EBRU OĞUZHAN YETER
SARIKAMIŞ DONARKEN !!
Baharda kar çiçekleriyle bezenen, yaz gelince sarının ve yeşilin en güzel tonlarının dans ettiği Allahuekber Dağları’nın etekleri…
22 Aralık 1914’te kara kış gelmişti. O yemyeşil dağların etekleri adam boyu karla kaplanmıştı.
Tipi, rüzgâr, dinmeyen kar… Göz gözü görmüyordu. Baharını, yazını bilmesen, bu esaretle yaşanmaz dersin.
Doğu’da doğaya direnmek zordur. Orada yaşayan her canlı için kış, başlı başına bir mücadeledir.
Karda yaşamak, yol almak, savaşmak zordur; ama karda donarak ölmek, kelimelerle anlatılamayacak bir felakettir.
Kars’ı Ruslardan geri almak amacıyla yola çıkan yaklaşık 90 bin asker, silahını dahi kullanamadan, soğuk, açlık ve hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti.
Birliklerin bir kısmı Sarıkamış’a ulaşmayı başarsa da Rus kuvvetleri tarafından imha edildi; sağ kalanların çoğu ise tifüs ve benzeri salgın hastalıklara yenik düştü.
Asıl felaket ise dağlarda yaşandı.
Henüz çatışmaya bile girilmeden, Allahuekber Dağları on binlerce Mehmetçiği bağrına bastı.
1914 yılında, Doğu illerimizi Rus işgalinden kurtarmak amacıyla başlatılan taarruzun hedefi Sarıkamış olarak belirlendi.
Ancak bu harekât, askerî gerçeklerden ve doğa koşullarından kopuk kararların ağır bedelini taşıyacaktı.
Enver Paşa, Erzurum’a geldiğinde Üçüncü Ordu’nun mevcudu, ikmal durumu, askerlerin sağlık ve donanım seviyesi hakkında yeterli ve sağlıklı bilgiye sahip değildi.
Buna rağmen, basiretsizlikle harekât planını uygulamaya koydu. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’nın,
“Bu mevsimde harekât yapılamaz, taarruz bahara ertelenmelidir” uyarılarına kulak asılmadı.
Hasan İzzet Paşa görevden alındı; Enver Paşa hem Harbiye Nazırı hem de Üçüncü Ordu Komutanı olarak tüm sorumluluğu üzerine aldı.
18 Aralık 1914’te taarruz emri verildi.
Oysa askerlerin büyük bölümü Arabistan’dan çekilen, Güneydoğu Anadolu’dan sevk edilen birliklerdi.
Kışlık kıyafetleri yoktu, ayakkabıları yetersizdi, iaşe ve cephane ikmali neredeyse imkânsızdı.
Lojistik planlama yapılmamıştı. Askerlerin kış şartlarına uygun donanımı sağlanmamıştı.
Dağ geçitleri, yollar ve hava koşulları hesaba katılmamıştı. Birlikler arasında koordinasyon ve haberleşme sağlanamamıştı. Rus ordusunun gücü ve konumu yanlış değerlendirilmişti.
Eksi 39 derece soğukta harekât başladı.
Fırtına, tipi ve kar yağışı birbirine karıştı.
Yollar kapandı, birlikler yönlerini kaybetti, askerler aç ve uykusuz kaldı.
Yanlış zamanlama, yanlış strateji ve yanlış ısrar;
Bir askerî başarısızlığın ötesinde, büyük bir insanlık dramına dönüştü.
Sarıkamış Harekâtı, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’ndaki en ağır askerî felaketlerinden biri olarak tarihe geçti.
Harekât sonrasında bölgede oluşan otorite boşluğu ve Ermeni-Rus iş birliği, Doğu Anadolu’da sivil halka yönelik büyük acıların yaşanmasına da zemin hazırladı.
O gün olduğu gibi bugün de, bu felaket uzun süre gizlenmek istendi.
Halk, Sarıkamış’ta yaşananları ancak yıllar sonra tüm çıplaklığıyla öğrenebildi.
Bugün her yıl Sarıkamış’ta şehitlerimiz anılıyor.
Gençler, o zor şartları anlamak için yürüyüşlere katılıyor, Allahuekber Dağları’nın eteklerinden geçerek şehitliğe ulaşıyor.
Tarih; ihaneti, hatayı, gafleti ve yanlış kararları soğuk sayfalarına kaydeder.
Türk Milleti ise dün olduğu gibi bugün de, şehitlerini sıcak yüreğinde taşır.
Sarıkamış Şehitlerimizi
Saygıyla, minnetle, rahmetle anıyoruz.
Ebru Oğuzhan Yeter






















