılığını da kullanıp her beş yılda bir araç yenileme yaptıkları da ayrı bit boyuttur.
Sanırım niçin böyle bir konuya el attığım anlaşılmış olmalıdır. Dik durmak herkese göre değildir. Onurlu olmak, herkesi kapsamaz; sınırlıdır.
Bunca zamandır, niye yazıp çizdiğimi sanıyorsunuz?
Şu Sosyal Güvenlik Kurumumu, nelere kadir, bir bilseniz?
Herkese iyi haftalar…
















