Hoşgeldiniz  

YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR  

Erkan Ilik | 03 Ocak 2021 | Genel, Güncel, gundem, Kültür, Yazarlar


Erkan Ilik
fethiyegazetesi1960@gmail.com

 

HAKAN BİROL SORUYOR  

www.hakanbirol.com

 

KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR

 

 

 

Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Alo Anne Benim Ben” kitabıyla tanıdığımız “Burcu Bilgin” var.

Merhabalar Burcu Hanım. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunuyum. Gazeteciliğe 19 yaşında başladım. Kısa süren spor muhabirliği ve radyo programcılığı döneminden sonra Anadolu Ajansı’na girdim. Burada bilinçli olarak kültür-sanat ve sinemaya yöneldim ve gazetecilikte bu alanlarda ihtisaslaştım. AA’daki görevimi 2012 yılında bıraktım.

Sinema ve sanat alanındaki birikimlerimi kendi bloglarıma taşıdım. AA yıllarında başladığım sanat yazılarımla seyahat deneyimlerimi www.seyircikedi.com, sinema ve televizyon yazılarımı ise www.sinekafe.com sitelerinde paylaşıyorum. Her iki site de bana ait. Sinema ve sanatın yanı sıra, profesyonel fotoğrafçıyım. Sahne fotoğrafçılığı uzmanlık alanım.

 “Alo Anne Benim Ben” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?

Esasen Alo Anne Benim Ben, birbiriyle ilgisiz ve uyumsuz gibi görünen insanların aslında ne kadar uyumlu olabileceklerini gösteren karnavalesk bir macera. Kitabımın ana kahramanı Demiray Aydemir, kedisi Kafka ile Cihangir’deki Huzur Apartmanı’nda yaşıyor. Ancak apartmanın sadece isminde kalıyor huzur. Zira yöneticisi olan emekli albay, eğlenceli bir trans birey, maço bir futbol antrenörü, eski bir Yeşilçam yıldızı, ailesi ve kendi tuhaf mı tuhaf bir apartman görevlisiyle apartman tam anlamıyla evlere şenlik.

Kitabımızın çılgın bir karnavalı andıran kahramanları sadece apartmanda da kalmıyor. Demiray’ın çalıştığı gazete, davul çaldığı bar, gizli bir adresteki gece kulübü, eski mahallesi, Demiray’ı çıldırtan dayısı, eski eşi, ikizi derken her sayfada ortalık biraz daha karışıyor. Sonunda kahramanlarımız hiç beklemedikleri bir yerde, hiç mi hiç hesaplamadıkları bir anda buluşunca serüven büsbütün hız kazanıyor. Özetle, Alo Anne Benim Ben, kaosun güzelliğinin, karmaşanın uyumunun, aslında tesadüfün planlanmış olabileceği ihtimalinin romanı.

Bir yazar olarak en çok ilham aldığınız şey nedir? Yani sizce “yazmak için illa ki ilhamın gelmesini beklemek” ne kadar doğru?

Bir yazar olarak ilham aldığım şey en başta kendi yaşantım. Çok kalabalık ve renkli bir ailenin içinde büyüdüm. Yaşadığım ilçe, okulum, üniversite hayatım, gazetecilik yıllarım, arkadaşlıklarım, ailem, çevrem, kısacası her şey bana ilham veriyor. Ayrıca romanıma da kapalı montajlarda da dikkatli okurun bulabileceği kimi hazineler yerleştirdim. Okuduğum romanlar, izlediğim filmler, diziler, yaşadığımız toplumsal olaylar, hatta kimi zaman bizleri gülümseten, bazen kızdıran magazin haberleri dahi aralara serpiştirildi. Çünkü ben kendi yaşantım kadar sinemadan, edebiyattan ve ülkedeki ortak yaşamımızdan da esinleniyorum. Bu soruyu sorduğunuz için ayrıca size teşekkür ederim. Bu vesileyle bu gizli hazine avımızı da okura anlatmış oluyorum.

Gazetecilik yaptığınızı söylediniz. O halde iki güzel soru gelsin: Yazmaya nasıl başladınız? Ne zamandan beri yazıyorsunuz?

Yazmaya 12-13 yaşlarında günlük tutarak başladım. Sonraki yıllarda günlüğümün dahi kimi ufak öykülerle dolu olduğunu fark ettim. İlk öykülerimi ise lise yıllarında kaleme aldım. Lise edebiyat öğretmeni Atilla Kaşıkçı’nın teşvikiyle kendimi yazma alanında geliştirdim.

Üniversitede rahmetli Prof. Dr. Emin Özdemir’in titiz notlar vermesine karşın benim yazdığım kompozisyonlara yüksek notlar vermesiyle cesaret buldum. Gazetecilik yıllarımda geleneksel haberciliğin ötesine giden kimi makaleler kaleme aldım. Aktif saha gazeteciliğinden sinema eleştirmenliğine adım attıktan sonra devam ettiğim edebiyat ve sinema atölyelerinde yazılarımı geliştirdim. Erbulak Evi’nde devam ettiğim yaratıcı yazarlık atölyesini yürüten yazar Hakan Akdoğan ile Sinematek’te öğrencisi olduğum senaryo yazarı ve yazar Erhan Tuncer’e bu konuda çok şey borçluyum. Aynı şekilde bir dönem ders aldığımız Özen Yula da nasıl yazacağım konusunda bana katkı sağladı.

Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir.  Yazar kimliğinizle yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?

Ben yazmak isteyenlere öncelikle iyi birer okur olmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü çok okumayan hiç kimse iyi bir yazar olamaz. Okudukça insan nasıl yazacağını da anlıyor aslında. İyi kitaplar yazmak için de yol gösteriyor. Ortaokul yıllarında bana okumayı sevdiren İbrahim Hakkı Pülten hocam olmasaydı ben yazmaya başlayamazdım, çünkü kendisi okumayı sevdirdi.

İyi bir okur olunca sonrasında insan kendisinin iyi yazıp yazamadığını da anlıyor. Yazmayı bir tutku olarak benimseyip kendilerine yol çizerlerse ve durmadan yazarlarsa rotaları da oluşur yazar adaylarının. Disiplinli yazmak, her gün hiç olmazsa bir şeyler yazmak da çok çok önemli. Kalemi bıraktığı anda insan yazmaktan da uzaklaşıyor.

 En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?

Pek çok türe ilgim olsa da kara mizah, yeraltı edebiyatı, yaşam öyküleri ve nitelikli polisiye/suç romanları ilgimi çekiyor. Klasikler her zaman için zaten kitaplığımızın baş köşesindeler. Ancak bunun yanında, özellikle son dönemde deneysel çalışmalar ilgimi çekiyor. Çünkü yazılacak her kitap yazıldı, çekilecek her film çekildi. Bundan sonra denemek, farklı şeyler ortaya koymak, okurun, seyircinin önünde yeni ufuklar açmak önemli.

Türkiye’de sevdiğim yazarların başında Hakan Günday, İhsan Oktay Anar, Burhan Sönmez, Alper Canıgüz ve Hakan Bıçakcı geliyor. Bu dört yazarın tüm kitaplarını okudum.

Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?

Ülkemizdeki okuma oranı konusunda ne yazık ki çok iyi şeyler söyleyemeyeceğim. Her ne kadar kitaplara, okumaya vakit ayıran, edebiyatı yaşamlarının bir parçası haline getirmiş bir kitle varsa da okumaktan giderek uzaklaşıyoruz. Hatta bir paragraftan fazla olan sosyal medya iletilerini bile okumayıp geçen bir toplum yapısı ortaya çıkıyor.

Genç nesle özellikle yüklenmek istemiyorum bu konuda zira bizim kuşaklarda da aynı eğilim vardı ve halen sürüyor. Hatta yeni okurlardan çeşitli edebiyat uygulamalarında çok güzel mesajlar ve sorular alıyorum. Bu da beni gençlerin edebiyata ilgisi konusunda umutlandırıyor.

Gençlerin nitelikle edebi eserlere yönelmesi, kitabevlerinin raflarını süsleyen kimi popüler ama içi boş kitaplar yerine zevkle okuyup sayfalarında ufuklarını açıcı pek çok şey bulabilecekleri eserlerle tanışmaları en büyük arzum ve umudum.

Değerli Burcu Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…

Edebiyata ve yeni kitaplara destek verdiğiniz için ben teşekkür ederim.

 

2904 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,4587
EURO 9,0681
BIST 10,1980
ALTIN 443,69

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle