Ramazan ayı hangi mevsimde gelirse gelsin kendine has bir iklimi vardır. Ne Sahra Çölü gibi sıcak ne kutuplar kadar soğuktur. Huzur mevsiminde tenimize değen ılık rüzgâr, kirpiklerimizi kırpıştıran güneştir ramazan. Ramazan ayı; nefsimize hâkimiyet, bedenimize şifa, insanın insanı anlaması, avucumuzdan usul usul sıyrılan dünyayı son bir çırpınışla kurtarmaktır. Çocukluğumuzdur Ramazan, sesini duyar duymaz kalktığımız maniler ve davuldur, uyku mahmuru oturduğumuz sahur sofralarıdır, kalbimizden dudaklarımıza düşen niyettir, yaşımızın el verdiğince tuttuğumuz tekne orucudur, akşam ezanı yaklaştığında hep beraber oturulan iftar sofralarıdır, kulak verdiğimiz ezan sesidir, yanımızdaki amcalara ya da teyzelere bakarak kıldığımız teravih namazıdır, babamla gittiğimiz Karagöz Hacivat gölgeleridir, şahit olduğumuz kalabalık iftar sofralarıdır, minarelerin ışıl ışıl mahyalara bürünmesidir, pide kuyruğunda kurulan sohbetlerdir, ardından gelen bayramdır. Ramazan ayı ile birlikte birliğin ve beraberliğin mevsimi gelir. On bir ayın sonunda gelen en güzel mevsimdir Ramazan.
Ramazan ayı gelince insanın içine bir güneş doğar sanki. Anne kucağı huzuru gibi bir huzura bürünürüz. Bir ay bile olsa yoksulun, açın, muhtacın halini anlarız. Nefsimize sahip çıkmayı, oruç tutmayana oruç tutan kadar saygı göstermeyi, oruç tutanların yanında bir yudum su bile içmemenin verdiği masumiyeti, rızkı paylaşmayı, zekat vermeyi, bir lokma ekmeğin değerini bilmeyi öğreniriz. Şükretmeyi, secde etmeyi, dua etmeyi, arınmayı öğreniriz.
Büyüklerimiz hep der ya ‘’ Nerde o eski ramazanlar’’ diye. Yaş aldıkça bu cümlenin anlamını daha iyi anlamaya başladım. Ben de artık özlüyorum eski ramazanları. Tokmağın davula vuruşunu, kalabalık iftar sofralarını, Hacivat’ ın Karagöz ile atışmasını, pidenin kokusunu, oruç olmayanın oruç olana saygısını, her sene Ramazan’ ın ilk günü değişmeyen menümüzü, ailecek yapılan sahurları, iftar sonrası muhabbetlerini. İnsan büyüdükçe yediği yemeklerin, içtiği suyun tadı nasıl değişiyorsa Ramazan’ ın, bayramın da tadı değişiyor. Bir derin özlem ile geçmişe bakarak yaşıyoruz. Yaşadığımız her gün bir önceki günü aratıyor sanki. Bu sene Ramazan boynu bükük bir mevsim ama her haliyle yine de güzel bir mevsim.
Umarım bu Ramazan kalbimizdeki tüm kötülüklerden sıyrılırız. Umarım bu Ramazan oruçlarımızı sıhhatle tutarız. Umarım bu Ramazan yoksullar için bir umut, hastalar için bir şifa, karanlıkta kalanlar için bir kandil olur. Hoş geldin ya şehr-i ramazan.






















