KURUMSAL İYİLEŞTİRME – DAVUT FEN
Emeklisi olduğum kurumun buradaki müdürlük yerleşkesinin nasıl bir değişim, dönüşüm geçirdiğini gözlemler dururum. Merkeze doğru yöneldiğimde yolum üzerinde yer alır.
Çeyrek yüzyıl öncesinde de kapısından bayağı bir girip çıkmışlığımız olmuştu. Bugünkü adı Seydikemer olan ilçemizde kurulu müdürlüğümüzde çalışıyordum. Görevim dava işleriydi. O günlerde orası belde idi. Beldelerde de Adliye olmaz. Biz de müdürlük olarak dava işlerinde Fethiye Müdürlüğümüz üzerinden işlem yürütüyorduk.
Belde müdürlüğümüz, zamanın ileri gelen etkili kişisinin istemleri doğrultusunda kurdurulmuş. Şeflik iken Müdürlüğe dönüştürülmüş. Yapı gereksimi üzerinde durulup eksiği giderilememiş. Günümüzdeki hali çok sonralarıdır. Bu boyut, benim ikinci kitabımda da bayağı bir yer alır.
Buradaki müdürlüğün bahçesine de il olunduğunda Valilik Konağı yapılmak üzere el konulmasın diye, geniş ölçekli eğitim merkezi ve konukevi yapımına geçilmiş, hemen de bitirilmişmiş.
Şimdilerde ise, bahçe duvarları üzerindeki demir parmaklıklara her iki metrede bir Genel Müdürlük simge yuvarlağı takılı olmasına bayağı bir bozulur; abartılı bulurum. Hele hele bankalara kiraya verilmiş alandaki o bankamatiklerin aralarının çer çöp olmasına daha bir kızıp bozuluyorum. Turizmiyle öne çıkan ilçemizde, oraları, bizim görsel ve işlevsel alanımız olduğu hiç hesaba katılmıyor; sanki kasıtlı olarak çöp yuvası yapılıyor.
Çıkıp geldiğim memleketimde, o benim mesleğim olan boyutta yapılan değişikler çok daha öne çıkmış. Benim zamanımdaki şeflik sayısı 10’dan 24’e çıkarılmış. Aynı konuda, iki ayrı müdürlüğün, aynı çatı altında bulunduğu bizim o memlekette, ana müdürlük konumunda olanına atanan müdürün eşi de ikinci kattaki diğer işletmenin müdür yardımcılığına atamışlar. Karı-kocanın her ikisi de aynı akademik okul çıkışlı olunca, öylesini uygun bulmada sakınca görmemişler. Son edindiğim bilgilerim arasında, şeflik sayısı artırılan iki işletme müdürlüğüne, yeni bir yönetim merkezi yapısı için yer seçimi arayışında olunduğu da vardı. Kaynım da kendilerine yakın bir emekli çalışan olduğundan, o tür bilgileri ister istemez ediniyorum.
Elbet emeklerime de acıyorum. Kendimi, buralara, çalışan niteliğim alınarak bile(*), bin bir güçlükle, kırıla, döküle; atmazdan önce, görev alanım olarak üzerime işletmemiz yarı yük sorumluluğu atılı bulunuyordu. Ödenek boyutunda her bir öngörüsü kabul gören o müdürlüklerimiz, iş çalışan istemine gelince çekiniyor olsalar gerekti. İşler nasıl olsa yürütülüyordu; birinin üzerine çok yük biniyormuş, umursayan mı var! Buralara kendimi atmakta ille de üstelemem niyedir, sanıyorsunuz.
O konuda bir güzellik de yaşamıştık. Buralara iki meslektaş olarak çıkıp gelmiştik. Bizleri iyi tanıyan yeni bir bölge müdürü göreve gelince Antalya’ya geldikleri seminerleri sonrası, beş müdürüyle bizlerin yanına çıkıp gelmişler, geri dönmemizi de istemişlerdi. Arkadaşım hemen geri dönmüşse de elbet ben dönmemeyi yeğlemiştim. Zaten benim için de “Davut dönmez” demişler. Sıkıntılara göğüs gerip bildiğiniz gibi buralı olup çıktım.
Onca iyileştirme geçiren mesleki örgüt yapımıza da eleştirilerimi sıralamaktan geri duruvermiyorum. Aile bireyleri olarak da kentimiz halkına elimizden gelenin en iyisini katkı olarak sunmakta hiç duraksama bile göstermiyoruz
Sizler yaşamamış olabilirsiniz; bir eşikten sonra(!) gol atmak, artık kişiyi kesmiyor; ağları da parçalamak istenci baskın geliyor.
Herkese iyi haftalar…
Burada meslekte yükselme sınavı seminerinde Bölge Müdürlüğümüzün en yüksek not alan kursiyeri olarak o hakkımın da ötesine geçtim.
















