ESK BİR GENEL BAŞKANA İLİŞKİN – DAVUT FEN
Chp’nin eski genel başkanlarından birinden söz etmek istiyorum.
Kendileri, ülkemiz gidişatında etkin olabilmiş, yürütme erkinde de üst düzey görev ve sorumluluk üstlenmiş kişilerdendi. 12 Eylül Askeri Yönetimi Dönemi’nde Zincirbozan adıyla ünlü yerde, diğer önde gelen seçilmişlerle birlikte zorunlu olarak bir süre gidişat dışında tutulmuşlar arasında idi.
Erdal İnönü’nün SHP.’ne katılmaları sonrası da örgüt yazmanlığına getirilmişlerdi. Genel Başkanlık Adaylığı’na soyunmuşlar ise de bir değil, üç kez yenilmişlerdi. Kendilerine CHP’nin yeniden açılmasıyla seçimlere asılabilme fırsatı yakalamışlar, o yolda olanca çabalarını ortaya koymuşlardı.
Şans ona sonunda Kemal Derviş adlı, paradan puldan(!) iyi anlayan o ünlü kişinin kendi örgütünü yeğleyerek yol arkadaşlığına soyunmasıyla gülmüştü. Artık işten el çektirilip oyun dışı edilemeyecek konuma gelmiş, varlığını açıkça pekiştirmişlerdi.
İlk Ecevit Yürütme Erki Ekibi oluşturulmalarındaki çabaları da unutulmazlar arasında idi. En genç bakanlardan biri olmuş, o günkü gidişatta en belirleyici önde gelenlerden biri olup çıkmışlardı. 34 yaşında bakan olmuşlardı. Kurulması hayal bile edilemeyen, köktendinci yeni palazlanıp gelen o örgütle görüşmelerden olumu sonuç alınmasında başı çekmişlerdi.
O günlerde genel başkanla sık sık çelişki yaşadıkları da basına sızan haberler arasındaydı. Lamı, cimi yok; onun Erdal İnönü’nün başında bulunduğu SHP’sinin yazmanlığını üstlendiği dönemde yapılan yerel genel seçimlerde, o güne değin hiç olmadığı kadar belediye başkalığı kazanılmış; İstanbul belediye başkanlığı da o dönemde merkezi yürütmenin elinden sökülüp alınmıştı.
O dönem, örgüt il ve ilçe yönetimleri ağırlıkla iş insanı olan kimselerin eline düşmüş, akçeli işler kovalayan o kişilerin tavrı açıkça sivrilip çıkmıştı. Yazman konumundaki o ilkeli kişi, bu gelinen aşamadan en çok yakınan olmuş, örgütü onlardan arındırmayı amaç edindiği bilgisi, basına yansıyan hallerden biri olarak görülmüştü.
Günümüzde “Süreç” adı verilen İmralı başat kişisi, o dönem yurt dışında yakalanıp ülkeye getirilmiş olmalarının etkisi büyük olmuştu. O sayede yelkenlerini doldurarak iyi bir ivme yakalayan Ecevit’in DSP’si Aydın’da “CHP’yi sandığa gömün” diye yeri göğü inletirlerken, zamanında kendilerinin en genç Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanı olan, o kişiyi sandığa gömün, demişlerdi.
Hırslı, çalışkan, iyi söylev ustalığı hakkı kendilerine teslim edilen kişi, o dönem sandığa gömülmüşse de bir sonraki süreçte, o üzücü yazgının alınmasında başat etken olan, zamanın en ünlü solcu genel başkanını, yüzde 1,5 gibi bir oy oranıyla bir daha dirilmemek üzere, kendileri sandığa gömmüşlerdi[1].
Bizim emekliler olarak yüzde 75 aylık bağlanması oranıyla iyiliği de dokummuş başat kişidirler. Zamanın sağ kesim Başbakanı olan Tansu Çiller ile ortaklık ettikleri süreçte o boyut, yürütme erkinin, yaşama geçirecekleri arasına önem gözetilerek alındığını, iyi biliyoruz.
Bu dile getirdiğim boyut, söyleşilerin koyulaştığı anlarda zaman zaman sövgü ve yergi ile diğer kişilerden bazılarınca dillendirildiğine, sizlerde tanık olmuşsunuzdur. İşte ben de kendimi tutamayıp o söyleşilerden kendimi çekip alamayanlardan olup çıkıyorum.
Son kertede de efendim, meclise genç, sağlıklı biri değil de niye o felçli, yaşlı kişi seçilmişmiş, diye konu ediliyor. Benim yanıtım, işte yukarıda.
Bizim o geniş katılımlı söyleşilerimize kulak kabartan, zamanında iş insanı olan, yeni birileri beni ayaküstü durdurup bilindik yergilerini yine yapıverince ben de artık böylesi bir yazı döşemeye gerek gördüm. Ben, diğer o yapılan yergileri de yapılan saygısızca sözleri de öteden beri onaylamayan biriyim. Ben, o kişinin, Sakarya söylevini yerli yerinde bulup hayran olan bir kişiyim. O kişiye ve dava arkadaşlarına mal edilmiş olan, 1 Mart Tezkeresi oylaması ise bu ulusa armağan edilmiş en büyük onurlardandır.
Herkese iyi haftalar…
[1] Bizim bu çokbilmişlerimiz, bütün bu yaşananlara “kurgu” deyip çıkıyorlar. Ben de bozuluyorum.






















