İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine karşı Fethiye’de de kadınlar tepki eylemi gerçekleştirdiler. İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazetede yayınlanmasından sonra tepki açıklamaları Fethiye’den de geldi. Fethiye’deki kadın platformları ve örgütleri tarafından İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesine karşı tepki açıklamaları yapıldı. Fethiye Belediyesi Özer Olgun Kültür Merkezi önünde açıklama yapan kadın örgütleri daha sonra sahil boyundan Özgecan anıtına kadar sloganlar atarak, yürüyüşe geçtiler. Yapılan açıklamalarda; kadın örgütleri, hükümeti kararı geri çekmeye ve sözleşmeyi uygulamaya çağırdılar. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine karşı Fethiye Kadın Platformu, Fethiye Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği, Kibele Kadın Platformu ve Muğla Kadın Meclisi tarafından basın açıklamaları yapıldı. Fethiye Belediyesi Özer Olgun Kültür Merkezi önünde düzenlenen tepki eylemine; Fethiye’deki kadın platformlarının temsilcileri, Fethiye Kadın Meclisi üyeleri, CHP Fethiye İlçe Kadın Kolları temsilcileri, Fethiye Belediyesi CHP’li kadın meclis üyeleri ile bazı sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

“T.B.M.M DEVRE DIŞI BIRAKILARAK ANAYASA HİÇE SAYILDI”
Fethiye Kadın Platformu adına Ayşen Ragıpoğlu yapmış olduğu açıklamada “Öncelikle bilinmelidir ki biz kadınlara yönelik İmzalanan sözleşmeler ve yasalar bizlere yapılmış incelikler ya da bağışlanmış iyilikler değildir. Tüm Dünya da ve ülkemizde kadınların, kız kardeşlerimizin sürdürdüğü mücadeleler sonucu gerçekleşmiştir. İstanbul sözleşmesi; Kadına Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. Bu sözleşme 2011 yılında Türkiye’nin de ilk imzacısı olduğu bir sözleşmedir ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca 2014 yılında TBMM de yasayla onaylanarak yürürlüğe girmiştir. İstanbul sözleşmesi; Kadına yönelik şiddeti bir insan hakkı ihlali sayar Kadınlara yönelik şiddeti ortadan kaldırmayı ve Şiddetin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığını tespit eder. İstanbul sözleşmesi; kadınları ırk, renk, dil, siyasi veya sosyal köken ayrımı yapmaksızın cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal göçmen veya mülteci statüsü LGBTI+ları, kısaca herkesi ayrımcılık yapmaksızın korur. İstanbul Sözleşmesi bu amaçlar için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlanması ve uluslararası işbirliğinin yaygınlaştırılmasını sağladığı için uzun süredir iktidarın hedefindedir. İstanbul Sözleşmesi ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ ilkesine dayandığı için AKP’ nin içine sinmemiş bu sözleşmeyle sorunu bitmemiştir. AKP’nin yürürlüğe koyduğu (2008-2013) Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı ve imzaladıkları İstanbul sözleşmesi(2011) “toplumsal değerlerimiz ve kabullerimizle mütenasip olmadığı ve toplumca kabul görmediği” gibi gerekçelerle sürekli yıpratılmaya, yok edilmeye ve kaldırılmaya çalışılmaktaydı. Dün gece İstanbul sözleşmesinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile feshedildiği açıklandı. Bir uluslararası sözleşme hangi usulle yürürlüğe girdiyse ancak aynı biçimde yürürlükten kaldırılabilir. T.B.M.M devre dışı bırakılarak Anayasa hiçe sayılarak oluşturulan kararname iktidarın kadın düşmanlığı ve sivil darbe uygulamalarının devam ettiğinin kanıtı olarak ortada. Şunu da belirtelim İstanbul Sözleşmesi Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca yasayla onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Halkın büyük çoğunluğu istemiyor bahanesi ile böyle bir sözleşmeden Cumhurbaşkanı kararnamesiyle çıkılamaz. Dolayısıyla, TBMM yeni yasa yapmadıkça İstanbul Sözleşmesi yürürlüktedir. Biz kadınlar olarak erkek-devlet şiddetine karşı yaşam güvencemiz olan İstanbul sözleşmesine sahip çıkmak için bugün tüm illerde kadın örgütleriyle birlikte alanlardayız. Tüm kadınları yaşamımızı ve haklarımızı korumak için alanlara çağırıyoruz” dedi.

“KATLEDİLEN BİNLERCE KADIN; BİR KEZ DAHA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR”
Fethiye Kibele Kadın Platformu tarafından yapılan basın açıklaması CHP Fethiye Kadın Kolları Başkanı Gülümser Oymak tarafından yapıldı. Gülümser Oymak açıklamasında “Ülke adına karanlık bir güne uyandık. Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi, bir gecede tek adam hükümeti tarafından feshedildi! Bu kararla, koruma ve uzaklaştırma kararlarına rağmen en güvenli yer olan evlerinde hatta sokak ortasında katledilen binlerce kadın; bir kez daha öldürülmüştür. 42 milyon kadının hakkı elinden alınmıştır. Recep Tayyip Erdoğan tarafını bir kez daha belli ederek; kadınların yaşam hakkına sahip çıkan İstanbul Sözleşmesi’ne destek çıkacağına, zalimlerin yanında saf tutmuştur. Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi için devlete sorumluluk yüklemektedir. Psikolojik şiddet, ısrarlı takip, fiziksel şiddet, zorla evlendirme, cinsel ve ekonomik şiddet de dahil olmak üzere kadınları her türlü şiddetten koruyan en kapsamlı sözleşmedir. Şimdi AKP hükümetine soruyoruz: “Bu sözleşmenin neyinden rahatsız oldunuz?” Kadını yok sayan düzenden doğan kadına yönelik şiddetin ateşini harlamak, şahsım hükümetinin haddi değildir. Kadına karşı vahşet ve aile içi şiddet vakalarında yaşanacak artışın vebali, İstanbul Sözleşmesi’ni feshedenlerin boynundadır. 20 Temmuz sivil darbesinin failleri durmuyor, haksız, hukuksuz ve adaletsiz uygulamalarına devam ediyor. Dün gece TBMM’ye bir darbe daha yapıldı ve kadınların uzun mücadeleler sonucunda elde ettiği kazanımlar heba edildi, evrensel değerlerden uzaklaşıldı. Meclis’te oy birliğiyle kabul edilmiş olan İstanbul Sözleşmesi, milletin iradesi yok sayılarak feshedilemez. İnsan hakları, temel hak ve özgürlükler alanındaki sözleşmeler TBMM kararıyla; yani kanunla alınır. Bu karar açıkça Anayasamızı da yok saymaktır. Kadın cinayetleri politiktir. Biz,Erdoğan’ın TBMM’yi ve hukuku yok sayarak aldığı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını tanımıyoruz, tanımayacağız! Biz kadınlar korkmuyoruz, sinmiyoruz, zalimlere itaat etmiyoruz, geri durmuyoruz. Onlar korku yaymaya çalıştıkça,bizim örgütlü gücümüz her geçen gün büyüyor. Onlar dallarımızı budamaya çalıştıkça, bizim köklerimiz güçleniyor. Başta TBMM olmak üzere her platformda bu sözleşmenin gereklerinin yapılmasını sağlamak için kadın hareketiyle birlikte mücadelemize devam edeceğiz.Bundan sonra bulunduğumuz her alan; sokaklar, mahalleler, meydanlar dahil bizim için mücadele alanıdır. Vicdan sahibi her erkeğin annesi, eşi, kardeşi, arkadaşı olan ve yaşamın eşit ortağı olan kadınlarla beraber olacağını biliyoruz. Biz, hep birlikte bu zulme dur diyeceğiz. Türkiye’ye aydınlık günleri bizler getireceğiz. Bu kararnamenin pandemi koşullarında halkın sağlık, aşı ve diğer ihtiyaçları yeterince karşılanamazken sokağa çıkma kısıtlamalarını fırsat bilerek, 8 Mart sonrasında gece yarısı çıkartılması manidardır. Yaşadığımız ve yaşanılacak olan bütün sorunların yaratıcısı iktidardır. İstanbul sözleşmesi yaşatır. Korkmuyoruz, susmuyoruz asla itaat etmiyoruz. Asla aşağı bakmıyoruz” dedi. HABER/FOTO-GÖKHAN AYYILDIZ























