MENTÖRÜN PENCERESİ – Hakan BİROL
BİR OPTİK FORMUN ÖLÇEMEYECEĞİ ŞEYLER VAR
Sınavlar yaklaşıyor. Evlerde, okullarda, dershanelerde ve öğrenci odalarında aynı heyecan dolaşıyor. Takvim yaprakları ilerledikçe kalpler biraz daha hızlı atıyor. LGS’ye hazırlanan ortaokul öğrencileri için sayılı günler kaldı. Üniversite hayali kuran gençler için de YKS’de artık son viraja girildi. Bu günlerde sadece öğrenciler değil, anne babalar da aynı sınava hazırlanıyormuş gibi hissediyor. Kimi zaman bir öğrencinin taşıdığı kaygıyı ailesi de taşıyor kimi zaman da ailenin kaygısı öğrencinin omuzlarına yükleniyor.
Şimdi hatırlanması gereken önemli bir gerçek var: Bu sınavlar önemlidir ancak hayatın tamamı değildir.
Bu sınavlar geleceğe açılan kapılardan biridir. Evet, iyi bir sonuç almak birçok öğrencinin hayalini süsleyen okullara ulaşmasını sağlayacaktır. Ancak hiçbir sınav, bir insanın değerini ölçemez. Hiçbir optik form, bir öğrencinin karakterini, dürüstlüğünü, merhametini, hayallerini ve potansiyelini tam olarak gösteremez. Bir sınav sonucu yalnızca belirli bir gün, belirli bir saatte gösterilen performansı ölçer. Oysa insan bundan çok daha fazlasıdır.
Bugün birçok öğrenci, netlerini kendi değeriyle karıştırıyor. Çözdüğü soru sayısını kişiliğinin ölçüsü gibi görmeye başlıyor. Bir denemede düşük net yaptığında kendisini başarısız hissediyor. Bir yanlış yaptığında bütün emeklerinin boşa gittiğini düşünüyor. Oysa gerçek hiç de böyle değildir. İnsan bazen ilerlediğini fark etmeden ilerler. Tohumun toprağın altında büyümesi gibi, öğrencinin emeği de çoğu zaman sessizce birikir. Sonucu hemen görünmez ama zamanı geldiğinde meyvesini verir.
Şu an birçok öğrenci eksiklerine odaklanıyor. Yapamadığı soruları düşünüyor. Kaçırdığı konuları hatırlıyor. Oysa biraz durup geriye dönüp baksa, aslında ne kadar uzun bir yol geldiğini görecek. Belki aylar önce çözemediği soruları bugün rahatlıkla çözebiliyor. Belki anlamakta zorlandığı konular artık ona çok daha tanıdık geliyor. Belki hâlâ eksikleri var ama artık eskisinden çok daha güçlü bir noktada bulunuyor.
İnsan bazen sahip olduklarını unutup sadece eksiklerine odaklanır. Bu da kaygıyı büyütür. Oysa bu son günlerde öğrencilerin yapması gereken şey eksiklerini büyütmek değil, sahip oldukları birikime güvenmektir. Çünkü sınava girecek olan şey yalnızca son bir haftanın çalışması değildir. Sınava girecek olan; aylar boyunca çözülen sorular, yapılan tekrarlar, çekilen uykusuzluklar, edilen sabırlar ve gösterilen emeklerdir.
Veliler açısından bakıldığında da bu süreç oldukça zordur. Anne ve babalar çocuklarının başarılı olmasını isterler. Onların iyi bir eğitim almasını, güzel bir geleceğe sahip olmasını hayal ederler. Bu yüzden bazen farkında olmadan kendi kaygılarını çocuklarına yansıtabilirler. Sürekli dersleri konuşmak, sık sık net sormak, eksikleri hatırlatmak veya sonuçlar üzerinden konuşmak iyi niyetle yapılır. Ancak bazen bu durum öğrencinin üzerindeki baskıyı artırabilir.
Bu günlerde çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, ailelerinin sakinliğidir. Çünkü kaygı bulaşıcı olduğu gibi güven de bulaşıcıdır. Anne ve babasının kendisine güvendiğini hisseden bir çocuk, kendi gücüne daha kolay inanır. Evde kurulan birkaç doğru cümle, çözülen onlarca sorudan daha etkili olabilir. “Biz sana güveniyoruz.” “Elinden geleni yaptığını biliyoruz.” “Sonuç ne olursa olsun seni seviyoruz.” Bu cümleler, öğrencinin zihninde büyük bir rahatlama oluşturabilir.
Sevgili öğrenciler, unutmayın ki şu anda hissettiğiniz heyecan son derece normaldir. Kaygı duymanız, sınavı önemsediğinizi gösterir. Önemli olan kaygının sizi yönetmesine izin vermemektir. Çünkü kaygı kontrol edildiğinde enerjiye dönüşebilir. Ancak büyütüldüğünde performansı düşürür. Bu nedenle sürekli sınav sonucunu düşünmek yerine, bugün yapabileceğiniz işe odaklanın. Bir gününüzü verimli geçirmek, bir ay sonrasını düşünmekten çok daha değerlidir.
Bu son günlerde birçok öğrenci, aylarca yapmadığını birkaç günde yapmaya çalışıyor. Daha fazla soru çözmek, daha fazla konu bitirmek ve eksiksiz olmak istiyor. Oysa mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Sınava mükemmel öğrenciler değil hazırlıklı öğrenciler girer. Hiç kimse bütün konuları yüzde yüz bilerek sınava girmez. Her öğrencinin eksikleri vardır. Başarılı olanlar, eksikleri olmadığı için değil, sahip oldukları bilgileri doğru kullandıkları için başarılı olurlar.
Şunu da unutmamak gerekir ki hayat uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta bazen istediğimiz sonuçları alırız, bazen alamayız. Ancak insanı büyüten şey yalnızca başarılar değildir. Mücadele etmek, sabretmek, yeniden ayağa kalkmak ve devam etmek de insanı geliştirir. Belki yıllar sonra dönüp baktığınızda bu sınavın sonucundan çok, bu süreçte öğrendiğiniz disiplinin ve mücadele gücünün hayatınıza yön verdiğini fark edeceksiniz.
Şimdi önünüzdeki günleri korkuyla değil, bilinçle değerlendirme zamanı. Uykunuzu düzenleyin. Sağlığınıza dikkat edin. Kısa tekrarlar yapın. Moral veren insanlarla vakit geçirin. Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslamayın. Sosyal medyada gördüğünüz başarı hikâyeleri sizi yanıltmasın. Her öğrencinin hikâyesi farklıdır. Her insanın yolu farklıdır. Önemli olan başkasının yoluna bakmak değil, kendi yolunuzda sağlam adımlarla yürümektir.
Sevgili anne babalar…
Bu süreçte unutulan bir başka gerçek daha var: Çocuklarımız yalnızca bir sınava hazırlanmıyorlar; aynı zamanda hayatın ilk büyük sorumluluklarından biriyle yüzleşiyorlar. Belki ilk kez uzun vadeli bir hedef için aylarca emek veriyorlar. İlk kez düzenli çalışmanın ne demek olduğunu deneyimliyorlar. İlk kez bazen istemeden de olsa masanın başına oturup görevlerini yerine getirmeyi öğreniyorlar. Bu yönüyle bakıldığında sınav hazırlığı, yalnızca akademik bir süreç değil; aynı zamanda karakter gelişiminin de önemli bir parçasıdır. Sabretmeyi öğrenen, vazgeçmemeyi öğrenen ve zor zamanlarda mücadele etmeyi öğrenen bir genç, hayatın diğer alanlarında da güçlü adımlar atacaktır.
Bazen öğrenciler şöyle düşünür: “Ya istediğim sonucu alamazsam?” Oysa bu sorunun içinde gizli bir yanılgı vardır. Çünkü insanlar çoğu zaman hayatlarını tek bir sonuca bağlarlar. Hâlbuki hayat, tek bir sınav sonucundan çok daha geniştir. Bugün dünyanın farklı alanlarında başarılı olmuş binlerce insanın hayat hikâyesine baktığımızda, çoğunun yolculuğunun dümdüz ilerlemediğini görürüz. Kimi istediği okulu kazanamamış, kimi hedeflediği bölüme yerleşememiş, kimi de hayal ettiği sonucu elde edememiştir. Ama onlar yollarına devam etmiş, yeni fırsatlar keşfetmiş ve sonunda kendi başarı hikâyelerini yazmışlardır. Çünkü başarı çoğu zaman tek bir kapıdan değil, vazgeçmeyen insanların önünde açılan birçok kapıdan gelir.
Bu nedenle bugün odaklanılması gereken şey sonuç korkusu değil, sürecin hakkını verebilmektir. Elinden gelenin en iyisini yapmak, insanın kendisine karşı duyduğu saygıyı artırır. Sonuç ne olursa olsun, “Ben görevimi yaptım, elimden gelen çabayı gösterdim.” diyebilmek büyük bir kazanımdır. Bu duygu, insanın gelecekte karşılaşacağı her zorlukta ona güç verir.
Belki de bugünlerde hem öğrencilerin hem de velilerin sık sık kendilerine şu soruyu sormaları gerekiyor: “Bu sınavdan beş yıl sonra neyi hatırlayacağım?” Büyük ihtimalle çözülen son denemenin net sayısını değil. Büyük ihtimalle hangi gün kaç soru çözüldüğünü de değil. Ama bu süreçte gösterilen dayanışmayı, ailece geçirilen zamanları, birbirine verilen desteği ve zor günlerde korunan umudu hatırlayacağız. Çünkü insanın hafızasında rakamlardan çok duygular kalır.
İşte bu yüzden kalan günleri bir endişe maratonuna dönüştürmek yerine, emeğinize güvenerek geçirmek en doğru seçim olacaktır. Şu ana kadar gösterdiğiniz çaba küçümsenecek bir çaba değildir. Her çözülen soru, her yapılan tekrar, her fedakârlık ve her sabır anı sizi bugüne taşıdı. Şimdi yapılması gereken şey kendinize inanmak, sakin kalmak ve yolun son bölümünü güvenle tamamlamaktır.
Çünkü bazen başarı, son birkaç adımda daha hızlı koşmak değil; son birkaç adımda paniğe kapılmadan yürümeye devam edebilmektir. Ve sizler, bugüne kadar gösterdiğiniz emekle bunu başarabilecek güce sahipsiniz.
Çocuklarınızın bugün sizden beklediği şey, kusursuz yönlendirmeler değil; yanlarında olduğunuzu hissetmeleridir. Bu günler gelip geçecek. Sınav yapılacak, sonuçlar açıklanacak ve hayat devam edecek. Ancak yıllar sonra çocuklarınız bu süreci hatırladığında, çözdükleri sorulardan çok kendilerini nasıl hissettiklerini hatırlayacaklar. Onlara güvenildiğini mi hissettiler, yoksa sürekli baskı altında mı kaldılar? İşte asıl önemli olan budur.
Bu nedenle gelin, kalan günleri kaygıyla değil umutla geçirelim. Eksiklere değil kazanımlara bakalım. Korkulara değil emeklere odaklanalım. Çünkü sınav günü geldiğinde öğrencilerin yanında olacak en büyük güç; son hafta öğrenilen bilgiler değil, aylar boyunca biriktirilen emek ve kendilerine duydukları güvendir.
Ve unutmayalım…
Hayatta bazı sonuçlar önemlidir, ama hiçbir sonuç bir insanın değerinden daha önemli değildir. Çocuklarımızın değeri aldıkları puanlarla değil, sahip oldukları karakterle ölçülür. Bugün emek veren, çalışan, mücadele eden her öğrenci zaten alkışı hak etmektedir.
Şimdiden tüm öğrencilerimize gönülden başarılar diliyorum. Zihinlerinin berrak, kalplerinin sakin, emeklerinin karşılığının bol olmasını temenni ediyorum. Yolunuz açık olsun. Unutmayın; sınavlar gelip geçer, fakat emek ve karakter insanın ömrü boyunca yanında kalır.





















