24. Dönem Milletvekilliği yapan Ak Parti Muğla Eski Milletvekili Ali Boğa’nın gayretleriyle 60 yıl sonra temelleri atılan Seki Barajının yapım çalışmaları devam ediyor. Seydikemer Boğalar Seki Baraji İnşaatı iş kapsamında; R2 Rölokasyon yolu köprü imalatı ile Boğalar Mahallesi ile Yayla Atlıdere Mahallesi ve Fethiye Antalya yolu bağlantısını sağlayacak hikâyesi bulunan köprü uzun uğraşlar sonrası tamamlanarak hizmete açıldı. 24. Dönem Muğla Milletvekili Ali Boğa barajın yanı sıra, Göcek Tüneli, Mut Deresi’nin, Karabel Tüneli (ekonomik sıkıntılar nedeniyle durduruldu.) Fethiye Muğla ve Fethiye -Antalya yolu ile Fethiye Kaş yolunun yapılması için büyük uğraşlar vermişti. Ak Parti Muğla eski Milletvekili Ali Boğa’nın yoğun çabasıyla temelleri atılan Seki Barajı’nın ardından 8 yıl sonra da baglanti köprüsü yapılarak hizmete açıldı. Uzunluğu 51 metre, genişliği 14 metre 5,5 milyon lira bedelli köprü Boğalar Mah. ile Yayla Atlıdere Mah. ve Fethiye Antalya yolu bağlantısını sağlayacak köprü hizmete açıldı.
BİR KÖPRÜNÜN HİKÂYESİ;
Köprünün hikâyesi mi olur? Elbet her canlının ve geriye bırakılan her eserin Bir hikâyesi vardır. İlk düşünce safhasından, proje aşamasına, ihale aşamasından açılışına kadar mutlaka bir hikâyesi vardır. 60’lı yıllarda Boğalar Köyü’nde Akgız geçidi ile Arap burgunu arasında oğlak gütmüş, merkep sulamış, deve çevirmiş, öküz otlatmış bir çocuk. Akgız geçidindeki tarlalarda orak biçmiş, üzeri toz duman olmuş, kirlenmiş, öğlenin sıcağında yıkanmak ve yüzmek istemiş bir çocuk… İncelerden bakkal Hüseyin Ali’nin Murat; “vooyn Alı suya gatınalım mı” diye bağırdığında, hazır yanıyla suya atlayan çocuk… Zira bu, suya girelim, yüzelim demektir. Akgız geçidindeki suyun derinliği onları tatmin etmeyince oradan 400-500 metre aşağıdaki Arap Burgununa geçen çocuk. (O zamanlar suyun en derin ve akıntıyla dönen yerine burgun denirdi.) Kenardaki kayalardan tepesi üstü atlanırdı suya. Tabi o yıllarda Alagöz Çayının suyu tertemiz, berrak…
İşte 60’lı yıllarda o bölgede ekin biçen, öküz, inek, keçi, oğlak, kısrak otlatan, sulayan çocuk, ilkokulu bitirdikten sonra okumak için köyünden ayrılır. Şayet devlet yatılı imtihanını kazanamasaydı ailesinin onu şehirde okutma şansı olmadığını kendisi çok iyi bilmektedir. Bu nedenle derslerine sıkı çalışır. Devlet yatılı imtihanını kazanarak orta öğrenimini Konya’da, kendi köyünden yüzlerce kilometre uzakta tamamlar. Oradan da Osmanlı döneminden bu tarafa Türkiye’ye yönetici yetiştiren Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanır. Eğitim yıllarında yaz tatillerini ailesinin yanına, yani köyüne geçirir. Hiçbir zaman ailesini, köyünü ve insanlarını unutmaz. Ve bir gün devlete memur olduğu, eline yetki geçtiği zaman köyüne nasıl hizmet edeceğinin hayallerini kurar. O yıllarda Antalya-Fethiye karayolundan köye girilebilecek bir vasıta yolu bulunmamaktaydı. Köye sadece yaya olarak geçilebilmekteydi. Zorunlu hallerde ekili olmayan tarlaların içinden, tarla anlarından geçerek köye ulaşabiliyordu. Bütün nakliyeler merkep, at veya deve ile yapılmaktaydı. Muhtemelen bu şartların da etkisiyle bu çocuk, köyünden kara yolunun nasıl geçirileceğinin hayalini kurardı hep. Seki‘den gelecek yolun köyden geçerek Antalya yolu ve Dirmil Makasına bağlantısının nasıl yapılacağını tasarlardı. Bu çocuğun o günkü düşüncesine göre Seki’den gelen yolun Bıyanca mevkiinden rampayı kurtarabilmek için sağdan Söbü Çukurdan direk rahmetli Topar Mehmet tarlasına çıkması, oradan da karşıda Kaba’nın başına, okulun bulunduğu yeri takiben Hüyük (üğük) mevki’inden Akgız geçidindeki o dar vadiden köprüyle karşıya bağlanması, önce Tahtalı Çeşmesi’nin yanından Hasanca’nın boynundan ve mezarlıktan Antalya karayoluna bağlanması gerekirdi. Hep bunun hayallerini kurardı.
Gel zaman git zaman, Boğalarda büyüyen bu çocuk hem orta öğrenimi hem üniversiteyi bitirir ve devletin en önemli kurumlarından birisi olan Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalışmaya başlar. Devlet Planlama Teşkilatı Türkiye’nin planlamasını yapan, hangi bölgede hangi yatırımların yapılacağının hesabını-kitabını yapan, bütçesini belirleyen, müsaadesini veren kurumdu. O okuyarak ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’na girerek kendisini kurtarmıştı. Ancak hiçbir zaman çocukluğunu geçirdiği Köyünü, insanlarını ve onların yaşama zorluklarını unutmamıştı. Geride kalan insanlara nasıl hizmet yapabileceğinin hayallerini kurmaya devam ederken, Boğalar Köyü’nün arazilerini sular altında bırakacak bir baraj planlamasının yapılmakta olduğunu öğrenir. Bu barajın başlangıçtaki ismi Seki Barajıdır. Seki barajı, bütün sulama alanı Seki ovası olmasına rağmen Boğalar’ın en verimli ekili dikili alanlarını su altında bırakacak ve köyü ikiye ayıracak bir projedir. Jeolojik olarak bunun dışında bir barajın yapılması zaten mümkün değildir. Bu durum çocukluk evresini atlatarak artık devletin genç bir memuru olan Ali’nin kafasına takılır. ‘Boğalar köyündeki insanların tarlaları su altında kalacak, birikecek sudan Boğalar’ın hiçbir arazisi sulanamayacak, ama toplam 32.000 dönüm Seki, Temel, Ceylan, Kınık ve Dont ovalarını sulayarak ekonomiye önemli bir katma değer sağlayacaktır. Boğalar, sadece barajın dolu anındaki manzarasından faydalanacaktı. Manzara da karın doyurmayacaktı… Önce barajın ismi takılır kafasına. Adı neden Boğalar-Seki barajı olmasın diye düşünmeye başlar ve adını değiştirmenin yollarını araştırır. Devlet Su İşleri’nin yetkilileri ile görüşür ve Boğalar muhtarının bu konudaki müracaatı ile değiştirilebileceğini öğrenir. Zamanın Boğalar muhtarı Bahri Boğa tarafından isim değişikliği için DSİ Aydın Bölge Müdürlüğü’ne gerekli müracaat yapılır. Barajın adı bu sayede Boğalar Seki barajı olur. Ancak önemli bir sorun daha vardır. Baraj ikmal edilip gölet suyla dolduğu zaman köyün doğu yakası ile batı yakası birbirinden ayrılacak, birbirine akraba olan köylüler; Gökben, Karaçulha, Çaltılar köylerinin sınırları içinden 14-16 km lik bir mesafe katlederek köyün karşı tarafına ulaşabilecektir. Bu sorunun çözümü, tam da Ali’nin çocukluk yıllarındaki hayalinde saklıydı. Akgız Geçidi ile Arap Burgunu arasındaki dar kanyona bir köprü atılmalıydı. Köprü projesi, baraj projesine eklenmeliydi. Hem barajın görsel güzelliği açısından hem de köyün ayrılmaması için en azından üç ayaklı muhteşem bir viyadük köprüsünün yapılması gerekirdi. Geçen zaman içinde köyü için hayaller kuran çocuk artık Milletvekili olmuştu. Bu defa Milletvekili sıfatıyla, zamanın DSi Aydın Bölge Müdürü Ali Rıza Diniz Beyi ve ekibini, baraj yapılacak yerin ve sular altında kalacak alanın incelenmesi için köye davet eder. Davete icabet eden Sn. Ali Rıza Diniz tarafından bölgede gerekli inceleme yapılarak, baraj projesine köprü projesinin eklenmesi sağlanır. İşte köprünün hikâyesi bu şekilde başlar. Bugünlerde barajın dolgu alanı yapılan ilave çalışmalarla yeniden belirlenmiştir ve baraj çalışmaları yürütülmeye devam etmektedir. 10 Aralık 2020 itibarıyla, 51 metre uzunluğunda, 14 metre genişliğinde, 18 metre yüksekliğindeki köprü ulaşıma açılmış, altına dolacak baraj sularını hasretle ve dört gözle beklemektedir.
YAKLAŞIK MALİYETİ TAM 5,5 MİLYON
Yaklaşık maliyeti tam 5,5 milyon TL’ye mahal olmuştur. Boğalar Köyü’ne ve köprüyü kullanacak bölge insanlarına bu köprünün hayırlı olması dilenirken yazılı hale getirdiğimiz köprü hikâyesinin gerçek olduğu doğrulanmıştır. AK Parti Muğla Eski Milletvekili Ali Boğa’nın bize vermiş olduğu bilgiler sonrasında “Bu vesileyle DSİ Bölge Müdürleri Sn. Ali Rıza Diniz, Sn. Kaya Yıldız, Muğla DSİ Şefi Mehmet İskender başta olmak üzere Bütün DSİ personeline içten teşekkür ve minnet duygularımızı arz ediyoruz.” İfadelerini kullandı. (HBAER MERKEZİ)

























