Hoşgeldiniz  
.................................................................................. ...................................................................................

Köşe yazarı Davut Fen’denARKAMI DÖNÜP GİDERKEN MERAKTAN İKİDE BİR ONA BAKMADAN EDEMİYORDUM…

Erkan Ilik | 18 Ekim 2020 | Eğitim, Genel, Güncel, gundem, Kültür, Mugla, Siyaset, siyasi, Yazarlar


Erkan Ilik
fethiyegazetesi1960@gmail.com

Köşe yazarı Davut Fen’den  “ARKAMI DÖNÜP GİDERKEN MERAKTANİKİDE BİR ONA BAKMADAN EDEMİYORDUM…”

Hafta başında sevgili eşimle günübirliğine yaylamıza çıkmamız gerektiğini düşündük. Oradan aşağı inmezden önceki günün akşamı eşim oturma odamızın sobasını yakma gereği duymuştu. Yakmadan önce, “Sobayı yakalım mı?” diye sormuş, ben de, “Yakmasak da olur.” demiştim.
İşte o gelişimizden sora da Yayla’mızdan elimizi eteğimizi çekmiş ara vermiştik.
O günübirlik Yayla’ya çıktığımızda, eşim, yeni yaptığı taranamızı oda içine kuruması için serdikten sonra bahçe işlerini önemsediğinden biber, domates toplamak istiyor, arkasından da patates çıkartmayı düşünüyordu.
O ara bana da yarım bıraktığımız iş olan fasulye sırıklarını sökmek düşmüştü.
Eşimi yapmayı düşündüğü işlerle uğraşsın diye o konutumuz çevresinde bıraktım. Ben, Yayla’mızda olmanın keyfini çıkartmaktan yana idim. O yüzden de önünde genişçe bir çayırlığın olduğu konutumuz çevresinde bulunmak bana yetmiyordu. Ortalıkta hane halkından kimse de yoktu. Onların yerine iki çocuğu ile gelinleri yapılacak işler için o gün oradaydı; o da kendince işlenmekteydi.
Ben de, o Yayla’mızın güz mevsimindeki halini daha bir görüp yaşamaya koyuldum.
Her bir yan sararıp solan yaprak döküntleri doluydu.
Tepemizde yükselip duran Çaldağ ise görkemiyle yörenin başat görseli olarak bakışları ikide bir üzerine çekiyordu.
Önce asfalt yol boyunca yürüdüm, gezinmeye çıktım.
Çoğu zaman yaptığım gibi, orası burası derken, yine ovanın bize uzak olan ötelerine uzanıp gitmeden duramayacaktım; doğrultum, yönüm öyleydi.
Köprüden sonra yoldan ayrıldım, ara yoldan ilerledim. Tarla içlerinde yürüdüm, tel örgüleri aştım.
Ürünü yazdan alınmış, avlusuz, çitsiz ova tarlalarında sığırlar, koyunlar, keçiler dağınık olarak, keyiflerince yaylımdaydılar. İşte oraların kendine has havası öyledir; hepten ıssız da değildir; hiç kimse olmasa bile hayvan sürüleri oralara salınmışlardır. Onlar da açık havada otlamak için özgürce birlikte hareket ederler. Benim asıl ilgi duyduğum ise oraların ıssız, bomboş olduğu saatlerdir.
Kapalı havzanın o Burgaç yerini hedef belirleyip oradan döneyim diyordum. Ovanın peşpeşe yağan yağışlar sonrası göl olup çıkan en taban yerinde suyun zamanla çekilip gittiği yeri biz öyle tanımlıyorduk.
Bir traktör sahibi de ortalıkta tek tek kuru sığır gübresi topluyordu.
Onun yanına vardım, biraz söyleşiverdik. Kendisiyle daha önce de konuşmuşluğumuz olmuşmuş. Arıcılık yapmaktaymış; anımsamıştım. Topladığı o kuru, sığır gübrelerini arı kovanlarına yaklaşırken tütsü yapmakta kullacakmış. Başka türlü arılara yaklaşılamazmış.
Onu kendi halinde bırakıp ayrıldım. Kendi hedefime aheste aheste yürüyerek ilerlemeyi sürdürdüm.
İşte o sıra bana doğru gelen köpekleri görmemle birlikte duraksayıverdim.
Köpekler havlamıyorlardı. Benim ise o yürüyüşlerimde hep olduğu gibi elimde bu kez de bir çamdalı değneğim vardı. Onu sopa olarak kullanırım diye hiç düşünmemişimdir; ince, uzun boyuma yürürken destek amaçlı taşıyordum.
Üç çoban köpeği ise, çevreme dağılarak, bana doğru gelmeyi sürdürüyorlardı. Biri bayağı iriceydi. Diğerleri de ona yakın sayılırlardı.
Onların yabancısı olmadığım kanısındaydım. Herbir çoban köpeği ile daha önce ovada sahipleri yanında denk geldiğimi biliyorum. Sahipleri olmasa bile onlarla yan yana gelip durabilmişizdir.
Bu kez ise sessizlikleri ve beni kuşatarak gelmeleri tuhafıma gitmişti. Çok da olası görmesem bile sinsi bir harekette bulunmalarının önünü almalıyım diye akıl yürütmeyi gerekli bulmuştum. Tekin olmayabileceklerini hesaba katmış olsam da doğru hareket edersem zararsız olmalarını sağlamayı umuyordum.
Onları sınamak için barışçıl olduğumu göstermek amaçlı dikildiğim yere oturdum.
Bütün o çoban köpeklerinde olduğu gibi boyunlarındaki tasmalarına sivri sivri kesilmiş saçlar perçinlenmişti. En genç olanında ise o perçinler sivri uçluydular ve sarımtırak görünümleriyle de süslü duruyorlardı. Yavru iken kulakları uçlarından kesilmiş olduğu anlaşılan o genç köpek de aslanların dişilerine benzeyip gitmişti. İri olana öykünen bir hali vardı. Bir diğeri ise inceydi. Atası olan kurt benzeri kır bir posta sahipti. En uzakta da o duruyordu.
Onlar duraksayarak yaklaştığında hep yaptığım gibi bu kez de kollarımı iki yana açtım; onları yanıma çağırdım. En iri olanı tutuk tutuk hareket ederek yavaşça yanıma yaklaştı. Ötekiler de çevremde yer almakla birlikte hep ötemde kalmayı yeğlemekteydiler. Yanıma sokulan o iri olanın çene altına elimi uzattım; değdirdim. O heybetli başına peşpeşe avuç içimle dokundum. Asıl iletişimimizi işte o ân kurmuş olduk. Ben de onu sevdim, okşadım; kendisine uluorta söylenip konuşuverdim. Üçü de benim gibi yere uzanmışlardı. Sessizce yerlerinde kaldılar.
Onları sınayıp bir güzel iletişim kurduktan sonra kalktım, yürüyüşüme geçtim.
Peşim sıra onlar da kalkmışlar. Arkamı dönüverdiğimde o iri köpeği gördüm. Hemen ardımda peşimden gelmekteydi. Hatta öylesi yakın yürümekteydi ki, bir ara patisiyle bana bile çarpmıştı.
Hedef yerimden dönüşümde sürü sahibi olan kişi ve yeğeni motosikletiyle çıkıp geldiler. Sürüyü geriye doğru sürmekeydiler.
Sürü sahibi kişi, genç biri olarak o yörede en candan bulduğum biridirler. Kendisi aynı zamanda özel de biridir; çalgıcıdır. Keçileri geri sürüp hemen dönerek köye gideceklermiş. Kısaca konuşalım derken bayağı da uzattık. Aklından geçirdiği bir tasarısından yine söz etden duramamıştık. O, çok hevesli olarak ahşap yayla konutu tasarlamaktaydı. Aramızda da o konuyu ara ara ele almaktdaydık. Olur du, olmazdı diye akıl yürütmekteydik.
Ayrılıp gideceklerken de köpekleri kastederek, gülümseyen bir yüzle, “Bunlar sana sarıvermiyorlar mı ağabey?” diye sormadan edemedi. Tavrında hem bir şaşkınlık, hem de hoşluk vardı. Yanımızda dikilerek sahipleriyle benim konuşmalarımızı merakla dinlemekte olan o iri köpeğin başına elimi koyup okşadım; ben de gülümsedim, “Biz onlarla dostuz.” demekle yetindim.
Keçileri ovanın dip köşesine,ötelere sürmüşlerdi. Sonrasında da onlar ayrılıp gittiler.
Ben de geri dönüşüme geçtim. Yere uzanmış olan iri köpeğin bakışları üzerimdeydi. Sürüsü ise ötelerdeydi.
Gün ortası yaşanılmış, geçilmişti.
Artık oralardan geri dönüyordum. O iri köpeği merak ettim. Uzandığı yerden başını dikmiş, sürekli bana bakmaktaydı.
Ben de etkilenmiştim. Birkaç kez daha dönüp bakmadan edemedim.
Epey uzaklaşmıştım.
Merakımı yenemedim; geriye döndüm, bir süre baktım. Gözlerim onu aradı. Seçmekte zorlansam da zar zor onu orada yine görebildim. Başını çevirmeksizin hâlâ bana bakmayı sürdürüyordu.
Bunca söz ettim. Bir boyuta parmak basmak istediğim çok açıktır. Dost, arkadaş, yoldaş denildiğinde onlar gibisi var mıdır acaba; siz söyleyin?
İyi haftalar…
_______________
Not: 1- Bu yazıyı ele almadan önce başka bir boyuta göndermede bulunacak; bir şarkıdan etkilenişi yazacaktım. Bir başka konum da vardı; yıllar öncesi etmiş olduğum bir sözümün anımsatılıp o sözümle tanımlanmış olmamı dillendiren gazeteci tanıdığımın sözlerine gönderme yapacak, kendilerinin o sözlerini ettiği andaki diğer bir açıklamasına değinerek bana göre o an çelişen yanından bir yazı konusu oluşturacaktım. Her iki konuyu bu yazım için öteledim.
2-Dereköy üzerinden Gömbe’ye iki araçla, grup olarak giderken, verdiğimiz mola sırasında, orada bulunan bir ağıl kıyısında köpekleri görünce onlarla da dostluk kurmadan edememişimdir. İkinci resimdeki ise Afrika Yaban Köpeğidir. Edinmem olanaksız da olsa en sevdiğim köpek türü onlardır.

331 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,9504
EURO 9,3928
BIST 1,1800
ALTIN 487,13

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle