MORTIRNAKLAR İNCEALİLER & KARAÇAYIR & BEL ARASI & KARABEL’in KARLI YOL ve PATİKALARINDA ATEŞTE SUCUK KEYFİYLE…
Zaman geldi ve bu kervan düşecek yine yollara ,
Çıkınlar hazırlandı kurulacak yine meçhul yerlerde,
Bu kervan ne mal ne de ticaret eh-li değil ,
Bu kervan bir dost ehl-i , bir sevgi yumağı , bir doğa aşığı,
Bu kervan saf doğanın sofrasında, sandal ağacı kaşığı….
Selam dostlar; bir doğa yürüyüş yazısıyla daha birlikteyiz…Doğa, yürüyüşe katılan arkadaşlara enerji ve yaşama sevinci verirken sizlere de kucak dolusu sevgiler gönderdi…Bu güzel sevgiyi birlikte hissedelim ve başlayalım yazmaya…Mevsim kış ve en soğuk zamanlarındayız. Bu sabah uyandığım da ilk işim dışarıya bakmak oldu. Kaç gündür fırtına yağmur derken Fethiye tarihinin en soğuk günlerini yaşıyor. Öğle vakti -5 gördük…! Ve bugün güneş yüzümüze gülecek sanırım, hiçbir olumsuzluk yok havada. Pazar sabahında buluşma noktamız, hoş keyif Sultan Pastane’mizde toplanmaya başlıyoruz, Günaydınlar Arkadaşlar…:)
Dostlar, bugün ki yürüyüş parkurumuz şöyle ; Araçlarla Seydikemer’den Karabele devam edilecek, sonra Seki istikametinden Eren Dağı yoluna sapılıp İncealiler Köyünde araçlardan inilecek ve parkur rotamız şöyle bir U harfi çizerek 15 km’lik faaliyetimiz nasipse Karabel’de sonlanacak. Tabi ki sadece bu değil, Kar keyfimiz olacak, ateşte sucuk keyfimiz olacak, tabi ki bu keyfin kıvamını da yürüyeceğimiz parkurda ki KAR’ın durumu belirleyecek…J ..
Hoş sohbetler ve tavşan kanı çaylar derken yola çıkma zamanımız geldi , saatler 08:45…55 Mortırnak arkadaşımız ile düşüyoruz yollara Evliya Çelebi misali…!
Araçlarımızla Fethiye’den çıktık, Burdur – Antalya yolundan Karabel’e doğru hareket ediyoruz. Seydi Kemere’i geçerken Akdağlara ne çok kar yağmış …? Eteklerine kadar inmiş…bu kadar kar ilk kez yağıyor su ve rahmet hazinemiz dağlarımıza…Karabel’e varırken baraj gölünün bir kısmı donmuş durumda…Ve bacalardan tüten duman kışın soğuğunda uzunca iz yapıyor …! Şimdi ise Seki yoluna giriyoruz. Etrafta yayla evleri epeyce çoğalmış. Tahminimce bir 5 – 10 yıl sonra büyük bir yerleşim yeri olacak Seki…Eren Dağı tüm bedenine kar elbisesini giydirirken bizler de İNCEALİLER KÖYÜNE sapıyoruz. Köyün içinden geçerken yerlerde kısım kısım kar örtüsü ama küçük dere tamamen buz tutmuş…? Sonra köyü bitimi olan ormanlık alanın başında araçlarımızdan iniyoruz. Ve hazırlıklar derken, adımlarımızla birlikte kar örtüsü miktarı da ilerledikçe artıyor…! Bundan sonra ilk hedef noktamız KARAÇAYIR olacak. Bu arada ateşte sucuk keyfini nerede yapacağımızın kararını ilerledikçe duruma göre vereceğiz…? Şimdi karda yürümenin keyfini yaşayalım…Adımlar atıldıkça KATURR KUTURRR…sesler ve izler…! Tek sıra yürüyüşler TIRTIL gibi AHENKLİ görüntüler…Şehrin kalabalığı yok, beton yapılar yok, gürültü yok….Sadece huzur var…J Ormanın içinden devam ederken donmuş küçük dere ve buz kristalleri başka bir güzel görüntü, keza ağaçların dallarında kümelenmiş kar birikintileri, her ağaç bir NOEL AĞACI…! Ve donmuş derenin üzerinden karşı tarafa geçme zamanı…Arkadaşlar birbirlerine yardım ederek buzu kırmadan ve kayıp düşmeden geçme telaşındalar…Bazılarımız hiç zorlanmadan geçerken bazılarımız ha kaydım ha kayacağım telaşında…:)..Ve kazasız belasız herkes geçti bu kısmı..! Kar örtüsü iyice artıyor ve yokuş da bizi bekliyor…? Karda yürümek kasları çok yorar, bilirsiniz dostlar…?…Gruptan kopma olmaması için arada bir dinlenme ve toparlanma molası veriyoruz. Ve bu molalarda kar savaşı yapmayı da ihmal etmiyoruz. Adet yerine gelsin, değil mi..?
Dinlendik ve devam ediyoruz yolumuza. Dostlar, bu bölgenin ağaç örtüsü çok güzel, yüzlerce yıllık ağaçlar var ve de ilkbaharda gelmek varmış, mükemmel bir bitki örtüsü ve doğa karşınıza çıkacaktır, eminim..? Hele şimdi karşımıza çıkan bir çam ağacı var ki gövdesi şimdiye kadar ki gördüğümüz en geniş gövdeli çam ağacıydı…Halil Arkadaşımız 1000 yıllık vardır , diye tahminde bulunuyor ve ismini BALTACI MEHMET PAŞA koyuyor…J..Şimdiye kadar hemen hemen hep yokuş çıktık. Sırtı devirdik sayılır. Küçük bir düzlükte dinlenme – su molası veriyoruz. Kar kütlesi mükemmel, ne çok az ne de çok zorlayıcı…! Şimdiye kadar bir olumsuzluk olmadı…! Liderimizin YUSUF CERAN’in önerisi ve oy birliği ile bu noktada ATEŞTE SUCUK KEYFİ yapmaya karar veriyoruz. Ve bu noktanın başka bir güzelliği de Sedir, Ardıç, Çam ağaçlarının yan yana dizilişlerine ilk kez de burada şahit oluyoruz. Çok farklı olsalar da el ele tutuşmuşlar; sevgi yumağı içinde insanoğluna dostluğun, kardeşliğin, barışın, saygının güzelliğini anlatır gibiler…Bu arada Asım abimiz ardıç ağacının tohumlanmasını anlatırken kulak misafiri oluyorum…” Ardıç ağacının tohumlarını Ardıç Kuşu yiyormuş, sonra dışkısıyla çıkartıp bıraktığı noktada ardıç ağacı çimleniyormuş. Yani ardıç kuşu olmazsa bu ağaçlarda olmuyor…” diyor…ağzına sağlık abiciğim…Doğanın dengesinin – döngüsünün mucizelerinden birini daha öğrendik , öğrenme hayat boyu devam eden bir olgu…Evet dostlar; şöyle bakındığımda bulunduğumuz nokta gerçekten yemek molası verilecek en uygun yer…! Arkadaşlarımız hemen hazırlık yapmaya koyuldular, çantalarına koydukları odun parçalarını toplayıp iki küme ateş yaktılar. Bu arada bugün aramızda olan küçük mortırnaklar da KARDAN ADAM keyfinin hazırlığını yapmaya başlamışlar bile, ne güzeldir ÇOCUKLUK…J..Sucuk ve çay keyfinden sonra YAŞAR, CEREN, ERDEM, KAAN, DENİZ,BATUHAN ve misafir sempatik çocuklarımız KARDAN ADAMIMIZI el birliği ile yaptılar…Adını ne koysak, KARDELEN koyduk…J…Ve çok güzel fotolar çekildik kardelen ile…Ne güzeldi burada geçirdiğimiz zaman…Şimdi ise yolcu yolunda gerek…L…Ve hareket ettik, şimdi ise tepenin diğer tarafı olan KARAÇAYIR kısmındayız. Ormanı terk ederken, beyaz örtü de adımlarımızı terk etmeye başladı…Güney tarafındayız, yokuş aşağıya iniyoruz. Yol köy yolu… Etrafımızda 3 – 4 çoban barakası etrafları çitlerle çevrili yalnızları oynuyor…Yol boyunca inerken birden karşımıza …”Amannn Allah’ım donmuş bir Şelale çıkıyor..? Mükemmel bir manzara..! Buz sarkıtları sanat eseri oluşturmuş…Böyle muhteşemlik ancak bu kadar olur…Şırıl şırıl akarken biri seslenmiş…”TIP”…diye…? Bu güzellikleri yaşamak lazım arkadaşlar, hiçbir sermaye bu doğal güzellikleri yaratamaz…!
Yokuş aşağıya inişe devam ederken karşımıza şirin bir Su Alafı çıkıyor. Dişlerimiz donsa da buz gibi suyundan içiyoruz. Dostlar yazmayı unuttum, bugün güneş çok güzel ısıtıyor, kaç gündür donuyorduk. Bu çok iyi geldi. Bu kar yürüyüşünde havanın çok güzel olması, doğanın ve yaratıcının bir lütfu..!…Birazdan yolu terk edip sağdan patikaya ayrılıyoruz. Uzaklardan Karabel görünüyor. Biraz paralel – düz gittikten sonra patika belirsizleşiyor. Biz de Karabel istikametine doğru ormanın içinden yokuş aşağıya, yağmur ve kar sularının oluşturduğu küçük dere yatağından devam ediyoruz. Bu kısım biraz riskli, dostlar…Taşlar çok kaygan ve dik bir kısım var. 100 metrelik bir iniş…! Hoş sohbetlerden sonra kalan az yolumuzu tüketmeye başlıyoruz. Ve zor kısımdan geçip uzunca bir düzlüğün içinden devam…! İşte BEL ARASI denilen yer burası…Artık parkuru bitirmek üzereyiz çünkü Karabel Köyüne girdik…! Ana yoldan karşıya geçip çay ocağına varıyoruz. Mükemmel bir doğa yürüyüşü ve eğlenceli faaliyetti.
Karabel mahallesinde karayolu kenarında barkadan oluşan bir kahvede mortırnakların ısmarladığı çaylarımızı yudumlarken hepimizin yüzünde tatlı bir tebessüm… Katılımcı arkadaşlara , ekip liderlerimize , sürücü arkadaşlara sonsuz TEŞEKKÜRLER , SEVGİLER…
11.01.2015
Mustafa Serkan Mutlu
( grup üyesi – Bed.Eğt.Öğrt.)





























