YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR
KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR
www.hakanbirol.com
Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Çözün İpleri Sabahın Sahibine Gidiyoruz” kitabıyla tanıdığımız “Burcu MUTLUGİL” var.
Merhabalar Burcu Hanım, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Merhaba Hakan Bey, ben teşekkür ederim. Sizinle ve okurlarınızla satırlarda buluşmak çok keyifli. Ben avukatlık ve menajerlik yapan Türkiyeli bir Cumhuriyet kızıyım. İstanbul Kadıköy Sokaklarında mahallede sek sek oynayarak ip atlayarak büyüdüm. 78 doğumluyum. Benim jenerasyonum çocuklar bilirler, bizim zamanımızda mahalle arkadaşlıkları vardı. Ben hala sokakları, şehirleri gezmeyi keşfetmeyi severim. Okumak, kadar yaşayarak keşfetmek, tanık olmak beni heyecanlandırıyor. Müzik ve deniz ilgi alanım. Müzik obeziyim diyebiliriz.
“Çözün İpleri Sabahın Sahibine Gidiyoruz” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?
Ben kitabımda, oyunbozan Corona sebebiyle yarım bırakılan ya da bıraktırılan her şeyi cesaretle anlattım. Bakalım siz korkmadan okuyabilecek misiniz? Kitap hayatın kendisi gibi, kimi zaman birlikte eğleneceğimiz, kimi zaman hüzünleneceğimiz, yeniden hayatı sorgulayacağımız bir metin vaat ediyor. Şaşırtacak kulis, sahne, turne anılarında çok iyi tanıdığınız isimlerle karşılaşacaksınız. Şafak Pavey’e protez bacağı ile etek giymekten çekinip çekinmediğini soran gazetecileri, vatansız kalmanın hikayesini, yakın zamanda yaşadığımız darbe girişimini çocuklarımıza nasıl anlattığımızı da konuşuyoruz, Nebil Özgentürk’le Nazım’ın Kanatlarını belgeselini de… Duygusal bağlantılar ve ters köşe sürprizler okuru bekliyor.
Kitabınızı yazmanızda en büyük etken neydi?
Gelecek zaman kütüphanesine bir mektup bırakmak istedim. Evlerimizden çıkamadığımız koskoca bir yılı geride bıraktık. Tüm dünyayı etkisi altına alan bu virüs bizden tek bir şey alamadıysa o da hayallerimiz. Çözün İpleri Sabahın Sahibine Gidiyoruz’ da mutlu günleri anlattım. Bazen kulisten, bazen sahneden bazen şehirden ama hayatın tam içinden. Okuru elinden tutup kimi zaman hüzünlere kimi zaman sevinçlere götürüyorum.
Öykü türünde bir eser kaleme almışsınız. Peki, öykülerinizde kurmaca mı ağırlık basıyor yoksa tamamen yaşanmışlar mı var diyebiliriz?
Kitabı öykü türü olarak nitelendire bilir miyiz emin değilim. Hiç kurmaca yok. Bu lunaparkta her şey gerçek. Ben bütün anıları bu kitapla ölümün elinden kurtardım.
“Bir gün bir oyunbozanla tanıştım ve bütün hayatım değişti.” Kitabınızın arka kapağından etkileyici bir cümle. Oyunbozanlardan uzak durmamız ne kadar mümkün?
Hiçbir şeyden uzak durmamız, kaçmamız mümkün değil. Hepimiz birlikte ve ayrı ayrı başımıza gelen her şeyi tevekkül ile kabul etmekten başka çaremiz olmadığını Corona günlerinde daha çok öğrendik. Her türlü eksiklik, hastalık her zaman hayatımızda olacak. Biz Adem Kızı, Havva Oğluna düşen sabırla kabul etmek. Dilimden ve gönlümden eksik etmediğim bir dua vardır. Sizinle paylaşmak isterim. Tanrım, bize değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmek için sabır, ikisini birbirinden ayırt etmek için akıl ver.
En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?
Hermann Hesse, Haruki Murakami, Sabahattin Ali, Yusuf Atılgan çok sevdiğim yazarlar. Bir kaç tane isim sayınca bile sanki diğerlerine haksızlık etmişim gibi hissediyorum. İyi okurlar duygumu anlarlar. Bütün yazarlar, bütün kitaplar çok özel. Ben de kendi aklım ve kalbimin ritmiyle yarattığımın kitabının satırlarında okurlarımla tanışmak için sabırsızlanıyorum. Okumak ve yazmak bir telepatik bağ kurmak gibi. Hiç tanımadığınız bir kalp ile satırlar aracılığı ile gönül bağı kuruyorsunuz. Maneviyata önem verenler için kitaplar ve yazarlar çok özeldir.
Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?
Hayatta verdiğimiz en zorlu sınavlardan biri, ‘kendin kalma mücadelesidir.’ Ailemizin, toplumun bizden beklediği yükümlülüklerimiz, sorumluluklarımız var. Elbette memleketimiz, ailemiz, çocuklarımız, aile büyüklerimiz için elimizden gelenin en iyisine gayret etmek büyük bir onurdur. Ama düşlemekten vazgeçmemek çok kıymetli. Yaratma cesareti, ön yargılardan ve beklentilerinden uzak bir zeminde filizleniyor. Yazma heyecanına sahip yürekler, zihinlerindeki önyargıları, ezberleri sustursunlar. Yazar, düşlemekten vazgeçmeyen kişidir.
Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?
İstatistiksel bir veriye sahip değilim bu konuda. Gençlere bayılıyorum. Umutluyum. Düzelmesini istediğimiz ne varsa şikâyet etmektense, değiştirmek için çabalamaktan yanayım. Her neslin davranış alışkanlıkları değişir. Bizim çocukluğumuzda eve birkaç gazete alınırdı. Şimdi gazeteler dijital olarak okunuyor. Sesli kitap uygulamaları var. Bilgi akışı hızlanıyor. Farklılıkları kabul etmeliyiz. Sürekli geriye bakamayız, o yöne gitmiyoruz. Hayat ileri akıyor. Bizim gençlerden öğreneceklerimiz var.
Değerli Burcu Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…
Ben, teşekkür ederim. Sizinle sohbetten çok keyif aldım. Fethiye bir yeryüzü cenneti. Buradan bütün okurları en içten duygularımla, Çözün İpleri Sabahın Sahibine Gidiyoruz kitabımın satırlarında karşılaşmak üzere selamlıyorum.




















