Mortırnaklar 2014 Yılını Kaya Köy & Donyucak ( Soğuksu ) & Ölüdeniz Yürüyüşü İle Uğurladı…
Merhaba sevgili dostlar ; 28.12.2014 Pazar …2014 yılının son yürüyüş faaliyetini gönüllerinize işlemek için bir hafta sonra yine gazetemizin köşesine misafir oluyoruz. Bu hafta çok uzaklara gitmeyelim dedik , Fethiye’nin yakınında bulunan , yerli, yabancı çoğu insanlar tarafından bilinen KAYA KÖYÜ’ne konuk olacağız , daha sonra DONYUCAK ( soğuksu ) istikametinden sonra , ateşte sucuk ziyafeti yaptıktan sonra kendimizi ÖLÜDENİZ’in manzarasına bırakıp faaliyetimizi sonlandıracağız nasipse…? Ayrıca da bugün ki faaliyetimizde hava durumuna bağlı mükemmel manzaralar çıkabilir, şimdiden belirteyim… ? Saat 8.30 bizler için ; bir İstanbul Taksim , İzmir Konak Meydanı , Ankara Kızılay Meydanı olarak gördüğümüz Sultan Pastanesinin önünde 68 doğa sever MORTIRNAK arkadaşlar ile buluşuyoruz …Sultanın Pastanesinin o tavşan kanı çaylarını içtikten sonra 8.45 sularında araçlarımızın kontağını açıyoruz….
Yolculuğumuz kısa sürdü. 15 dk. sonra Kaya Köyü karşımıza hayalet köy olarak çıkıyor. Sis perdesi köyün üzerini çarşaf gibi örttü…Manzara muhteşem, güneş sis perdesini kaldırmadan araçlardan inip bu anı çabucak fotoluyoruz…Şimdi ise köyün içindeyiz, araçlarımızdan inip yürüyüş hazırlıklarımızı yapıyoruz…!
Dostlar; Google amcadan aldığım bilgiler ışığında , Kaya Köyü ( Karmylessos ) kelime olarak Hellen dilinde “Doruktaki Değirmen Kenti” anlamına gelir. Kaya Köyü ; 19. yüzyıl başında Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde tamamı Rumlardan oluşan 3000 nüfuslu bir kasaba boyutuna ulaşmış olup, eski adı Levissi veya Karmylassos şeklinde geçmektedir. Şöyle bakınca evlerin harabe – yıkıntıya dönüşmüş olduğunu görüyoruz. Sebebi ise 1957 Fethiye depremiymiş. Kaya köyünde oturan Rumlar , ev ustalığı olarak çok zanaatkarlarmış , diğer halk kesimleri evlerini bu ustalara yaptırırlarmış. Bu kısacık bilgilendirmeden sonra, faaliyetimize dönelim…
Yürüyüşümüz tarihi evlerin arasından yokuşlu patikadan başlıyor. Patika çok bozuk ve taşlık ve de 2 – 3 gündür yağan yağmur patika taşlarını buz gibi kayganlaştırmış. Ama bunu düşünen kim..? Tarihi evlerin sırlı görünüşünden gözümüzü ayıramadık.. O insanların hatıraları buralarda yaşıyor gibi. Ve evler soğuk soğuk bakıyorlar bizlere ,Korku filmlerindeki hayalet şehirdeymişiz gibi ,evler ürperti veriyor insana….Taşların kayganlığı hem de yokuşun dikliği sabahın bu soğuğunda terletti bizleri. Yaklaşık 200 metre yokuştan sonra kentin ŞAPEL TEPESİ denilen kısmına geldik. Şimdi ise Köyün manzarası, güneş sis perdesini dağıtmış; ürpertili halinden mistik – otantik hale dönüştürmüş…Hızlı çıkılan yokuş sonucu; ısınmadan vücudumuza yüklendik ve de yorulduk haliyle… ? Dinlenme molası veriyoruz …Bu arada da grup liderimiz Yusuf Ceran , bazı bilgilendirmelerde bulunuyor ; Zamanında Fethiye’den buraya doktora geliyorlarmış , çıraklar ustalık öğrenmek için yine buraya gelirlermiş , yine dünyanın en iyi kumaşı burada üretilirmiş ve ilk ütü de burada kullanılmış…ilginç doğrusu…
Dinlenme molasından sonra, eski adı DONYUCAK (soğuksu ) Koyuna gitmek için patikadan yolumuza devam ediyoruz . Bir konuğumuz – misafirimiz var bugün ..! Geçen yıl aynı yerde peşimize takılan kuçu kuçu yine peşimize takılıyor 🙂 …Bizi mi çok sevdi yoksa çantalarımızda ki sucuk kokusunu mu sevdi acaba ..? Ama olsun doğa severler, aynı zamanda hayvanları da sever ve korurlar, bundan şüpheniz olmasın..! Tepeyi devirip 150 metre kadar inişten sonra etrafımız genişledi , – manzara – ; Akdeniz’e bakarken , güney doğu istikametinde , Baba Dağı – Faralya – Kelebekler vadisi – Uzunyurt görüş manzaramız olarak fotoğraf makinelerimize giriyor. Yürürken manzara sürekli değişik açılar – güzellikler kazandığı için arada durup deklanşörlerimizi yokluyoruz. Parkur denize paralel sağa doğru ilerliyor ve daha sonra hafif bir inişe geçiyor. Önümüze, çoban yapımı derme çatma kapı çıkıyor…çıkmasına çıkıyor da yoğun bir Vızıltı sesi yakınlarda…? Kapının etrafını arılar sarmış…Bazı arkadaşlar rahat geçerken bazı arkadaşları ARILAR ÇİÇEK SANIP ISIRMIŞ…kikikiJ…Kapıdan geçip ilerideki düzlükte manzara – toparlanma – su – meyve molası veriyoruz. Denizden yaklaşık 100 metre yüksekliğinde bu düz alanın manzarası mükemmel. Baba Dağı’nın zirvesi efkarlı…? Ölüdeniz uzaklardan selam ediyor … ! Kelebekler Vadisi yalvarır gibi – bu sessizliğimi ne olur koruyun diyor….!
Dinlendik …. Manzarayı hem yüreğimizde hem de makinelerimizde yaşadık. Bu arada ASIM Abiciğimin Makinesi arada tekliyormuş, sanırım ayarlarıyla oynamış…J…Soğuksu Koyu’na inmek için yola çıkıyoruz. Ormanlık patikaya giriyoruz. 20 dakikalık inişten sonra dibimizde küçük şirin bir koy görünüyor. Az zaman sonra Donyucak Koyuna iniyoruz . Bugün de hava çok güzel hem dinleniyoruz hem sohbet ediyoruz. Sohbet sırasında Ekip liderimizden HÜSEYİN ÖZCAN anlatıyor hikayeyi;
Soğuksu ( Donyucak ) adı nerden geliyor..; Çok eskilerde bir kral varmış ve her ay çobanlardan en güzel koyun ve keçileri istermiş. Bu çobanların arasından uzun boylu yakışıklı bir çoban, kralın yanına her geldiğinde çok şık giyinirmiş. Ve kralın kızını kendine aşık etmiş. Öyle ki kız, çobanı tepenin diğer tarafından bulunan Şatonun prensi sanırmış…Neyse ki gel zaman git zaman çoban ve kız birbirlerini çok sevmişler… Çoban bir gün kızı kaldığı ağıla ( kızın şato bildiği ) yere davet etmiş. Kız da heyecanla gidivermiş ki bir ağıl…? Kız, çobana – eee hani şatona ne oldu- demiş.. Çoban da – benim evim burası ve ben çobanım,- hadi artık benim eşim ol – deyince; kız o hayal kırıklığı ve korkuyla oradan kaçmaya başlamış. Kaçarken de etrafında ki dikenlere çalılıklara aldırış bile etmemiş. Koştukça entarisi dikenlere takılmış ve zamanla köylülerin ağzından; entari…elinin yâri…elden don vari…entari – don hali…kız don dokuyacak ..derken …? en son da DONYUCAK adını almış…(Tabi ki Bir Hayal Ürünü Ve Espri)
30 dakikalık – şirin koy DONYUCAK (soğuksu ) molasından sonra patika yokuş yukarı devam ediyor. 300 metre kadar dik çıkıştan sonra düzlükte toparlanma molası verdik… Ve yine devam .., ormanın içinden denizi sağımıza alarak hafif zor patikadan Ölüdeniz’e doğru rota alıyoruz. Sucukların kokusu burnumuzdan acıkmış midelerimize inerken , bir an ateş yakacağımız yere varmak istiyoruz ….! Dikenlerin çalılıkların arasından bata çıka ilerlerken önümüze yeşil bir alan ortasında kocaman bir ateş çıkıyor. ..Meğersen Yusuf hocamız; ateş görevlisi olarak ; SÜLEYMAN KAYA, MEHMET SELİM ve MEHMET DEĞER arkadaşları bize duyurmadan önden göndermiş…! Teşekkürler izci arkadaşlar…J Sucukları çantalarımızdan çıkardık.Doğal çalı şişlerimizi hazırladık . Ateşin köze dönüşmesi bile beklemeyen arkadaşlar var, çok acıkmışlar demek ki… Ateşin etrafında sucuk pişirme yarışı yapıyoruz , günün birincisi SEZAİ KEBAPÇI arkadaşımız ; Sezai hocam öyle bir kürdan hazırlamış ki 2 metre uzunluğunda ve 4 – 5 tane olan çatalına 2 kilo sucuğu sokup ateşe veriyor…Ohhhh…! Pişirici sonuncusu ise DOĞAN YILMAZ abimiz. Canım abim pişirmesi için sucuk verilmiş kendisine. Ama O , fotoğraf çekmekten sucukları MİNİK MORTIRNAK BATUHAN’a emanet etmiş…Hııımmm , Şimdi bu yazıyı yazarken bile canım çekti …Sucuk keyfinden sonra da Hüseyin Özcan ve Yusuf Ceran hocamızdan ZEYBEK sunumu izlidik..Yine çok dolu dolu geçti bir geleneksel sucuk keyfimiz daha…! Artık bu moral ile kalan mesafemizi de ÖLÜDENİZ MANZARASIYLA noktaladık mı, tadından yenmez…! Umarım yakın zamanda ve de bu sefer KAR’lı bir faaliyette tekrarlarız bu keyfi..? çaylarımızı keyifle yudumladık. Yola çıkma zamanı…!Bu noktadan sonra fazla yolumuz kalmadı. 1 saat kadar yürüyüşten sonra , önce Baba Dağının silüeti sonra ise aralardan Ölüdeniz’in tablosu görüş alanımıza girmeye başlıyor. İlerledikçe ve de etrafımız açıldıkça Ölüdenizin Muhteşem güzelliği kendini göstermeye başladı. Sadece şaşkınlık kelimeler çıkıyor ağızlardan , – vayy – muhteşem – süper – inanılmaz – bu kelimeler tahmin edeceğiniz üzere manzaraya ait yorumlar…? Bu manzara için başka ne söylenebilir ki..? Ölüdeniz’in belki de en güzel fotojenik manzaralarından birisi buradan çekiliyor. Ölüdeniz’e ait bütün özellikleri bu manzaradan izleyebiliyorsunuz. 30 dakika kadar manzara – fotoğraf – dinlenme molası veriyoruz…Ölüdeniz ile ilgili birkaç bilgi paylaşayım ;
Ölüdeniz ; durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz Kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz’de sadece çırpıntılar meydana gelir. Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Birincisi ; Ölüdeniz’de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları , dipte – içeriden açık denize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi ; bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açık denizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyonu oluşmaktadır. Üçüncüsü ; gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır.
Bu paylaşımdan sonra ayrılma vakti geldi. Ayrılıklar zordur, ama aşk ayrılığı ama sevdiğimiz şeylerin ayrılığı…? Ayrılıklar insanoğlunu bazen yorar bazen de yeni sayfaları açtırır…! Ölüdeniz’in gölü andıran lagüne kısmına ineceğiz . Sonrasında ise OTEL MERİ’NİN misafiri olacağız. Ev sahibimiz ise SÜLEYMAN KAYA arkadaşımız olacak. Çay ve kahve ikramında bulunacak. Offf yaaaa..! İnsanın da bu manzaradan ayrılası gelmiyor. Şahsen ben saatlerce otursam sıkılmam bu tablo karşısında…! İniş kısa sürdü, zaten yamaçtan bakınca hemen aşağımızdaydı deniz kıyısı…? Ve Otel Merideyiz…Çaylar, kahveler, sohbetler derken kocaman TEŞEKKÜRLER EV SAHİPLERİNE….yeni sezonda bol kazançlar….EVET SEVGİLİ DOSTLAR , 2014’ü üzüntüleriyle , mutluluklarıyla , sevinçleriyle geride bırakmaya birkaç gün kaldı. Bu faaliyet klasik yıl sonu bitiriş yürüyüşümüzdü. İnsanoğlu duygusal bir varlık , hayat sürprizlerle dolu , hep umut ederiz , hep planlarız bir şeyler…YENİ YILINIZ; MUTLULUKLARIN BOLCA OLDUĞU, UMUTLARINIZIN GERÇEĞE DÖNÜŞECEĞİ FIRSATLAR , YARINLARA DAHA GÜZEL BAKMAYA SEBEP OLABİLECEK YAŞANTILAR GETİRMESİ DİLEĞİYLE , ÖNCELİKLE FAALİYETLERİMİZE KATILAN ÜYELERİMİZE, SONRASINDA BİZLERİ TAKİP EDEN VE ÜYEMİZ OLAN DİĞER ARKADAŞLARIMIZA , mutlu yıllar …..yeni yılın ilk faaliyetinde buluşmak dileğiyle SEVGİLER….
YAZAN : MUSTAFA SERKAN MUTLU
FOTOĞRAF : YUSUF CERAN


























