YERLİ ÜRETİM ÇOĞALSIN! EBRU OĞUZHAN YETER
Tohumculuk Kanunu çıkarken, Türkiye’nin tohum ihracatçısı bir ülke olacağı söylenmişti. Aradan geçen yıllarda Türkiye’nin tohum üretimi ve ihracatında önemli artışlar yaşandı. Ancak bugün geldiğimiz noktada yalnızca ihracat rakamlarına bakarak tarımda her şeyin yolunda olduğunu söylemek mümkün değil.
Çünkü tarım; sadece tohum üretmek ve ihraç etmek değildir.
Asıl önemli olan; kendi yerel ve atalık tohumlarımızı korumak, yerli çeşitlerimizi çoğaltmak, çiftçimizin üretim gücünü artırmak ve ülkemizin tarımsal geleceğini güvence altına almaktır.
Tarım ve ziraat konusunda onlarca üniversitemiz, fakültelerimiz ve çok sayıda yetişmiş ziraat mühendisimiz var.
Buna rağmen üreticimizin yaşadığı sorunlar, artan girdi maliyetleri, tarım alanlarının azalması, köylerden kentlere göç ve gençlerin tarımdan uzaklaşması bize önemli bir gerçeği gösteriyor:
Tarım politikalarımızı yeniden düşünmek ve üreticimizi daha güçlü desteklemek zorundayız.
Bildiğimiz gibi tohum konusu da ülkemizin tarımsal geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Türkiye bugün önemli miktarda sertifikalı tohum üretiyor ve birçok ülkeye tohum ihraç ediyor. Ancak bu durum, yerli ve atalık tohumlarımızın korunması ve geliştirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Tam tersine;
Kendi tohumumuzu,
kendi yerli çeşitlerimizi,
kendi genetik kaynaklarımızı,
kendi üreticimizi korumak zorundayız.
Çünkü tohum sadece bir tarım girdisi değildir.
Tohum, gıdanın başlangıcıdır. Tohum, üretimin geleceğidir. Tohum, bağımsızlığımızın önemli unsurlarından biridir. Tohum var olma sebebimizdir.
Dünyada tarım giderek daha fazla şirketleşirken, üreticinin kullandığı tohumdan gübreye, ilaçtan sulamaya kadar birçok girdinin maliyeti artıyor.
Bu nedenle çiftçimizin seçeneklerini artırmak, yerli ıslah çalışmalarını güçlendirmek ve bölgelerimize uygun yerel çeşitlerimizi korumak zorundayız.
Yerel tohumlarımız hastalıklara, kuraklığa, iklim koşullarına ve bölgesel üretim şartlarına uyum açısından önemli bir genetik mirastır.
Bu tohumları kaybetmemeliyiz.
Çünkü kaybettiğimiz her yerel çeşit, gelecek kuşaklara aktarabileceğimiz önemli bir değerin kaybolması demektir.
Biz de, yıllardır yaptığımız çalışmalarla birçok farklı bölgede dostlarımıza örnek olmaya, onların çalışmalarına bir tohum kadar olsun katkı sunmaya çalışıyoruz.
Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik şartlarda yerli üretime, yerel ürünlere ve küçük üreticiye her zamankinden daha fazla sahip çıkmalıyız.
Yerli üreticiden alışveriş yapalım.
Yerel ürünleri tercih edelim.
Küçük üreticinin emeğini destekleyelim.
Yerel ve atalık tohumlarımızı koruyalım.
Kendi bölgemizde yetişen ürünlerin değerini bilelim.
Her ortamda, her fırsatta yerli üretimin önemini anlatalım, konuşalım, paylaşalım.
Gereksiz kısır çekişmeler yerine, ortak değerlerimiz etrafında buluşalım.
Ülkemizin tarımsal geleceği için birlikte hareket edelim.
Çünkü bugün toprağa sahip çıkmazsak, yarın soframıza sahip çıkamayız.
Bugün tohumu korumazsak, yarın üretimimizi korumakta zorlanırız.
Bugün çiftçimizi yaşatmazsak, yarın gıdamızı güvence altına alamayız.
Bu nedenle yıllardır sürdürdüğümüz “Yerel Tohum Ürün Satış Günleri” ve benzeri çalışmalarla üreticilerimizi tüketicilerle buluşturmaya, sağlıklı ve yerel ürünlerin daha çok kişiye ulaşmasına katkı sunmaya devam ediyoruz.
Bizim mücadelemiz sadece bugün için değil.
Çocuklarımızın, gençlerimizin ve gelecek nesillerimizin geleceği için.
YEREL KÜÇÜK ÜRETİCİ YAŞASIN!
YERLİ ÜRETİM ÇOĞALSIN!
YEREL / ATALIK TOHUMLARIMIZ YAŞASIN!
YERLİ TOHUMCULUK VE YERLİ ISLAH ÇALIŞMALARI GÜÇLENSİN!
KÖYLERİMİZ, YAYLALARIMIZ, MERALARIMIZ, EKİLİ ALANLARIMIZ VE ORMANLARIMIZ YOK OLMASIN!
TOPRAĞIMIZ, TOHUMUMUZ, EKMEĞİMİZ BİTMESİN!
EKİLEN HER TOHUM, KURDA, KUŞA, AŞA YETSİN DİYE…
Ebru Oğuzhan Yeter























