ÇOCUKLARDA OTİZM
İnsanoğlunun en büyük becerilerinden birisi gelişmiş iletişim kurma yeteneğidir. Bebeklerin anne karnından itibaren algılama yetenekleri önde olmak üzere gelişmeye başlar , doğum sonrası önce işitme ve ardından görme duyularının keskinleşmesi ile birlikte iletişim kurma istekleri başlar , öncelikle sesli ve fiziksel uyarılara tepki verirlerken görme ve koordinasyon yeteneklerinin gelişmesi ile birlikte bebekler ikinci yada üçüncü aydan itibaren göz teması kurmak isterler , tabi ki öncelikle annelerinin sesleri , kokusu ve ten teması ve sıcaklığını ardından da yüz , beden ve mimiklerini görerek tanımaya başlayarak göz teması kurmaya anlamlı gülümsemeye başlarlar . Zamanla aldığı olumlu iletişim uyarıları ile birlikte çevre ve diğer kişilerle iletişim kurmaya başlarlar. Yani artık adeta bez bebek formatından çıkıp iletişim kurabilen insan yavrusu özelliklerine kavuşurlar. Kabaca ikinci üçüncü aydan itibaren öncelikle anneyi beşinci altıncı aydan itibaren ise aile bireylerini tanıyıp tepki vermesi beklenir. Tam bu aylarda eğer bir annemiz bebeğim bana bakmıyor , ilgilenmiyor , görmüyor , duymuyor tarzı ifadeler ve kaygılar duymaya başlamışsa öncelikle fiziksel olarak iletişim kurmasını engelleyecek nörolojik , işitsel yada görsel bir problemi ve uyaran eksikliği yok ve uyaran çeşitliliği yeterli ise gelişimsel bir bozukluk olan OTİZM akla gelmelidir .
Otizm klasik tanımıyla yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan doğuştan gelen , etkilerini ömür boyu sürdüren , kişilerin sosyal etkileşim ve iletişim kurma becerilerini olumsuz yönde etkileyen , sınırlı ilgi ve tekrarlanan davranışlara neden olan nöro-gelişimsel bir bozukluktur.
Otizmin belirtileri nelerdir ? Göz teması kuramama , vücut dilini , jest ve mimikleri anlama ve kullanmakta zorlanma , konuşma gecikmesi , karşılıklı konuşma başlatma ve sürdürmede yetersizlik , ilgilerini ve duygularını paylaşmakta ve sosyal uyumlu davranışlarda yetersizlik , hayali oyun oynayamama , arkadaş edinememe , akranlarına karşı ilgisiz kalma gibi iletişim sorunlarının yanında tekrarlayıcı ve takıntılı motor davranışlar ve konuşmalar , dönen cisimlere ilgi ve döngüsel hareketler , aynı şeyleri yapma ve rutin dışına çıkamama , takıntılı ve sabit ilgi ve alışkanlıklar , belirli ses , doku yada koku gibi duyusal uyaranlara aşırı tepkili yada tepkisiz kalma şeklinde özetlenebilecek bulgulardır .
Otizm tek bir hastalık değil bir spektrumdur , yani az yada çok bulgularla birlikte olabilir, buna bağlı olarak da hem tanı konulma sürecinde gecikmeler yaşanabilir hem de iyi gözlemlenemeden fazladan otizm tanısı almış bireyler olabilir. Deneyimli bir ekibin ortak değerlendirmesi sonucu erken tanı ve uygun yaklaşım ile bu kişilerin topluma entegrasyonu değişen oranlarda sağlanabilmektedir. Genel olarak ailelerin ilk şikayetleri daha önceki aylardaki iletişim sorunlarının kaçırılarak 1-2 yaş sonrası fark edilen konuşma gecikmesi şeklinde olmaktadır . Bebeklerin algılarını ve karşılıklı iletişim kurma becerilerinin gelişmesini engelleyecek tutum ve davranışlar örneğin bebeğe ilgi göstermeme , konuşmama , jest mimik ve seslerle karşılıklı oyun ve taklitler yerine televizyon ve bilgisayar vs izletme ile süre geçirilmesi , akran eksikliği , yalnız kalma , hayal dünyalarını geliştirecek anlatım ve becerilerin verilmemesi gibi davranışlar çocukların yanıltıcı bir şekilde OTİSTİK olarak değerlendirilmelerine neden olabilmektedir . Otizm bir hastalık olmaktan çok kişinin bir nevi toplum için genel geçer ve kabul gören davranış şekillerinin geliştirememesi durumudur , ancak bu durumda olup da toplumun ve insanlığın gelişimine önemli ölçüde katkıda bulunmuş çok önemli bilim adamları , iş insanları ve sanatçılar da vardır . Otistik özellikler gösteren çocukların erken tanı ve uygun yaklaşımlar ile topluma entegre edilmeleri hem kendi gelişimleri hem de toplum için önemlidir.
Sağlıklı günler dileklerimle , çocuklarımızın sağlığı mutluluğumuzdur.
Uzm Dr Selami Önder
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı























