Bir avuç kömür için bir ömür verenlerin hikayesi. Helal kazancın alın terinin neresi olduğunun cevabı maden ocakları. Söz söylemenin anlamsızlaştığı günlerdeyiz. Boğazların düğümlendiği, sözün bittiği anlar bu zamanlar. İnsan ne söyler böyle durumlarda. Yüreklerin konuştuğu zamanlardayız. Sadece Soma’nın değil tüm ülkenin acısı. Milletimizin başı sağ olsun diyoruz. Ülkede üç günlük yas ilan edildi. Soma’da meydana gelen maden faciası yürekleri dağladı. Memleketin değişik yerlerinde olduğu gibi Soma Kömür İşletmelerinde de kara elmasın hikayesi var. Bu kadar kitlesel bir ölüm olmadı. Bu facia; madencilerin 17 Ağustos’udur.
Soma’da maden faciasını trafo patlaması, kabloların yanması sonucu ortaya çıkan durum diyerek başladık. Bugün geldiğimiz nokta ise aslında ihmaller zincirinin halkalarını görüyoruz. Soma Cumhuriyet Başsavcısının yapmış olduğu açıklama bizim bu kanıya varmamıza yardımcı oldu. Daha fazla para kazanma hırsı sebebiyle belirtileri ortaya çıkan facianın önemsenmemesi bu acı tabloyu ortaya çıkardı. Ocakta çalışan işçileri dinlediğimiz zaman hem eksiklikleri, hem ihmalleri hem de para uğruna göz ardı edilen insan hayatının değersiz hale gelmesini görüyoruz.
301 işçinin hayatını kaybettiği faciada, şimdilik 25 gözaltı var. 5 kişi tutuklandı, 15’i ise serbest bırakıldı. İşçilerin iddialarına kulak vermek gerekiyor. Bazıları gaz maskelerinin küflü olduğunu ve gereksiz yere kullanana 400 TL ceza kesildiği belirtiliyor. İnsan yüzlerce metre aşağıda gaz maskesini neden kullanır. Gaz şüphesi varsa herhalde. Bir diğer madenci ise patlatma yolu ile maden çıkarıldığını söylüyor. Başka bir madenci ise ocaktan sıcak kömür çıktığını belirtiyor.
Bu olayda görülecek çok hesap var. Ancak cenazeler daha kaldırılmadan hesap görme işi doğu toplumlarının kaderi mi yoksa bizim vazgeçilmez özelliğimiz mi? Ekranlarda hemen bir suçlu aranıyor. Böyle durumlarda birinci derdimiz madendeki insanların bir şekilde çıkarılmasını sağlamak. Daha sonra ne saydıracaksak saydıralım birbirimize. Kimi hükümet, kimi maden işletmecisi derken kimileri de maden sahibinin suçu yok diyor. Suç isnat edilen işletmeciyi hükümete yakınlık ile irtibatlandırıyorlar. Yüzlerce insanın vefat ettiği bir ortamda. İnsanları kurtardıktan sonra kimin suçlu olup olmadığını araştırabiliriz. Bu anlayış ise sorumluların korunduğu anlamına gelmez. Zira ortada hazin bir tablo var, yüreği yanan insanlar var. En yakınlarının bir şekilde o ocaktan çıkartılmalarını beklemekte. 787 işçinin çalıştığı ocakta 301 madenci hayatını kaybetti. 486 işçi ise gerek kendi imkanları ile gerekse arama kurtarma ekiplerinin çalışması neticesinde kurtarıldı. Hayatını kaybeden işçilerimiz büyük ihtimalle Karbon monoksit zehirlenmesi neticesi hayatlarını kaybettiler.
Maden sahiplerinin yaptığı basın toplantısına ne demeli. Adamlar zerre sorumluluk almak istemiyorlar. Hem hatamız yok diyorlar. Hem de tespit edilemeyen bir durum diye açıklama yapıyorlar. Biz küçük aklımızla, uzmanları dinlediğimiz zaman burada bir ihmalin olduğunu görebiliyoruz. Şirket yetkililerinin açıklaması vicdanları yaraladı. Dalga geçer gibi bu kaza üç ay sonra olsa ölen olmazdı diyorlar. Ardından yaşam odası mevzuatta yok diyor. İşletme müdürü yaşam odası var diyor. Genel müdür ise yaşam odası yok diyor. Adamlar basının karşısına çıkmışlar ama yalanı bile doğru dürüst söyleyemiyorlar. Ocakta tatbikat yaptık diyorlar ancak bunu işçiler yalanlıyor. Kurtulan işçiler biri iki günden beri çok sıcak ortamda çalışıyorduk diyor. Aslında ocakta ortaya çıkan yanma birkaç günden beri uyarı veriyormuş. Çıkardıkları kömürün çok sıcak olduğunu açıklayanlar da var. Ortada bir başıbozukluk var. Üç kuruş daha fazla para kazanmak için alınması gereken tedbirleri almayanlara en ağır ceza verilmeli. Verilmeli ki, bundan sonrakilere ders olsun. Bu ve buna benzer yerlerde insan yaşamı için alınması gereken önlemler en üst seviyede olmalı.
Bu olay kömür işletmeleri için olduğu gibi diğer alanlarda çalışan işçilerimizin de can güvenlikleri konusunda tedbirler arttırılır. Türkiye’de 740 tane kömür işletmesi bulunduğu ve buralarda çalışan 49 bin işçimiz var. Bu insanlarımızın emekleri göz önünde bulundurularak insan odaklı tedbirler arttırılmalı. İşletmelerde denetleme ile ilgili aksaklıklar göze çarpmakta. Maden kanunun 31. Maddesine göre işletme teknik nezaretçi bulundurmak zorunda. Bunun maaşını da işyeri sahibi veriyor. Esas sıkıntı da burada mühendis çalışma koşullarına uygun değil deyip ocağı kapatmak için rapor hazırlasa adı maden kapatan mühendise çıkar ve iş bulması da zorlaşır.
Sevgili dostlar facia yürekleri dağlarken gelen bazı ziyaretçilerin ortaya koymuş olduğu görüntüler yaramızın biraz daha artmasına sebep oldu. İnsanlar babalarını, çocuklarını ve yakınlarını kaybetmişler. Çocuğunu sünnet ettirecek babalar hayatlarını kaybetmiş. Eşleri hamile babalar yok olmuş. Büyük acı içindeler. Biz ne kadar üzülürsek üzülelim ölen insanlar bizim değil. Bu acıyı onlar kadar yaşamamız mümkün değil. Her olayda empati yapabiliriz ancak bu olayın empatisi mümkün değil. Soma halkı madenden gelecek bir haberin peşinde. Bu nedenle fevri hareketlerin olmasını da normal karşılamak gerekir. Yanlış davranışlar içinde de olabilirler. İnsanların bu acılarını anlamak gerekir. Basına yansıyan bir fotoğraf ise hiç hoş olmadı. Başbakanlık müşaviri olduğu belirtilen kişi yerde yatan bir kişiye tekme atarken çekilen görüntülerin savunulacak bir tarafı yok. İnsanı ne kadar tahrik eden bir durum olursa olsun bu görüntü yakışmadı. Bu kişinin yapması gereken basittir. Bir özür ve istifa. Umarım bu facia bir milat olur. İş hayatında insanlarımızı korumak için her türlü tedbirler alınır.
asimcezayirlioglu@hotmail.com
20 MAYIS 2014 SALI





















