Unutulan Mücadeleyi Hatırlayalım !!
3 Nisan 1923… Meclis, tarihin dönüm noktalarından birine tanıklık etmektedir. Kurtuluş Savaşı’nı omuzlayan Birinci Meclis yenilenecek, yeni bir seçim yasası hazırlanacaktır. Uzayan savaş yıllarında erkek nüfusu azaldığı için, eski yasada her 50 bin erkek için bir milletvekili seçilmesini öngören oran “20 binde bir” olarak güncellenmek istenir.
Tam da bu sırada, Bolu milletvekili Tunalı Hilmi Bey’in öncülüğündeki bir grup milletvekili, yalnızca erkek nüfusun değil, “Kurtuluş Savaşı’ndaki büyük fedakârlıkları nedeniyle” kadın nüfusunun da sayılması gerektiğini önerir.
Ve mecliste kıyamet kopar.
Öneri, sanki erkek onuruna bir saldırıymış gibi karşılanır; bağrışmalar, masalara vurulan yumruklar, yükselen ayak sesleri arasında Tunalı Hilmi Bey konuşmakta zorlanır. Yine de sesini duyurmaya çalışarak tutanaklara geçen o tarihi sözleri söyler:
“Efendiler, savaşa katılan analar, bacılar erkeklerden daha çoktu… Ayaklarınızı vurmayınız. Ayaklarınızla yere değil, kutsal analarımızın, bacılarımızın başlarına vurmuş oluyorsunuz… Sizden rica ediyorum, benim anam babamdan daha yücedir. Analar cennetten bile yücedir.”
Fakat gürültü daha da artar. Hilmi Bey adeta yalvarırcasına:
“Arkadaşlar, sizlerden kadınlara oy hakkı istemiyorum… Yalnızca sayılmalarını istiyorum!” der.
Buna rağmen Eskişehir milletvekili Emin Bey onu “dinsel yasaya saygı göstermemekle” suçlayarak tehdit eder. Konya milletvekili Vehbi Bey ise “Bolşeviklik” yakıştırmasıyla tepki gösterir.
Sonunda kadın nüfusu hesaba katmayan seçim yasası kabul edilir. Böylece tartışma 1923 yılında kapanır.
Bu süreçte bazı milletvekillerinin sözleri bugün bile ibretliktir.
Celal Nuri Bey: “Her Türk tanımından yalnızca erkekler anlaşılır.”
Urfa milletvekili Yahya Kemal Bey ise bu bakışa karşı çıkarak “Her Türk” yerine “Erkek ve kadın her Türk” ifadesini önerir. Ancak önerge büyük farkla reddedilir. Meclis yalnızca reddetmekle kalmaz, bu kararı coşkuyla alkışlar.
Bu alkışlar üzerine Recep Bey dayanamaz ve şöyle der:
“Efendiler, bu hakları kadınlarımıza vermiyorsunuz… Bari alkışlamayınız.”
Sevgili kadınlar…
Türkiye’de kadın haklarının 1923–1924 yıllarındaki manzarası işte buydu. Bugün çok şey değişti; ama kazandığımız hakların ne kadarını biliyor, ne kadarını koruyabiliyoruz?
Devrimci Türk kadınlarının yılmaz mücadelesiyle 1930’da belediye seçimlerine katılma, ardından muhtar olma ve ihtiyar meclisine girme haklarını aldık.
Ve 5 Aralık 1934’te milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandık.
Bu kazanımlar kendiliğinden olmadı; anlatmalıyız, unutturmamalıyız.
Bugün özgürce kutladığımız bu günleri o fedakâr kadınlara borçluyuz. Onlar hâlâ aramızda: sanayide, fabrikada, tarlada… Ancak biz onlara ne kadar ulaşabiliyoruz? Şehirlerde yapılan kutlamalar yetmez; bir köyde tarlada çalışan kadına, bir fabrikada tezgâh başındaki genç kıza ulaşmadan bu günün anlamı tamamlanmaz.
Emperyalizme karşı verilen büyük direnişin ardından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde yapılan demokratik reformlarla elde ettiğimiz bu hakkı, toplumun görünmez kahramanlarına tekrar tekrar anlatmalıyız.
91 yıl önce bize onuru, özgürlüğü ve toplumsal kimliği kazandıran Atamızı minnetle anıyoruz.
5 Aralık… Türk kadınının onurudur, özgürlüğünün teminatıdır.
Kutlu olsun.
Ebru Oğuzhan Yeter
Kaynak//Kaynak: TBMM 1. Dönem, 3 Nisan 1923 Tarihli Oturum Tutanakları























