Hoşgeldiniz  

YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR

Erkan Ilik | 08 Ocak 2021 | Eğitim, Genel, Güncel, gundem, Kültür, Mugla, Siyaset, siyasi A- A+

KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR

www.hakanbirol.com

Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta birbirinden güzel kitaplarıyla tanıdığımız “Selçuk ALKAN” var.

Merhabalar Selçuk Bey, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Merhaba Hakan Bey. Öncelikle çok değerli çalışmalarınız için sizi tebrik ediyor ve başarılarınızın daim olmasını diliyorum. “Kendiniz hakkında bilgi verir misiniz?” deyince, insanlar başlıyor anlatmaya. Çünkü her insan bir kâinat. Ve her insanın hayatı bir roman. Şimdi kalkıp bir kâinatın romanını anlatmaya kalksam, sözlerin nihayete ermesi belki de mümkün olmayacak. Kısaca şöyle diyelim. Okurum ve yazarım. Yaratılanı Yaratan’dan ötürü severim. Ve Şeyh Gâlib’in dediği üzere, zâtıma hoşça bakmaya çalışırım.

Bu kadar güzel kitaplar yazdığınıza göre sormadan geçemeyeceğimiz iki soru ile devam edelim: Yazmaya nasıl başladınız? Ne zamandan beri yazıyorsunuz?

“Güzellik” mefhumu, şahıstan şahısa, o mefhuma verilen mana kıymetinde derece kazanır. Kitaplarıma verdiğiniz “güzel” manası için minnettarım. Ortaokulda Osman Işık hocamın desteğiyle ve bana kazandırdığı özgüven ile kısa öyküler yazmaya başladım. Sonrasında buraya kadar geldik işte.

Kitaplarınız türlerine baktığımızda her türden eseri kaleme almışsınız. Deneme, hikâye, roman… Peki, roman yazmanın zorlukları nelerdir? Bu konuda okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

“Deli gibi okumak” diye bir tabir vardır ya hani. Yıllardır böyle yapıyorum. Neden derseniz, bir iç motivasyon bu. Öğrenme hevesi, azmi… İlme vakıf olmanın heyecanı. Çin’de bile olsa ilmi edinme düsturu… Roman yazmanın zorlukları var mıdır, hiç düşünmedim. Bir insan eğer bir şeyi yapmak istiyorsa, onu yapar. Zorluklarına takılmaz. Müthiş bir iç motivasyon gerek. İnsanlara anlatacak bir şeylerinizin olması lazım. Severek ve isteyerek yapılan en ağır iş bile eğlence gibi gelir insana. Ama eğer sevmiyorsanız, bir poşet elmayı taşımak bile zul gelir. Demek ki her şeyden önce tüm zerrelerinizle yazmayı istemeniz gerekli. Birçok kişi yazmadan önce kurallarda sıkışıp kalır ve bu nedenle yazamaz. Ben derim ki, önce yazın. Ne yazarsanız yazın. Hatta saçmalayın, hata yapın. Sonra o yazıyı demlenmeye bırakın birkaç gün. Bir vakit sonra tekrar okuyun yazdıklarınızı. Zaten hataların farkına varacaksınız. Tavsiyem, yazınızı üç kere birkaç günlüğüne demlenmeye bırakın ve sonra en son hâlini verin. “Hata varsa?” demeyin. Vardır elbet. Bilene sorun, düşünün, taşının ve yazınıza son şeklini verin. Bir de mütevazı olun. İki satır yazıp göklere uçmayın. Olgun başakların boyunları yere doğru eğik olur. Ham başaklar diklenir.

Şu ana kadar birçok eser kaleme almışsınız. Her eseriniz muhakkak çok değerlidir. Sizin gözünüzde en beğendiğiniz kitabınız hangisi ve bunun nedenini öğrenebilir miyiz?

Kitaplarım, evlatlarım gibi. Ayırt etmem imkânsız. Ama “Aşk Güzergâhının Gizemi” adlı romanı ağlayarak yazmıştım. Bu nedenle onun yeri biraz farklıdır benim için.

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?

Güncel ve popüler kitaplar kadar ağır klasikleri de okurum. Tarihi romanları severim. Dinî, felsefî tefekkür eserlerine bayılırım. Yabancı yazarlardan Stefan Zweig favorilerimdendir. O kadar az sözle, ince kitaplarla insanın duygularını yerinden oynatmak her babayiğidin harcı değil bence. Sabahattin Ali’nin üslubunu çok severim. Ahmet Ümit’i takip ederim. İskender Pala’ya bayılırım. Gazali’nin İhyâ’sını, Mevlâna’nın Mesnevî’sini belirli aralıklarla okumaya devam ederim. Şu anda İbn Haldun’un Mukaddimesi’ne devam ediyorum. Takip ettiğim yazar sayısı çok fazla. Hepsini burada zikredemeyeceğim. Hepsi kıymetli benim için. Ama “en favori kitap” derseniz, Kur’an-ı Kerim derim. Üstüne kitap tanımam.

Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?

İlk adımı atmak önemli. İstiyorsan, bir yerden başlayacaksın. Karşı kıyıya geçmek için hep düşünürsen, sürekli yerinde kalırsın. Karşı kıyı sadece hayal olur. Yazmak istiyorsan yazarsın. Hatası, kusuru elbette olacaktır, düzeltirsin. Bir şeyi denemeyen, hiçbir hata yapmayan, hiçbir şey yapmamıştır. Hatalarımızla, kusurlarımızla tekâmül ediyoruz, unutmayalım.

Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?

“Okuma oranı çok düşük! Kimse okumuyor!” demeyeceğim. İstatistiklere de bakmıyorum son zamanlarda. Bence her zaman bir yerlerde sıkı okurlar vardır. Genç ya da yaşlı. Elbette yeni ve farklı bir döneme girdik, Her şey dijitalleşti. Ama dijital ortamdan da okumak mümkün ve böyle yapan birçok tanıdığım var. Yeter ki okusun insanlar. Eğer okuyanlar az diyorsak, okuyarak örnek olmalıyız etrafımıza. Ayrıca okumak, iç motivasyonla olur, zorla olmaz. Bunun için de okumaya ihtiyaç duymak gerekir. Ülkenin eğitim sistemi ve sosyal, psikolojik ve ekonomik şartları vatandaşına okumayı istetmeli. Yoksa karnını doyurmaya ya da barınmaya muhtaç bir kişinin öncelikleri başka başka olur.

Değerli Selçuk Bey, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…

Ben de çok teşekkür ediyorum. Her şey gönlümüzce olsun.

2695 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,4126
EURO 9,0363
BIST 10,1620
ALTIN 441,98

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle