MENTÖRÜN PENCERESİ Hakan BİROL
TATİLDE KÜÇÜK TEKRARLARIN BÜYÜK ETKİSİ
“Bu yazı; bazen yorulduğu için kitaplarını kapatan, bazen “yarın başlarım” diyen ama aslında içinde güzel hayaller taşıyan tüm öğrencilere ithaf edilmiştir. Kimse her gün güçlü olmak zorunda değil. Bazen durmak, nefes almak ve yeniden toparlanmak gerekir. Eğer şu an bu satırları okuyorsan, bil ki bu bile bir adımdır. Bu yazı seni zorlamak için değil; elinden tutup “Yavaş da olsa devam ediyorsun, bu çok kıymetli” demek için yazıldı. Burada kimse seni yargılamıyor. Sadece yanında duruyor.”
Zil sustu. Defterler kapandı. Alarm biraz geç çalıyor. Tatil başladı. İşte tam bu anda çoğu öğrencinin zihninde aynı cümle belirir: “Oh be, ders yok!” Dinlenmek elbette hakkın. Yoruldun, koştun, sınavdan sınava girdin. Ama dürüst olalım: Tatil, derslerden kaçma zamanı değil; derslerle aranı düzeltme zamanıdır. Üstelik bunu saatlerce çalışarak değil, küçük ve etkili tekrarlarla yaparsın. Çünkü büyük başarılar, büyük fedakârlıklardan değil; istikrarlı küçük adımlardan doğar.
Birçok öğrenci tatili iki uçta yaşar. Ya tamamen derslerden kopar ya da tatilde de kendini aşırı çalışmaya zorlayarak tükenir. Oysa ikisi de doğru değildir. Beyin öğrenmekten çok unutmaya meyillidir. Tatil boyunca hiç tekrar yapmazsan, okul başladığında “Ben bunu biliyordum ama…” cümlesi dilinden düşmez. Günde sadece 20–30 dakikalık tekrarlar ise beynine net bir mesaj verir: “Bu bilgiler hâlâ önemli.” Beyin de önem verdiğini saklar.
Küçük tekrar denildiğinde çoğu öğrenci yanlış anlar. Bu, bir konunun tamamını bitirmek ya da saatlerce masa başında oturmak değildir. Küçük tekrar; birkaç soru çözmek, konu özetine göz atmak, yanlış defterini incelemek ya da kısa bir konu videosu izlemektir. Yani kendini yormadan, kopmadan devam etmektir. İşte bu küçük adımlar, bir hafta sonra seni düşündüğünden çok daha ileri taşır.
Tatilde en sık söylenen cümlelerden biri şudur: “Nasıl olsa tatil kısa, başlayınca hallederim.” Ama gerçek bambaşkadır. Tatil dönüşü dersler sıfırdan başlamaz. Öğretmenler tekrar yaptıklarını söyler ama o tekrar, konuyu hatırlayanlar içindir. Eğer tamamen kopmuşsan, derste sadece bakarsın. Anlamadıkça motivasyon düşer ve sessizce “Ben yapamıyorum” düşüncesi yerleşir. Oysa sorun zekâ ya da kapasite değil, kopuştur.
Tatilde ders çalışmak seni gerçekten öne geçirir. Çünkü herkes durur. Tam da bu yüzden sen biraz ilerlersen, aslında çok ilerlemiş olursun. Tatilde yapılan küçük tekrarlar bilgiyi taze tutar, okul açıldığında özgüven kazandırır ve derste “Ben bunu biliyorum” hissini yaşatır. Motivasyon, çalışınca gelir. Çalışmayı bekleyerek motivasyon gelmez.
Bir gün gaza gelip beş saat çalışmak, sonra beş gün hiçbir şey yapmamak seni ileri götürmez. Ama her gün 20 dakika ayıran bir öğrenci, bir ay sonra büyük fark yaratır. Çünkü başarı duygularla değil alışkanlıklarla gelir. Tatil, alışkanlık kazanmak için en uygun zamandır. Okul varken “zamanım yok” dersin; tatilde ise bahaneler azalır.
Kendine şu soruyu sorman gerekir: Tatil bittiğinde nasıl bir öğrenci olmak istiyorsun? Her şeyi unutmuş, geri kalmış biri mi; yoksa hazır, sakin ve özgüvenli biri mi? Bu farkı yaratan şey saatlerce çalışmak değil, her gün verilen küçük tekrar kararlarıdır.
Ders çalışmak yalnızca sınavlar için yapılan bir görev değildir. Aynı zamanda kendine duyduğun saygının bir göstergesidir. “Ben geleceğimi önemsiyorum” demektir. “Kendimi son güne bırakmıyorum” demektir. Bu bir zorunluluk değil, kendi hayatının lideri olmaktır.
Kimse senden tatilde tam performans beklemiyor. Ama kendinden şunu bekleyebilirsin: Haftada birkaç gün, günde 20–30 dakika, sadece kopmamak için çalışmak. Bu kadar. Ve bu “bu kadar”, sandığından çok daha güçlüdür.
Tatilde kazananlar her gün saatlerce çalışanlar değildir. Hiç çalışmayanlar da değildir. Tatilde kazananlar, kopmayanlardır. Küçük tekrarlarla devam edenler, okul açıldığında “Ben hazırım” der. Diğerleri ise “Biraz alışayım” derken zaman kaybeder.
Bir gerçeği net söyleyelim: Kimse her gün ders çalışmak istemez. İstememek tembellik değildir, insanlıktır. Önemli olan istemediğin halde küçük bir adım atabilmektir. Çünkü o adım, seni senden sonraki hâline taşır. Tatilde çalışmak, başkalarına bir şey kanıtlamak için değil; gelecekteki kendine bir iyilik yapmak içindir. Bugün attığın küçük adımın karşılığını belki hemen almazsın ama okul açıldığında farkı çok net hissedersin.
Motivasyon, çalışmanın ön şartı değildir; çalışmanın sonucudur. “İçimden gelsin” diye bekleyenler çoğu zaman hiç başlamaz. Ama masaya oturup iki soru çözen, beş dakika konuya bakan bir öğrenci bile zihninde bir kapıyı aralar. O kapı açıldıkça istek de artar. İşte bu yüzden küçük tekrarlar çok değerlidir. Seni yormaz ama seni bırakmaz.
Tatilde yapılan tekrarlar seni bir yarışta öne geçirir. Çünkü sen durmazsın, akarsın. Herkes beklerken sen ilerlersin. Ve bu ilerleme sessizdir ama güçlüdür. Okul başladığında panikleyenlerden değil, hazır olanlardan olursun. İşte gerçek motivasyon budur: Kendine güvenerek sınıfa girmek.
Tatilde ders çalışan öğrenci “inek” değildir, bilinçlidir. Kendini tanır, sınırlarını bilir ve geleceğini şansa bırakmaz. Başarı, zeki olanların değil; vazgeçmeyenlerin hikâyesidir. Bugün sadece on beş dakika ayırabilen biri, aslında kendine “Ben pes etmiyorum” demiş olur. Bu cümle, insanın iç dünyasında çok şey değiştirir. Çünkü insan en çok kendine verdiği sözleri tutamadığında yorulur.
Tatilde çalışmak, eğlenmemek anlamına gelmez. Aksine, rahat eğlenmenin yoludur. Çünkü zihninin bir köşesinde “geri kalıyorum” düşüncesi yoktur. İçin rahattır. O rahatlık, seni hem daha mutlu hem daha güçlü yapar. Okul açıldığında geriye dönüp baktığında, “İyi ki kopmamışım” dersin. İşte bu cümle, bütün yorgunluğa değer.
Her küçük tekrar, kendine attığın bir imzadır. “Ben bu yoldayım” demektir. Kimse seni izlemese bile sen bilirsin. Ve insanın en büyük motivasyonu da budur. Alkış değil, fark edilmek değil; kendi vicdanıyla barışık olmaktır.
Bu tatilde mükemmel olma. Sadece devam edenlerden ol. Çünkü devam edenler, bir gün mutlaka kazanır. Büyük başarılar, sessiz tatil günlerinde atılan küçük adımlarla başlar. Bugün 20 dakika, yarın 20 dakika daha… Ve bir bakmışsın, tatil seni geriye değil ileri taşımış. Şimdi kendine sor: Bu tatilde tamamen duranlardan mı olacaksın, küçük tekrarlarla fark yaratanlardan mı?
Bu yazıyı bitirirken senden büyük kararlar vermeni beklemiyorum. Hayat bugün değişmek zorunda değil. Sadece şunu bilmeni istiyorum: Küçük adımlar gerçekten yeterlidir. Bugün beş dakika, yarın on dakika… Bazen sadece kitabı açıp bakmak bile bir ilerlemedir. Kendine kızmadan, başkalarıyla kıyaslamadan devam edebilirsin. Çünkü bu yol senin yolun. Hızın başkasına benzemek zorunda değil. Eğer bu tatilde tamamen durmamayı seçersen, kendinle gurur duyacağın bir şey yapmış olursun. Ve inan bana, okul başladığında o küçük çabaların seni sessizce taşıdığını fark edeceksin. Burada bitmiyor; sadece kısa bir mola veriyorsun. Yolun açık, kalbin yeterince cesur. Bu da şimdilik fazlasıyla yeterli.






















